"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

20 Kasım 2008 Perşembe

Kızılyıldız 89-92

Efsane Kadrolar (No:4)
Takım Kadrosu:

Kaleci:
Stevan Stojanovic, Miliç Jovanoviç,
Zeljko Kaluderoviç, Zvonko Milojeviç,
Dragoje Lekoviç

Defans:
Slobodan Marovic, Refik Şabanadzoviç,
Ilija Najdoski, Miodrag Belodedici,
Ivica Momciloviç, Dusko Radinoviç,
Goran Vasilijeviç, Goran Juriç,
Zoran Vujoviç, Aleksandr İliç

Orta Saha:
Dragan Stojkoviç, Dejan Saviçeviç,
Vladimir Jugoviç, Sinisa Mihajloviç,
Robert Prosinecki, Rade Tosiç,
Mitar Mrkela, Dragi Kanatlarovski,
Zoran Dimitrijeviç, Milorad Ratkoviç,
Miroslav Tanjga, Elvir Boliç,
Mitko Stojkovski

Forvet:
Darko Pançev,
Dragisa Biniç,
Vlada Stosiç,
Vladan Lukiç,
Milos Drziç,
Ilija Iviç






Balkanların ilk ve tek
Şampiyon Kulüpler Kupası Sahibi

Balkanlarda çok kuvvetli ülkeler yer alır ve bunların birçoğunun futbolcuları da Batı Avrupa ülkelerinde top koşturur. Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan, Macaristan ve Romanya gibi ülkeler futbollarının bir döneminde hep iyi oldular. Yunanistan, Türkiye ve Romanya günümüzde de iyiler. Macarlar 50 ve 60'lı yıllar arasında fırtına gibi estiler. Bulgarlar ise 90'ların başında çok iyiydiler. Ama hiçbirinin bir kulübü Şampiyon Kulüpler Kupası'nı alamadı. Sadece bir Balkan ülkesi vardı ki, 2000'li yılların başına kadar bir şampiyon çıkardı. O ülke Yugoslavya'ydı, şampiyonun adı ise Kızılyıldız! Sezon ise 90-91... Ama önce biraz öncesini anlatalım.

1989-90 sezonunda Kızılyıldız, Yugoslavya denilen futbolcu fabrikasının en gözde takımıydı. Bunun sebebi de halkın takımı olarak anılmasıydı. Anti-faşist birliğinin üyeleri tarafından kurulan takım, ezeli rakibi "ordunun takımı" Partizan ile çekişiyordu. Yine de Yugoslav liginin en sevilen takımı için ikincilik bile başarısızlık sayılıyordu. Son beş sezonda sadece bir kez şampiyon olan takımda işlerin iyi gitmediği düşünülüyordu. 12 yıldır Avrupa'da da aranan başarılar gelmemişti. Tüm yetenekli oyunculara rağmen bir şey eksikti. Bir önceki sezon ikinci olan takım Branko Stankoviç'in yerine Dragoslav Sekularaç'ı teknik direktör olarak atayarak başarılı bir döneme ilk adımını attı. Sekularaç kulübün sevilen eski oyuncularındandı ve saygı gördü...

Bir önceki sezon Yugoslavya'da yılın oyuncusu seçilen Dragan Stojkoviç takımın en büyük kozuydu. İyi paslar atar, güzel çalımlar basardı. Bir sezon önce takıma katılıp gollerini sıralayan Darko Pançev ise başka bir kozdu. (Kızılyıldız kariyerinde 91 maçta 94 gol atmıştır.) Prosinecki bir diğer kozdu. O sezon takıma katılan Dejan Saviçeviç de çok önemli bir rol üstlenecekti. Bir başka transfer Romen Belodedici ise takımın tek yabancısıydı. Takım Sekularaç yönetiminde en yakın rakibine 11 puan fark atarak şampiyon oldu. Pançev ise 25 golle ligin gol krallığını elde etti. Kupa finalinde ise Hajduk Split ile karşılaştılar ve takımı 1-0 yenip Yugoslavya Kupası'nı kazandılar. O zamanki Hajduk kadrosunda Alan Boksiç, Stimaç, Asanoviç, Jarni, Jerkan ve Slaven Biliç gibi önemli, milli olmuş oyuncular vardı.

1990-91 sezonunda Sekularaç, Meksika'dan aldığı teklifi değerlendirip, America takımının başına geçti. Kızılyıldız ise bunun sonucunda Ljupko Petroviç'i başa getirdi. Petroviç de eski bir futbolcuydu. Takım kadrosunu büyük ölçüde korudu (Stojkoviç hariç) hatta Sinisa Mihajloviç ve kiradan dönen genç yetenek Jugoviç ile güçlendirdi ve yine şampiyon oldu. İkinci Dinamo Zagreb'e 10 puan fark attılar. Pançev 35 Gol attı ve Yugoslav Gol Kralı oldu. Aynı zamanda Avrupa Gol Kralı da oldu. Ama o sene UEFA "altın ayakkabı" vermedi. Kıbrıs'taki bazı maçlarda şike olabileceğini neden göstermişlerdi. (2004 yılında Pançev'e iade-i itibar yapıldı ve ödülü teslim edildi.) Bu arada da Yugoslavya etkik çatışmalara sahne olmuştu. Hatta Partizan - Hajduk maçında Hajduk taraftarı futbolcuları linç etmeye kalkmıştı. Ardından da Yugoslavya bayrağı yakılıp yerine Hırvat bayrağı sallanmıştı. Bu sezon Hırvat ve Sloven takımlarının lige katıldığı son sezon oldu...

Avrupa Şampiyonluğu
Takım o sezon Avrupa'da da iyi gitmeye başlamıştı. Çok yetenekli oyunculara sahiptiler. İlk turda Grasshoppers, ikinci turda ise Glasgow Rangers, Kızılyıldız karşısında tutunamayan takımlar oldular. Çeyrek finalde ise Dinamo Dressden rakip oldu. Kızılyıldız ilk maçı 3-0 kazandı. İkinci maçta ise olaylar çıktı ve Kızılyıldız 3-0 hükmen galip sayıldı. Yarı finalde ise rakip Alman devi Bayern Münih'ti. İlk maçta deplasmanda 2-1 kazanan Kızılyıldız, kendi sahasında da 2-2 berabere kalmayı başararak finale kaldı. Kulüp bazındaki en büyük başarı onları bekliyordu ve rakip Fransızların kuvvetli takımı Marsilya'ydı.

29 Mayıs 1991'te iki takım İtalya'nın Bari kentindeki San Nicola stadyumuna çıktılar. İki takım da çok kuvvetliydi. Kızılyıldız'da her Avrupa takımını peşinden koşturan Sinisa Mihajloviç, Jugoviç, Pançev, Prosinecki ve Saviçeviç gibi isimler vardı. Marsilya'da ise Jean-Pierre Papin, eski Kızılyıldız'lı Dragan Stojkoviç, Waddle, Abedi Pele ve Amaros gibi isimler vardı. Maç beklendiği gibi hızlı başladı ama goller gelmiyordu bir türlü. Pançev ve Papin önemli goller kaçırdılar. Normal süre 0-0 sona erdi. Uzatmalarda da gol sesi çıkmadı. Maç penaltılara kaldı böylece. Bu esnada ilginç bir olay yaşandı ve Stojkoviç Marsilya adına eski takımına penaltıyı atmayı reddetti. Marsilyalılar onu bu yüzden hiç affetmediler.

İlk penaltıyı Prosinecki gole çevirdikten sonra, Marsilya'dan Amaros penaltıyı kaçırdı. Ardından Kızılyıldız'lı oyuncular (Biniç, Belodedici, Mihajloviç) gollerini attılar. Marsilya da bir daha penaltı kaçırmadı. (Casoni, Papin ve Carlos Mozer gollerini attılar.) Skor 4-3'tü. Kızılyıldız'da topun başına golcü Pançev geldi. Pançev golü atarsa kupa onlarındı. Atamazsa Marsilya'nın bir şansı daha olacaktı. Ama Pançev atışı gole çevirip takımına Şampiyon Kulüpler Kupası'nı getirdi.


Son Şampiyonluk ve Sosyalist Federal Yugoslavya'nın Dağılması
Tüm karışıklıklara rağmen 1991-92 sezonu oynandı. Hırvat, Sloven ve Boşnak takımları lige katılmadılar. (Bosna'da Saraybosna takımı istisnai olarak lige katıldı.) Bu durumda Avrupa Şampiyonu Kızılyıldız ve ezeli rakibi Partizan için işler sportif olarak kolaylaşsa da, psikolojik olarak götürüleri büyüktü. Artık tüm oyuncular karışıklığın bitmesini istiyorlardı. Kızılyıldız, İspanya'nın Espanyol takımına giden şampiyon antrenör Petroviç'in yerine takımın başına Vladica Popoviç getirildi. Kuvvetli kadrosuyla zorlanmadan şampiyonluğu kazandı ve ikinci Partizan'a 10 puan fark attı. Pançev 25 golle yine gol kralı oldu. Bu şampiyonluk üst üste gelen üçüncü şampiyonluk oldu. Ayrıca üç sene de üç ayrı teknik direktörle şampiyon olmuş oldular. Kupa finalinde ise Partizan'a elendiler.

Süper Kupa finalinde Machester United'a 1-0 kaybettiler ama iyi futbol sergilediler. Kıtalaraarası Kupa'da ise Şili'nin Colo Colo takımı ile karşılaştılar ve 3-0 kazandılar. Kupaya uzanıp, Dünya Şampiyonu ünvanını kazandılar.

Bir sezon önceki Avrupa Şampiyonluğu ve Kıtalaraarası Kupa bu karmaşa arasında eridi gitti. Eğer 1992 sonunda savaş çıkmamış ve Yugoslavya dağılmamış olsa, bugün hem Kızılyıldız'ı, hem de Yugoslav futbolunu çok farklı yerlerde görebilirdik. Yugoslav kökenli Hırvatistan, Sırbistan, Bosna ve hatta Slovenya takımları milli bazda iyi işler beceriyor olsalar da, kulüp takımlarının esamisi bile okunmuyor. Savaş insanları vurdu evet, ama Kızılyıldız'ı da çok fena vurdu. İyi bir kadroları vardı ve ardarda Avrupa Kupaları alabilirlerdi. Oysa savaş sebebiyle iyi oyuncular (Pançev, Mihajloviç, Prosinecki, Saviçeviç gibi) haliye Batı Avrupa ülkelerine dağıldı...

Taktik
Kızılyıldız 89-92 arasında üç tane teknik direktör değiştirdi. Yani üç sezonda da başka antrenörlerle çalıştı. Üç antrenör de takıma 4-4-2'nin formasyonlarını oynattılar.

Sekularaç, kalede Stojanoviç'i banko oynattı. Zaten iyi bir kaleciydi ve Yugoslavya'da o bırakmadıkça onu kesemezlerdi. Defansta ise sağ bekte Şabanadzoviç, sol bekte Najdoski oynuyordu. Belodedici ve Marovic ise göbeği oluştuyordu. Maroviç ilk toplara basıyor, Belodedici ise iyi tekniğiyle oyun kuruyordu. Orta sahada ise yıldız bolluğu vardı. Stojkoviç takımın 10 numarasıydı. Sağ açıkta Prosinecki, sol açıkta Saviçeviç içe kaçarak oynuyorlardı. Radinoviç ve Kanatlarovski ise defansif orta saha görevindeydi. Forvette Pançev bankoydu. Eküri olarak ise bazen Lukiç, bazen Stosiç oynuyordu.

Ljupko Petroviç de benzer bir sistemle oynattı.
Kale ve defans hattı değişmedi.

Orta sahada ise Marsilya'ya giden Dragan Stojkoviç'in yerine Vladimir Jugoviç takıma girmeye başladı.

Bu durumda taktik değişmedi ama oyuncuların yerleri değişti. Prosinecki kendi yeri sağ açıktaydı. Sol açığa yeni transfer Mihajloviç gelmişti. Saviçeviç ise Stojkoviç'in görevini yapıyordu. Jugoviç de artık yaşlanan Radinoviç'in yerinde oynuyordu. Forvette Pançev elbette yine bankoydu. İkinci isim hemen onun yanında oynardı. O da yeni transfer Biniç'ti. Yedek olarak Lukiç ve Stosiç oyuna her an girebilirlerdi.


Popoviç'in takımında ise Real Madrid'e transfer olan Prosinecki yoktu. Kaleci Stojanoviç de Belçika yolunu tutmuştu. Kalede Milojeviç ilk tercihti ama zaman zaman Lekoviç'e de şans verdi. Defansta oynayan Maroviç ve Şabanadzoviç takımdan ayrıldığı için defans dörtlüsünü sağ bekte Vasilijeviç, sol bekte Najdoski, Belodedici ve Radinoviç olarak kurdu. Radinoviç aslında bir orta saha oyuncusuydu. Orta sahayı ise Jugoviç, Saviçeviç, Mihajloviç, Tangja (1 sezon Fenerbahçe'de de oynadı) olarak kurdu. Forvet arkası Stosiç ve forvet yine Pançev'di. Stosiç bazen Saviçeviç, bazen de Mihajloviç ile yer değiştiriyordu. Belli ki Popoviç'e göre takımın en zayıf halkalarındandı.

Her üç takım da futbol katletmeden, üstün bireysel yeteneklerle donatılmış oyuncularla oynadı. Çalım atan oyuncuları seviyorsanız, bu takıma bayılırdınız. Takımın hemen hemen tüm oyuncuları Avrupa Lig'lerinde forma giydiler daha sonra. Birçoğu büyük yıldız oldular. İzlemesi keyif veren bir takımdı bu sıralardaki Kızılyıldız.




Takımın Yıldızı:
Darko Pançev

Aslında takımda çok sayıda yıldız var. İlk sezondan sonra ayrılmış olması nedeniyle Stojkoviç'i eledim. Üç sezon boyunca takıma en büyük katkıyı yapan isim kesinlikle golcü Pançev. Diğer oyuncularında hakkını yememek lazım tabi kaleci Stojanoviç veya orta sahadaki Mihajloviç, Jugoviç ve özellikle de Saviçeviç'i yıldız olarak görebilirdik. Ama Pançev inanılmaz istatistiklere ulaşmış olduğundan (91 maçta 95 gol) takımın en önemli ismi olarak Pançev'i görüyorum.





Başarılar
  • 1 kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası
  • 1 kez Kıtalararası Kupa
  • 3 kez Yugoslavya Lig Şampiyonluğu
  • 1 kez Yugoslavya Federasyon Kupası





1989-90 İdeal İlk 11: Stojanoviç (kaleci), Şabanadzoviç (sağbek), Najdoski (solbek), Maroviç (stoper), Belodedici (stoper), Radinoviç yada Kanatlarovski (önlibero), Prosinecki (sağ iç), Saviçeviç (sol iç), Stojkovic (ofansif ortasaha), Lukiç veya Stosic (forvet arkası), Pançev (santrafor)

1990-91 İdeal İlk 11: Stojanoviç (kaleci), Şabanadzoviç (sağbek), Najdoski (solbek), Maroviç (stoper), Belodedici (stoper), Jugoviç (ortasaha), Prosinecki (sağ iç), Mihajloviç (sol iç), Saviçeviç (ofansif ortasaha), Biniç (forvet), Pançev (santrafor)

1991-92 İdeal İlk 11: Milojevic (kaleci), Vasilijevic (sağbek), Najdoski (solbek), Radinoviç (stoper), Belodedici (stoper), Tagnja (önlibero), Jugoviç (sağ iç), Mihajloviç (sol iç), Stosiç (forvet), Pançev (santrafor)





Yazan ve Hazırlayan: Kaan Kavuşan











Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Hello ALL! My name is Vitaliy Kokosko!!!

nebukadnezar dedi ki...

Kaan Kavuşan'a saygılarla.Kendi blogumda Kızılyıldız'la Prosinecki ile ilgili bir yazı yazmak istemiştim,bu kadar iyi bir yazı dururken paylaşmak varken ne gerek var dedım eline emeğine sağlık

ERKUT dedi ki...

Bugün bu kadronun para ile bile kurulması zor. Bu isimlere emsal bir kadronun bırakın kulup takımında milli kadroda bile toplanması çok zor.