"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

21 Nisan 2015 Salı

Jon Leşiba Moşe! Moşe!

Tezahüratlar hâlâ kulağımda. Güle güle.
Mosheau'yi futbol oynadığı zaman/mekan içine değerlendirdiğimizde, çok farklı bir yöneliş ve tarz sahip olduğu için ayrı sevmek gerekir. O zamanın biçimsel dogmaları yüzünden, hiç taraftarın biricik sevgilisi olmadı Moshoeu ama performansı sayesinde hep ceket önü iliklenerek karşılığını buldu tribünlerde. Assolist 10 numaraların gösterişine sahip değildi, böyle bir iddiası da yoktu. Statik oyuna karşıydı belli ki, kanatlara deplase olduğu çoktu, santra yayının gerisine geldiğinde daha da çoktu...

11 Mart 2015 Çarşamba

90'lara yön veren adam: Carlos Alberto Parreira

Bu yazı, Hayatım Futbol dergisinin 166. sayısında yayımlanmıştır.
5 Mayıs 1996 tarihindeki efsane maçta Carlos Alberto Parreira, maç öncesinde pek yapmadığı bir şey yaptı ve kaptan Oğuz Çetin’e bir hafta boyunca frikik çalıştırdı. Maç öncesinde Parreira iki oyuncuya da bakarak kaptana yöneldi ve “Oğuz, yakından frikik olursa sen, uzaktan olursa Boliç kullanacak, tamam mı?” dedi. Maç başladı. Trabzonspor bastırıyor, Fenerbahçe zorlanıyordu. Bir frikiği, yakından olmasına rağmen Boliç kullandı. Devre arasında Parreira kaptanın yanına geldi; babacan bir tavırla, “Oğuz, yakın olursa sen, uzak olursa Boliç demedim mi ben size? Neden böyle yapıyorsunuz?” diye uyardı iki oyuncuyu. İkna etmişti ikisini de.

8 Mart 2015 Pazar

Çeyrek finalist Fenerbahçe vs Yarı finalist Fenerbahçe

Bu yazı, FourFourTwo dergisinin Mayıs 2013 sayısı için yazılmıştır.
Fenerbahçe 2 Nisan 2008 tarihinde Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Chelsea’yle oynayıp 2-1 kazanmıştı. “Riskleri aldık ve rakibimizin üstüne gittik. Maçı beraberliğe getirdik ve kazandık. Bu galibiyeti hak ettiğimizi düşünüyoruz. Çünkü sahaya futbol oynamaya çıktık ve futbol oynayarak kazandık” diyordu karşılaşmanın ardından teknik direktör Zico, tam da bir Brezilyalıdan beklenecek şekilde…

4 Mart 2015 Çarşamba

Beckenbauer'in gölgesinde: Velibor Vasoviç

Vasoviç, modern liberonun icadı konusunda Beckenbauer'in sadece bir adım gerisindeydi...
Modern liberonun mucidi denince akla Beckenbauer'ın ismi gelir. Çok normaldir, Kayzer libero sözcüğünü "süpürücü" anlamından çıkarıp oyunu yönlendiren ve ofansa katkıda bulunan bir kavram hâline getirmiştir. O kadar iyi oynamış, o kadar göz önünde olmuştur ki, bu pozisyonu yeni tanımıyla onun meşhur ettiği inkâr edilemez. 

Rinus Michels ise kendi yazdığı "Teambuilding" adlı kitapta; modern futbolda, şimdiki antrenörlerin yeni hiçbir şey icat etmediğini söyler. Ona göre, herhangi birine yepyeniymiş gibi gelen bir fikrin, oyunun tarihi boyunca herhangi bir antrenör tarafından düşünülüp uygulanmamış olması neredeyse imkânsızdır. Futbolda icat olarak andığımız şeyler, aslında yıllarca süregelen bir gelişimin, zirveye ulaştığı tepe noktalarından ibarettir. Bu anlamda evet, Beckenbauer modern liberonun mucididir fakat ondan 6 yaş büyük olan Velibor Vasoviç'e de biraz kredi vermek gerekir...

27 Şubat 2015 Cuma

Kızılderililer: Atletico Madrid 73-75

Kaleci: Miguel Reina, Jose Pacheco, Roberto Rodri, Mariano Tirapu
Defans: Francisco Melo, Jose Luis Capon, Eusubio, Ramon Heredia,
Domingo Benegas, Iselin Ovejero, Quique, Luis Gomez Laguna, Ruben Diaz.
Orta Saha: Javier Irureta, Luis Aragones, Adelardo, Alberto Fernandez,
Ignacio Salcedo, Francisco Bermejo, Ramon Cabrero, Eugenio Leal, Marcelino Perez.
Forvet: Ruben Ayala, Jose Garate, Heraldo Becerra, Jose Ufarte, Francisco Baena, Francisco Aguilar.
Ruben Ayala, Heredia, Diaz, Ovejero ve Garate gibi Arjantinliler'in yanı sıra Paraguaylı Benegas ve Brezilyalı Becerra gibi Güney Amerikalıları kadrosunda barındıran Atletico Madrid, 70'li yılların ortalarında bu enflasyon yüzünden "El Indios" yani "Kızılderililer" lakabını almıştı. Tabii ki Atletico'nun bu ünvanı sadece fiziksel benzerlikten de gelmiyordu. Atletico savaşan bir takımdı, sertti ve kavgadan kaçmıyordu; cengaverdi. Bu anlayış adeta Atletico'yu bir kabileye dönüştürürken, başlarında da savaş şefi olarak Juan Carlos Lorenzo vardı...

25 Şubat 2015 Çarşamba

Militaristik futbol felsefecisi: Marcelo Bielsa

Bu yazı, 30 Ocak 2015 tarihinde Hayatım Futbol dergisinde yayımlanmıştır.
Bielsa çok önemli River Plate maçı öncesinde Velez Sarsfield’lı futbolcu Martin Posse’yi yanına çağırır ve şöyle der; “Martin, yarınki maçta Juan Pablo Sorin’i kovalaman gerecek. Gerekirse yatağına kadar eşlik edeceksin.” Martin Posse duyduğu şey karşısında şaşırmıştır. Çünkü hücumları ve yeteneğiyle bilinen bir kanat oyuncusu olarak aklı hep gol ve asistlerdedir. Şaşkınlıkla cevap verir: “Marcelo, saygısızlık olmasın ama dediğini yaparsam hücumdaki verimim düşer.” Bielsa sakin bir ses tonuyla tartışmaya son noktayı koyar: “Mükemmel. Bunda olumsuz bir yan yok, Martin. Git, Sorin’le konuş. Maç boyunca hücuma çıkmamayı kabul ederse, o zaman sorun çözülmüş demektir!”

20 Şubat 2015 Cuma

Sacchi: "Alan üzerine çalışmazsanız kaybedersiniz"

Bu yazı, FIFA'nın yayın organı FIFA Weekly'nin 13 Şubat 2015'te yayımlanan
6. sayısındaki röportajın Klasik futbol'un teması dahilinde kısaltılmış çevirisidir.
1 Nisan'da 69 yaşında bastınız. Sizin gibi biri için sıradan bir gün nasıl geçiyor?
Benim yaşımda fit kalmak için düzenli egzersiz yapmalısınız. Kalkar, kahvaltı eder, gazetemi okur ve televizyon izlerim. Ondan sonra biraz idman yaparım, büyük olasılıkla dağ bisikletimi sürerim. Yemekten sonraysa bazı şahsi meseleleri halleder, biraz okur ve sonra televizyondan maç izlerim. Eğer televizyonda maç yoksa, eşimle yemeğe çıkar veya tiyatroya gideriz.

Her zaman sanat ve kültüre hayran biriydiniz...
Evet, çünkü futbol da tiyatro, müzik, satirik şiir, dramaturji ve sinema ürünleri gibi, bir çeşit sanattır. Ama muhteşem Bertolt Brecht'in bir keresinde dediği gibi, eğer senaryo yoksa sadece doğaçlama ve dolayısıyla yüzeysellik vardır. 11 kişiden oluşan bir koro düşünün, aynı bir futbol takımı gibidir. On tanesi Aida aryasını mükemmel bir şekilde söylerken, on-birinci boşluğu görüp tamamen fark bir şey söylüyor olsun. Nasıl bir ses çıkar hayal edin...

Yılan Adam: Rob Rensenbrink

Seri alan kat edip, kıvrak çalımlar attığı için lakabı Yılan Adam'dı Rensenbrink'in.
Hollanda Milli Takımı'ndan eski takım arkadaşı, bugünlerin spor yazarı Jan Mulder, "Robbie, aslında Cruijff kadar iyiydi ama bu durum beyninde öyle değildi" diyor onun yeteneğini anlatırken. Fuleli ve seri adımları, ileriye doğru çalımlarıyla döneminin en iyi kanat forvetlerinden biri olan Rensenbrink'in 78 Dünya Kupası finalinin son dakikalarında direğe takılan şutu gol olsa, belki de bugün ondan bambaşka bir şekilde bahsediyor olacaktık. 3 kez final oynayıp kaybeden Hollanda yerine de Rensenbrink'in önderliğinde kupayı alan Hollanda'nın hikâyeleri yazılacaktı... 

Puskaş'ın sosis fabrikası

Real Madrid efsanesi Puskaş, Madrid'te bir restoran işletiyordu ve bu restorana girmek için 10 gün öncesinden rezervasyon yapılıyordu. Özellikle etiyle ünlüydü. Bu sebeple Puskaş bir et işleme fabrikası açmıştı. Bu fotoğraf o fabrikadan.

19 Şubat 2015 Perşembe

"I'm on a Mexican radio..."

Gerd Müller, Meksika 70 sırasında böyle bir poz verivermiş.