"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

29 Kasım 2008 Cumartesi

Kendini Harcayan 10 Türk Futbolcu

Liste (No:2)
Kendini Harcayan 10 Türk Futbolcu

90'lı Yıllardan Bugüne

90'lı yıllar boyunca pek çok iyi oyuncuyla karşılaştık. Okocha gibi çalımlarıyla mest edenler, Hami gibi füze sertliğinde şutlar çekenler, Schumacher gibi yıldırım kaleciler. Ama bazı isimler vardı ki, çok büyük yıldız olması beklenirken ya gece hayatına daldılar, ya iyi antreman yapmadılar, ya magazinel basına kandılar yada asabiyetlerinin kurbanı olup, kendilerini Anadolu'da buldular... İşte onları bir gözden geçirip bir liste hazırladım. 10'dan geriye doğru gidelim...

*Değerlendirme'de futbolu bırakmış ya da otuzunu aşmış oyuncular göze alınmıştır.

10-Aygün Taşkıran
Aygün ilk kez Galatasaray'a karşı kupa maçında oynamıştı. İlk maçında da gol atıp, Fenerbahçe'nin kazanmasını sağlamıştı. Hızlı ve seri bir oyuncuydu. Hırsıyla da Fenerbahçe'de iyi işler yapacak gibi görünüyordu. Ama Televole'nin spor magazin olduğu yıllarda her hafta TV'ye çıkmayı tercih etti. Antremandan sonra çekimler yaptı. Her hafta Televole'de Aygün'ü izlerdik. Esprili kişiliği yüzünden çok da ilgi odağı oluyor, spor muhabirleri peşini bırakmıyordu. Hiç unutmam bir keresinde "Okocha müslüman mı sorusuna "evet" demişti. Nereden biliyorsun diye sorunca da "duşta görüyoruz be abi" diye cevap vermişti. Son vuruşlarındaki yetersizliği üzerine çalışmak yerine medyatik olmayı tercih etti ve profesyonellikle bağdaşmayan işler yaptı. Sonuç belliydi. Aygün de Fenerbahçe'den ayrıldı. Daha sonra ancak bazı ikinci lig takımlarında ve Sakaryaspor'da forma giyebildi ve adı da silindi. Bugün kendisi de "Televoler için espriler hazırlamakla geçiyordu zamanım. Yöneticiler davranışlarımı yapmacık gördüler ve bana kapıyı gösterdiler" diye pişmanlığını dile getiriyor ama gitti giden, zaman aktı...

9-Kemalettin Şentürk
Kemalettin'in sorunu şimdiye kadar yazdığımız sorunlardan çok başkaydı. Gençlerbirliği'nden Fenerbahçe'ye gelen Kemalettin'i heba eden bir türlü öfkesine hakim olamamasıydı. Nefesi iyiydi, çok koşuyordu. Çok iyi bir pasör olmasa da, iki adımdan pas atamayacak kadar yeteneksiz değildi. Bir ön-liberonun yapması gereken topu kazanıp, basit paslar yapabilecek kadar yeteneği vardı. Fakat bir oyuncu kendini geçti mi çok sinirlenir. Arkadan sert bir müdahele yapardı. Genelde kırmızı kartlık sert hareketler de olurdu bunlar. Çoğu zaman sportmen de değildi. Kavgacı bir yapıya sahipti saha içinde. Hakeme çok itiraz ederdi. Saha içinde kendi takım arkadaşlarına sempatik gelse de, birçok kişi için antipatik bir karakterdi. Kendisi Komünist olduğu için kulüpten atıldığını iddia etse de, bence onun başını yakan şey bu kırmızı kartlardı. Takımını çok yalnız bıraktı ve Türkiye'nin Viera'sı olarak anılabilecekken erkenden Fenerbahçe'den koptu. Diyarbakırspor'da oynadıktan sonra Yunanistan'a bir müddet oynadı ve şu an ne yaptığı hakkında bir bilgimiz bile yok...



8- Vedat İnceefe
Vedat enteresan bir oyuncuydu. İlk kez 1996 elemelerinde birden piyasaya çıkmıştı. O zamanlar ki Terim'in (aklı başında komplekssiz Terim) iyi keşiflerinden biriydi. Karabükspor'da 2. Lig'de oynarken, milli takıma çağırılmıştı. Çok iyi markaj yapan bir defans oyuncusu olarak çok da enerjikti. Kupadan sonra Galatasaray'a transfer oldu. İlk iki senesinde direk oynadı ama yakışıklı olması başına belâ oldu. Manken sevgilileri ve gece hayatıyla anılır oldu. Konsantrasyonunun düşüklüğü yüzünden saha içinde de büyük hatalar yaptı. Sonra geçirdiği sakatlığın ardından bir daha eski Vedat olamadı. Tribünleri de ateşleyen bir oyuncuydu aslında. Fakat güçsüz kalınca hem saha içi hatalar yaptı (ıskalar, hataları paslar vs...) hem de futbol sahasının içinde yeri olmayan hareketlere başvurdu. Rakibini ısırdı (6 ay ceza almıştı bu hareketi yüzünden), kafa attı (Kocaelispor'lu Faruk Sarman'a), tükürdü, hatta utanarak yazıyorum ama parmak bile attı! Asabiyeti başa belâ oldu ve kendi özel hayatına da göstermediği ilgi yüzünden Galatasaray'dan uzaklaştırıldı ve o gün bugündür spor dünyasından silindi. Oysa ki uzun yıllar Türkiye milli takımında oynayabilecek performans sergiliyordu. Dikkat edemedi kendine, fazla asabiyet yaptı, kabadayı olmayı tercih etti...



7-Okan Yılmaz
Türkiye Ligi'nde 2 kez Gol Krallığı yaşamış bir avuç oyuncudan biri olan Okan Yılmaz çok yetenekli gibi görünmese de, ceza alanı içerisinde sağlam vuruşlar yapan ve yılmadan çalışan bir santrafor tipiydi. 2000-2001 sezonunda 23, 2002-03 sezonunda 24 golle Süper Lig gol kralı olmuştur. 2003-04 sezonunda takımı düşünce, 2004-05 sezonunda 25 golle İkinci Lig gol kralı olmuştur. Okan Yılmaz 8 milli maçta da 5 gol atmayı becermiştir. İlk gol kralı olduğunda Marsilya ve CSKA Moksova'dan aldığı teklifleri değerlendirmeyip takımında kalması kimsenin işine yaramadı. Marsilya ile sözleşme bile imzalamıştı oysa ki. 2005-06 sezonunda Malatyaspor'a transferi de çok yanlış bir karardı. Zaten sadece 4 gol atabildi. Marsilya'nın teklifini reddederek ilk, Malatya'ya transfer olarak ikinci yanlış kararı veren Okan böylece ileriyi göremediği için ve sürekli daha küçük kulüplerde oynamak zorunda kaldı, cesur kariyer hareketleri gerçekleştiremedi. Bu yüzden de bir türlü goller attığı yıllardaki motivasyonunu bulamadı.



6-Tarık Daşgün
1994-95 sezonunda Gençlerbirliği'nde oynarken, Ali Şen ona bir ton para dökerek Fenerbahçe'ye almıştı. Beklentiler büyüktü. Tekniği yüksekti, pası ve şutu da iyiydi. Çalımlarıyla tribünlere hoş gelebilecek bir stile sahipti. Ama geldiği andan itibaren o da İstanbul'un gece hayatına karıştı. Dahası Televole'lerin bir diğer şakacı yıldızı da olmuştu. İki hatayı bir arada yaptı. Biraz "fırlama" denilen tipte bir oyuncuydu. Yedekten de olsa takıma kazandırılmak için çok uğraş verildi. 1996-97 sezonunda gazetelerde "Yeniden doğdum" gibi başlıklar altında ropörtajlar veriyordu. Ama anlaşılan o ki, hiçbir şeyden ders almadan hayatına devam etmiş. Fenerbahçe başkanı Ali Şen, Carlos Alberto Parreira'ya ona da şans vermesi için rica ediyordu, Dünya şampiyonu antrenöre! O ise 97-98 sezonunda Fenerbahçe'den ayrıldı. Yimpaş Yozgat, Ankaragücü gibi lig takımlarında oynadı. Çin Ligi'nde de bir iki sene geçirdi ama asla yeteneklerini karşılayamadı. Hatta esrar kullandığı da iddia ediliyordu geçtiğimiz günlerde. Yanlış olan her şeyi yaptı bu Tarık ve kendini resmen harcadı.



5 - Yusuf Şimşek
Bir futbolcu düşünün ki, yürüyerek adam geçsin, adrese teslim paslar atsın. Bu oyuncu nerede oynar onu bir düşünün bir de. Dört büyüklerde oynar, hatta Avrupa'nın yolunu tutar. Denizlispor'da oynarken dikkatleri çeken Yusuf Fenerbahçe'ye ilk geldiğinde yıllarca takıma hizmet edecek ve hatta sembol olacak zannediliyordu. Fener taraftarının sevebileceği bir stilde oynuyordu. Ama büyük hatalar yaptı ve gece hayatına karıştı. Hatta Altan Tarnıkulu ile yaptığı ropörtajda "kulübede bile oturmak iyidir" demişti. Fenerbahçe'de düşük performansına rağmen, sağ bek, ön-libero gibi mevkilerde kendisine yer açıldı. Hatta bir sezon takımdaki tüm teknik oyuncuları gönderen Daum (Ortega, Ceyhun, Rapaiç, Revivo vs...) ona bel bağlamıştı. Ama Yusuf bir türlü istenileni gerçekleştiremedi. Anadolu takımlarına düşünce, kendini buldu. Demek ki, büyük şehir hayatı yüzünden bu bocalamayı yaşadı. Son bir şansı ona Beşiktaş verdi ama burada da istikrarsız futbolunu sürdürüyor. Milli formayı da zaman zaman giyiyor. Yusuf Şimşek çok daha iyi yerlerde olabilirdi. Şu an Beşiktaş'ta oynuyor, ama yine tartışılan adam...


4-Ceyhun Eriş
Ceyhun benim çok beğendiğim bir oyuncuydu. Gençliğinde Galatasaray'da oynamış, daha sonra fazla forma şansı bulamayıp Siirt Jetpaspor'a gitmişti. Siirt 1. Lig'e çıkarken Fenerbahçe'nin dikkatini çekmişti. Transfer olduğunda yedek olacağı düşünülüyordu. Baştan öyle de oldu. Fakat ikinci yarılarda oyuna girip, uzaktan şutlarla çok maç kurtardı ve ilk 11'in devamlı oyuncusu oldu. Ölümcül şutlar çıkarıyordu. Hem duran topta, hem de hareketli topta iyi şutları vardı. Dahası mutlaka kaleyi tutturuyordu. Tekniği ve pas yeteneği de çok iyiydi. İlk sezon iyi geçtikten sonra ikinci sezon Ortega'nın gelmesiyle sinirleri gerildi. Aynı mevkide oynadı ve asabi tavırlar gerçekleştirdi; Saha içinde atışmalar, hakemle münakaşalar. Hatta teknik direktörle kavgalar. O sene Fener başarılı olamayınca huzur bozanlardan biri olduğu düşünüldü ve takımdan uzaklaştırıldı. Konya, Samsun ve Ankaragücü'nde oynadıktan sonra Trabzon'a geldi ve 2 sezon burada kaldı ama Fenerbahçe'deki performansını gösteremedi. Trabzon'dan da huzur bozduğu gerekçesiyle yollandı. Saha içinde kendini kaybettiğini kendi de itiraf etti daha sonra. Çok yenekli ve gole yakın bir oyuncuydu. Fenerbahçe için sembol olabilirdi gerçekten. Ama asabi hareketleri yüzünden kulüpten uzaklaştırıldı ve Türk futbolunda beklenen izi bırakamadı maalesef. Seuol'de oynadıktan sonra Ankaragücü'ne geri döndü ve geçtiğimiz hafta sonunda teknik direktör Hikmet Karaman'ın kendisini oyundan alması üzerine kaptanlık bandını yere attı, reklam panolarını tekmeledi. Sonuçta yine kadro dışı bırakıldı. Bir disiplinli olaydın Ceyh


3-İlhan Mansız
Samsunspor'dayken çok iyi performans gösteren İlhan takım arkadaşı, Tümer ile birlikte Beşiktaş'a transfer olmuştu. Transferinin ardından hazırlık maçlarından itibaren iyi performans ortaya koymaya başladı ve agresif oyun tarzıyla taraftarın sevgilisi oldu. Hırsının yanı sıra, sürati çok iyiydi. Korkusuz bir şekilde toplara girdiği için de iyi hücum pres yapıyordu. Beşiktaş'ta oynadığı ilk sene golleriyle büyük sükse yaptı. Milli takıma kadar yükseldi. 2002 Dünya Kupası'nda da iyi işler becerdi. Ardından sakatlık geçirdi ve koltuk değnekleriyle gece kulübünde yakalandı. Zaten gece hayatı çok sorgulanan İlhan hiçbir zaman gece hayatından vazgeçmemişti. Ama sorumsuz davranışlarından sonra, daha çok antreman yapmak yerine gece hayatına devam etti. Bunun sonucunda da başarısız bir Kore serüveninin ardından Türkiye'de Ankaragücü'nde oynadı ve istenilen performansı ortaya koyamadı. Genç yaşında futbolu bırakmak zorunda kaldı. Tribünlere ihanet etti bir anlamda. Keşke biraz daha sorumluca davransaydı...

2-Oktay Derelioğlu
Oktay Derelioğlu'nun problemi neydi gerçekten bilemiyorum. Ama fazla sıkılgan bir adamdı. Trabzonspor'dan Beşiktaş'a genç yetenek olarak geldi ve kısa sürede goller buldu. Milli takıma kadar yükseldi ve büyük yıldız oldu. Belçika'ya attığı golü anımsamayan yoktur herhalde. Fakat 1998-99'da parada anlaşamadığı için 198 maçta 148 gol attığı Beşiktaş'tan ayrılmak istedi. Kulüp izin vermeyince sorun çıkardı. Büyük ücretlerle Siirt Jetpa'ya geçti. Sadece 4 maç oynayıp, "ben burada yaşayamıyorum" deyip Gaziantepspor'a geçti. Fena oynamadı orada ve İspanya'nın mütevazı ama La Liga'da yer alan takımı Las Palmas'a geçti. Yarım sezon orada oynadı ve goller attı. İspanya'da adı geçmeye başladı. Ama o yine dayanamadı ve "ya burası köy gibi" diyerek dünyanın cennet mekanlarından Las Palmas'ı bırakıp, Trabzonspor'a geldi. Sezon sonunda Fenerbahçe'ye geldi. İki takımda da eski performansını gösteremedi. Derken Nürnberg, Akçaabat Sebatspor, Sakaryaspor, Diyarbakırspor, İstanbulspor gibi takımları gezen bir gezgin oldu. Hatta Azeri ligine bile gitti. Beşiktaş'ta kalsa şu an belki hâlâ oynuyor olacaktı. Çünkü daha 32 yaşında. Türk futbolunun en önemli golcülerinden biri olabilecekken, bir süre esen ve sonra giden yıldızlardan oldu. Çok sıkılgan olmasa, daldan dala konmasa daha iyi olacağı kesindi...

1-Sergen Yalçın
Sergen Yalçın burada saydığımız isimler arasında ayrı bir özelliğe sahip elbette. Tüm saydığım oyuncular arasında kariyeriyle diğerlerinden ayrılıyor. Dört büyüklerin hepsinde forma giydi ve kariyeri boyunca birçok başarı elde etti. Şampiyonluklar kazandı ve hayatı boyunca ilgi odağı oldu. 52 kez A milli takımda da forma giydi. Sergen'e olan eleştirim kötü kariyerinden değil. O da gece hayatına düşkündü, at yarışlarıyla gereğinden fazla ilgileniyordu ama performansını hep bir seviyenin üstünde tuttu sonuçta. Bunları yapmasa Avrupa'nın en büyük takımlarında oynayabilirdi. Bana göre yetenek olarak Zidane'dan aşağı kalır yanı yok, ama mentalite olarak yakınında bile değil. İşte Sergen'e kızılacak nokta bu. Birçok mental hata yaptı ve günümüzde Milan'lı, Real Madrid'li, Barcelona'lı Sergen olarak anılabilecekken ülke çapında bir kahraman oldu. Keşke biraz daha "hayatımı yaşarım abi" tarzından sıyrılıp profesyonelce davransaydı da, Dünya'nın her yerinde tanınan bir yıldıza sahip olsaydık...




Hazırlayan ve Yazan: Kaan Kavuşan





Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

1 yorum:

gerisi önemli değil... dedi ki...

tarık bir ara maç başına 2000 tl'ye sakarya amatör liginde karasuspor'da bile oynadı diye duymuştum.