"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

16 Kasım 2008 Pazar

Rinus Michels

Efsane Antrenörler (No:1)
RINUS MICHELS

"GENERAL"

(Doğum tarihi: 9 Şubat 1928. Amsterdam, Hollanda)
(Ölüm tarihi: 3 Mart 2005. Aalst, Belçika)

Tam adı "Marinus Jacobus Hendricus Michels" olan bu Hollandalı dev adam, Avrupa ve Dünya futbolunda çığır açacak şeyler yapacaktı. Oyunculuk kariyeri boyunca Ajax ve Hollanda milli takımında forma giyen Michels, daha sonra geliştirdiği ekol haline gelen taktiği ve sistemiyle teknik direktörlük hayatında da fırtına gibi esti.

Oyunculuk kariyeri boyunca Ajax'ta forma giydiğini söylemiştik. Yazımızın devamında uzun uzadıya bahsedeceğimiz başarılarından birkaçını açık edelim: 1974'te Dünya Kupası finali oynayan Hollanda'nın antrenörüydü. Ajax ile Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandı. 88'de Avrupa Kupası'nı alan Hollanda takımının başındaydı. Barcelona ile La Liga şampiyonluğu elde etti. Cruijff gibi yıldızı dünya sahnesine çıkardı ve en önemlisi Total Futbol'un pratik mucidi oldu. 1999 yılında FIFA tarafından "Yüzyılın En İyi Antrenörü" seçildi.

"Profesyonel futbol savaş gibi bir şey aslında.
Daha olağan şeyler yapan taraf kaybeder."



Kısaca Oyunculuk Kariyeri
Amsterdam'da doğan Rinus Michels, Amsterdam Olimpiyat Stadı'na birkaç sokak uzakta oturuyordu. Stadyumdan gelen gol sesleriyle büyüyen Rinus'un futbolcu olması kaçınılmazdı elbette. 9'uncu yaş gününü kutlarken, hediye olarak kendisine verilen krampon ve Ajax formasıyla Rinus'un futbol aşkı daha da perçinlendi. Evine yakın bir boşlukta babası ve babasının bir arkadaşıyla futbol oynarken yolu Ajax ile kesişti. Babasının o arkadaşı Joop Köhler'di ve Ajax'ta yetenek takipçisi olarak çalışıyordu. Böylece Rinus Michels futbola başlamış oldu. 1940 yılında genç takımda oynamaya başladı ama o sene II. Dünya Savaşı başladı. 1944'te savaşın da etkisiyle ortaya çıkan "Açlık Kışı" yüzünden kariyerine ara verdi. Lille transfer teklifi yaptı ama orduya seçilen Rinus, Lille'e gidemedi. Rinus Michels 1946'da Ajax ile as kadroda ilk maçına çıktı. Santrafor olarak oynayan Rinus, daha ilk maçında ADO Den Haag'a beş gol birden attı ve dikkatleri hemen topladı. Çok iyi bir tekniği olmamasına rağmen inanılmaz çalışkan olduğu için gollerine devam edebildi. Ajax sezon sonunda şampiyon oldu ve Rinus Michels de Hollanda milli takımına çağırıldı. 46-58 yılları arasında takımda forma giydi 264 lig maçına çıktı, 122 gol attı. 58 yılında bel sakatlığı yüzünden futbolu bıraktı. Savaş yılları olduğundan Hollanda milli takımında sadece 5 kere forma giyebildi. Hollanda bu beş maçı da kaybetti! Ama Rinus bir kaybeden olmayacaktı...

"Hem futbolculuk hem de antrenörlük dönemimde kimse beni onun kadar etkilemedi. Ondan hiçkimseden öğrenemeyeceğim kadar çok şey öğrendim. Liderliğine hayrandım. Onu hep özleyeceğim." / Johan Cruijff


Teknik Direktörlük ve Ajax Yılları
Rinus Michels futbolu bıraktıktan sonra, önce sağır çocuklar için kurulmuş bir okulda jimnastik hocalığı yaptı ama futbola dönüşü uzun sürmedi. Birkaç amatör kulüp çalıştırdı. AFC Amsterdam ve JOS Amsterdam gibi hiçbir hedefi olmayan takımlarda tecrübe kazandı. O zamanların flaş takımı Macaristan'ı beğendiği biliniyor. Bunu söyleme nedenim de Total Futbol dediğimiz şeyin tohumlarını burada bulabileceğimizdendir.

Yıl 1965 olduğunda, sürpriz bir şekilde sezonun yarısında Ajax, Rinus Michels'e teknik direktörlük teklif etti. Böylece başarısız sonuçlar alan Vic Buckingham'ın yerine Ajax'ın kendi evladı gelecekti. Belki de Hollanda devi Ajax'ın küme düşme hattında yer alması sebebiyle, geçici olarak düşünülmüştü. Cruijff ve Kaizer gibi Hollanda futbolunun sembol isimlerini kadrosunda barındıran Ajax'a otoriter bir teknik adam gelmişti. Takım o seneyi iyi atlattı ve Rinus sayesinde kümede kaldı. 16 takımlı ligde 13. oldular.

65-66 sezonunda ise Rinus Michels kendi istediklerini yapmaya başladı. Çok okuyan ve entellektüel biri olarak görünen teknik adam kafasında kendi sistemini de kurmuştu. Bu sisteme Total Futbol denilecekti. Total futbola göre herkes her işi yapacaktı. Defans oyuncuları yeri geldiğinde hücuma çıkacaktı. Yeri geldiğinde forvetler defans yapacaktı. Defans oyuncusu açılıp yerini kaybederse, herhangi bir arkadaşı onun açığını kapayacaktı. Herkes koşacak, koşmayı durdurmayacaktı. Michels bu sisteme ayak uyduramayan oyuncuları takımdan uzaklaştırdı ve kuvvetli altyapısı olan Ajax çok yönlü futbolcular yetişme yoluna gitti. Bu dönemde Cruijff ortaya çıktı ve yıldızını parlattı. Piet Keizer, Co Prins, Henk Groot ve yeni kaptan Vasovic yıldızı parlayan diğer isimlerdi. Michels istediklerini yapmıştı. İlk sezon sonunda Ajax Hollanda Şampiyonu oldu. 66-67 ve 67-68 sezonlarında da başarısını tekrarlayıp üç kere üst üste şampiyon oldu. 68-69 sezonunda şampiyonluğu Feyenoord'a kaptırdılar. Aynı sezon Ajax ilk Şampiyon Kulüpler Kupası finalini oynadı. Finalde İtalyan devi Milan ile karşılaşan Ajax, maçta 4-1 gibi farklı bir skorla kaybetti. Milan'da günümüzün iyi antrenörlerinden Giovanni Trapattoni ve Milan'ın sembol isimlerinden Gianni Rivera da forma giyiyordu.

Bu sene yenilmişlerdi ama Rinus yenilgiyi kabulenemeyen bir yapıya sahipti. Sistemini bir adım daha ileriye götürerek ertesi sene ofsayt taktiği kullanmaya başladı. Bazı yaşlanan oyuncuları takımdan uzaklaştırarak, yerlerine gençlerini buldu. Krol, Van Dijk, Mühren ve Rijnders gibi isimler 69-70 sezonunda Ajax'ın banko oyuncuları oldular. Nuninga, Danielsson, Duijenbovde gibi oyuncular takımdan gittiler. Groot sakatlık yüzünden futbolu bıraktı. Benni Muller ve Pronk ise ilk 11'deki yerlerini kaybettiler. Sezon sonunda tüm bu yeni yapılanma işlemine rağmen Ajax tekrardan Hollanda şampiyonu oldu. Michels devrimi ilerliyordu! Takım Fuar Şehirleri Kupası'nda (yeni adıyla UEFA) yarı final oynadı. Aynı sene rakipleri Feyenoord da Şampiyon Kulüpler Kupası'nı alınca, Michels'in cesareti daha da arttı. "Seneye bu kupayı biz alacağız" diyordu rahatlıkla.

70-71 sezonunda Michels'in öngörüsü gerçek oldu. Ajax ligi lider bitirdi. Ama asıl başarı Şampiyon Kulüpler Kupası'ndaydı. Basel, Atletico Madrid ve Celtic gibi zamanın kuvvetli takımlarını eleyen Ajax, finalde Panathinaikos ile karşılaştı. Ajax, Yunan temsilcisini Van Dijk ve Haan'ın golleriyle 2-0 yendi ve ilk Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kaldırdı. Michels'in devrimi başarıyla sonuçlanmıştı. Total Futbol Avrupa'yı fethetmişti.

71-72 sezonun başında Barcelona'dan gelen teklifi değerlendirdi ve İspanya'nın yolunu tuttu. Ajax ise başka bir efsane Kovacs'ı getirmişti. Ajax'ın başarıları sürerken, Rinus devrim dalgasını İspanya'ya yaymaya çalışacaktı.

"Yetenekli ve sert oyuncular arasındaki dengeyi tutturmak, defans ve atak yapımını şekillendirmek; Yeni bir takım yaratmak içinde bir sanat barındırır."

Barcelona Yılları
60'lı yıllar boyunca İspanya'daki klasını kaybetmeye başlayan Barcelona, lig şampiyonluklarını Real Madrid ve Atletico Madrid'e kaptırıyordu. En son şampiyonluğunu 1959-60 yılında almıştı. Bunun üzerine 1970-71 sezonun ikinci yarısında Rinus Michels teknik direktörlük için düşünüldü. Böylece "General"in Barça kariyeri başlayacaktı. Takım o sezonu ikinci sırada bitirdi. Michels ilk sezonunda İspanya futboluna alışmaya çalıştı ve kendi sistemini tam oturtamadı. 71-72 sezonunda Michels tüm çabalarına rağmen takımı şampiyon yapamadı. Barcelona o sezon üçüncü oldu. 72-73'te ise yine şampiyonluk iki puanla kaçıyordu. Barça ikinci sırada yer alacaktı.

2,5 sezonda gelmeyen başarılara rağmen Barcelona yönetimi Michels'e güvendi. 73-74 sezonunda ise Michels'in büyük çabalarıyla Johan Cruijff takıma katıldı. Bu Katalan temsilcisinin kaderinin döndüğü nokta oldu. Cruijff burada yine ilahlaştı taraftarın sevgilisi oldu ve aynı şekilde o da Katalanya'ya hayran kaldı. Onu buraya getiren hocası Rinus Michels ise en çok etkilendiği insandı. Barnebau'da Real Madrid'i 5-0 yendikleri sezonda şampiyon oldular. 14 yıl aradan sonra Michels Barcelona'yı şampiyon yapmıştı. Bu sezonun ardından Hollanda Futbol Federasyonu'nun çağrısıyla Hollanda milli takımının başına geçti.

"Karşı tarafın kalitesi ve her maçın ayrı atmosferi olduğu gerçeği asla unutulmamalıdır."



Milli Takım ve 1974 Dünya Kupası
1974 yılı dünyadaki birçok futbolsever için çok huzursuz ve üzgünlük verici bir yıldır. Hollanda takımı Çek antrenör Frantisek Fadrhonc yönetiminde elemeleri başarıyla aştı. Ama finaller için yeterli olmadığını düşünüldü ve Michels Hollanda topraklarına döner dönmez, zaten tanıdığı oyuncularla çalışmaya başladı. Fadrhonc ise onun yardımcısı pozisyonuna getirildi. Takımının başındaki ilk maçında (hazırlık maçıydı) Michels'in Hollandası Avusturya ile 1-1 berabere kaldı. Takım Dünya Kupası'na iyi girdi. 1. tur gruplarında Uruguay'ı 2-0, Bulgaristan'ı 4-1 yendiler. İsveç ile 0-0 berabere kaldılar. İkinci tur gruplarında ise Arjantin'i 4-0, Brezilya ve Doğu Almanya'yı ise 2-0 yenerek finale kaldılar.
Finalde Cruijff, Rep, Rensenbrink, Haan, Mühren, Neeskens, Krol gibi isimlerle favoriydiler. Rakip ise Helmut Schön'ün Batı Almanya'sıydı. İki kurt antrenörün kapışmasında Batı Almanya maçı 2-1 kazanıp kupayı aldı. Hollanda daha iyi oynadığı ve daha çok pozisyon bulduğu maçta (özellikle son dakikalarda Rensenbrink'in kaçırdığı gol) kupayı evine götüremedi. Yine de oynadıkları atak futbol ile tüm dünyanın sevgisini kazandılar. Bu yüzden futbol severler bu kupayı Hollanda'nın alamamasına çok üzüldüler. Almanlar hariç...

"Rinus biz oyuncuların mutlak saygı gösterdiği, doğuştan bir liderdi. Baştan fazla samimi olmaz, ama sonra alışırdı. O günlerde bir antrenör hep kendini iyi ifade etmeliydi, ama onun için gereği yoktu. Herkesin ötesindeydi. Ondan çok şey öğrendim." / Ronald Koeman

Yeniden Ajax, Yeniden Barcelona
Michels Hollanda'nın başına geçtiğinde, Barcelona dönemin iyi takımlarından Borussia Moenchengladbach'ın antrenörü Hennes Weisweiler'ı getirmişti. Weisweiler; Simonsen ve Heynckes gibi iyi oyuncuları da yanında getirmesine rağmen ikincilikle yetinmişti. Michels ise Ajax'ın başına geçmişti. Ajax ile üçüncü oldu. Böylece Barcelona ile yollar tekrar kesişecekti. Michels 1976-77 sezonunda tekrar Barcelona antrenörü oldu. İki sezon daha Barcelona'da kaldı. O zamanlar Real Madrid fırtına gibi esiyordu. Barcelona bu iki sezonda da ikinci oldu. 77-78 sezonda Kral Kupası alındı ve Michels görevinden ayrıldı. İspanya futbolcusuyla olan elektriği, Hollandalılarla olduğu kadar başarılı olamadı. Yine de o zamanki Barcelona için başarı sayılabilecek konumlarda bulundu. Kaldı ki Michels'ten sonra Barça'nın başına geçenler de ilaç olmadı. Taa ki 83-84 sezonunda takımın başına geçen Terry Venables'e kadar.

"Ona Sifenks derdik. Çünkü gerektiğinden fazla iki kelime bile etmezdi." / Henk Groot


ABD'ye Kısa Bir Seyahat ve Köln'de Total Futbol

Rinus Michels bir sezon dinlendikten sonra ABD'ye gitti ve Los Angeles Aztec ile anlaştı. Her yere götürdüğü Cruijff'u da bu takıma götürdü. İki isimde burada sadece bir sezon bulundular. Ertesi sezon 80-81 sezonunda Michels, Köln ile anlaştı ve Almanya kariyerine başladı. Köln tarihi boyunca sadece üç kez şampiyon olabilmişti. Bu aşamada şampiyon olma gibi bir isteği de yoktu. Michels baskısız bir şekilde görevine devam etti. İlk sezonunda (80-81) takım 8'inci oldu. Ertesi sezon ise (81-82) Total Futbol kendini gösterdi ve Köln ligi ikinci sırada bitirdi. Şampiyonluğu da sadece üç puan farkla kaçırdı. Üçüncü sezonda (82-83) takım ligi beşinci bitirdi. Ama Almanya Kupası'nı müzesine götürdü. 83-84'te ise takım altıncı oldu. Çok başarılı görünmemesine rağmen Michels enkaz bir Köln'den korkulan bir takım yarattı. Takım kadrosuna Toni Harald Schumacher (daha sonra Fenerbahçe'ye gelen efsane kaleci), Bonhof, Dieter Müller ve Klaus Fischer'ı transfer ettirdi. Klaus Allofs ve Pierre Littbarski gibi isimleri ise alt yapıdan takıma kazandırdı. Bu oyuncuların hepsi Batı Alman takımının ya bir parçasıydılar yada bir parçası oldular. Allofs 84 Avrupa Kupası'nın gol kralı da oldu. Bu oyuncuların bazılarıyla problemler de yaşadı ama başarılı sayılabilecek bir performans gösterdi yine de. Almanlar için bile fazla disiplinli oynatmaya çalışıyordu.

"Genelde en spekteküler hareketleri yapanlara "Dünya'nın En İyi Oyuncusu" yakıştırması yapılır. Ama aslında golleri hazırlayanlar hep gözden kaçar. Asıl zor işi yapanlar onlardır. Dikkatler hep forvetlerde oluyor ama gol hazırlamak da en az o kadar önemli."

Yeniden Milli Takım ve 88 Avrupa Kupası
Michels 84-85 sezonunda tekrar Hollanda Milli Takımı'nın başına geçti ve yarım kalmış işini bitirmeye geldi. Ama federasyonla yaşadığı çekişme sonucunda milli takımı bıraktı. 1986'da Hollanda Dünya Kupası'na gidememişti. Federasyon başkanının da değişmesiyle tekrar milli takımın başına döndü. Elemelerin ardından 1988 Avrupa Kupası çatmıştı. Michels'in elinde iyi bir jenerasyon vardı. Almanya'da yapılan kupanın kadrosunda Van Basten, Rijkaard, Gullit, Ronald ve Erwin Koeman kardeşler, Mühren ve kaleci Van Breukelen gibi iyi oyuncular vardı. Hollanda gruptan Sovyetler ile beraber çıktı. İngiltere ve Serbest İrlanda saf dışı kaldı. Michels yarı finalde Batı Almanya'dan 1974 finalinin intikamını aldı ve maçı 2-1 kazandı. Galibiyet golünü 88. dakikada Michels'in yeni kralı Van Basten atmıştı. Finalde ise rakip grupta da karşılaştıkları Sovyetler olmuştu. Grupta 1-0 yenildikleri bu takıma karşı artık daha hazırlıklıydılar. Finalde 32. dakikada Gullit ve 54. dakikada Van Basten'in golleriyle 2-0 kazanan Hollanda, milli takımlar bazında ilk ve tek kupasına ulaştı. Hollanda yine iyi futboluyla herkesi kendine hayran bıraktı. Hatta İtalya'ya ihrac edilen Gullit, Van Basten, Rijkaard üçlüsü İtalya'ya bile hücumu öğretecekti. 88-89 sezonunda Bayer Leverkusen'den cazip bir teklif alan Michels tekrar Almanya'nın yolunu tuttu.


"O Hollanda futbolunun babasıydı. Oyuncuları nasıl motive etmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Soyunma odasındaki gerilimi azaltmada özellikle müthiş mizah yeteneğiyle ustaydı. Önemli anlarda kesin kararlar verirdi, ama diğer zamanlarda çok da yumuşak başlıydı." / Marco Van Basten



Leverkusen ve Üçüncü Kez Milli Takım!

Leverkusen de sadece bir sezon kaldı ve takım ancak sekizinci olabildi. Takımın iyi bir kadrosu yoktu ve Michels büyüsünü orada gerçekleştiremedi. 1990'da tekrar Hollanda milli takımının başına geçti. Takım 90 Dünya Kupası'nda Beenhakker ile ikinci turun ötesine geçememişti. Michels milli takımı Avrupa Kupası'na hazırlamaya başladı. Son şampiyon oldukları için sadece hazırlık maçı yaptılar ve takım fazla bir arada bulunamadı. 1992'de Avrupa Kupası'na katıldılar. Takım Almanya (Berlin duvarı yıkılmış, Batı ve Doğu birleşmişti) ile beraber B Grubundan çıkmayı başardı. Diğer iki takım ise İskoçya ve Bağımsız Devletler Topluluğu'ydu. Yarı finalde ise daha sonra "plajdan gelip şampiyon olan takım" diye anılacak olan Danimarka'ya penaltılarla 5-4 yenildiler. Bu kupanın ardından Michels bir daha takım çalıştırmadı ve emekliliğinin tadını çıkarmaya başladı.

"Ona hiç Rinus diyemedim. O benim için hep Bay Michels'ti."
- Frank Aarnesen, eski Ajax'lı futbolcu ve eski Tottenham Sportif Direktörü...



Stili
Az çok kariyerini anlatırken, stilinden de bahsettiktik ustanın. Ama ayrıca söylenecek bir şeyler var her zaman. Ne de olsa 1999'da FIFA onu "Yüzyılın Teknik Direktörü" seçti. Total futbol fikri daha önceden de mevcuttu. 50'li yıllardaki Macaristan takımı ve Ajax'ın kendisinden önceki teknik direktörü olan Vic Buckingham bu felsefeyi benimseyenlerdendi. Ama bu fikri evrimselleştiren ve başarılı hale getirebilen tek antrenör o oldu. Total Futbol'da herkes herşeyden biraz yapmalıydı. Forvetteki adam çizgiden top çıkarmalı, defanstaki adam goller atmalı. Teknik adamlar koşmalı, koşan adamlar iyi pas atmalıydı. Komple bir takım yaratmaktı amaç. Bu sisteme bir de ofsayt taktiğini ekleyince başarılı sonuçlar ortaya çıktı. Sert olmayan fakat disiplinli bir adam olarak bilinirdi. Bu sistemiyle modern futbolun babası olarak da pekçok kişi tarafından kabul görmüştür.

Özel hayatında ise parayı elinde tutmayı seven, tutumlu biri olarak biliniyordu. Bu yüzden Ajax'ta "Michels'in cüzdanı ne renk biliyor musunuz?" diye şakalar yapılırdı. Çünkü kimse cüzdanını çıkardığını görmemişti. Ayrıca birçok futbolcusunun tabiriyle "komik bir adam"dı. İnce espriler yapardı. Ajax'ın 50. yıl kutlamaları kapsamında bir şov bile hazırlamıştı. Espriler havada uçuşuyor, hatta Boskamp ile birlikte şarkı bile söylüyordu. Kaybettiği maçlardan sonra bile soyunma odasında duş alırken şarkı söylermiş. Bu ince mizah duygusu elbette yüksek bir zekanın ürünüydü ve Michels bunu büyük ihtimalle okuduğu kitaplara borçluydu. Her deplasmana bir kitapla gider ve takım ülkeye döndüğünde bu kitabı sadece uçakta bitirmiş olurdu. Kendisiyle ikili ilkişkide bulunmuş herkesin ortak fikri ise çok yüksek bir IQ'ya sahip olduğu. Kendi ayakları üstünde durmayı seven, akıl almayı sevmeyen bir adamdı. Bu yüzden işine kimseyi karıştırmazdı. Otoriter bir hoca olarak bilinen Michels bu özellikleri sayesinde hem Hollanda, hem de dünya futbolunu kökünden sarstı ve temposu daha yüksek maçlar izlememize sebep oldu. Bu yüzden de lâkabı "General"di.

Maalesef üstadı 89 yaşındayken, 3 Mart 2005'te kalbinden yaşadığı sorunlar sebebiyle Belçika'nın Aalst kentinde kaybettik.


Başarılar
  • Hollanda ile 1 kez Avrupa Kupası Şampiyonluğu (1988)
  • Hollanda ile 1 kez Dünya Kupası Finali (1974)
  • Ajax ile 1 kez Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonluğu (1970-71)
  • Ajax ile 1 kez Şampiyon Kulüpler Kupası Finali (1968-69)
  • Ajax ile 4 kez Hollanda Ligi Şampiyonluğu (1965-66, 1966-67, 1967-1968, 1969-70)
  • Ajax ile 3 kez Hollanda Kupası (1966-67, 1969-70, 1970-71)
  • Barcelona ile 1 kez İspanya Ligi Şampiyonluğu (1973-74)
  • Barcelona ile 1 kez İspanya Kral Kupası (1977-78)
  • Köln ile 1 kez Almanya Kupası (1982-83)
  • FIFA tarafından "Yüzyılın Teknik Direktörü" Ödülü (1999)
  • Hollanda Futbol Federasyon tarafından "Yüzyılın Teknik Direktörü" Ödülü (1999)
  • Hollanda Krallığı tarafından "Şovalye" ünvanı (1974)
  • UEFA Tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülü (2002)
  • Hollanda Futbol Federasyon tarafından "Son 50 Yılın En İyi Futbol Adamı" (2004)



Yazan ve Hazırlayan: Kaan Kavuşan




0 yorum: