"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Ezber Bozan İtalyan: Arrigo Sacchi


Van Basten, Gullit ve Rijkaard'lı yıllarda fırtına gibi esen AC Milan ve 1994 yılında Dünya Kupası finali oynayan İtalya'nın antrenörlüğünü yapan Arrigo Sacchi, diğer İtalyan teknik adamlara göre farklıydı. İtalyan takımlarının defans yapmasına alışkın olan seyirci için farklı bir İtalyan sistemi ortaya koydu ve göze hoş gelen futbol oynattırmaya çalıştı.

Milan ile 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, İki Süper Kupa, iki de Kıtalararası Kupa kazanarak tarihinin en başarılı ve en iyi oynayan Milan'ını yarattı. 1994 Dünya Kupası'nda da İtalya beğenilen takımlar arasındaydı.

Daha sonra Parma ve Atletico Madrid gibi takımları çalıştırdı ve Real Madrid'te Sportif Direktörlük görevini üstlendi.

"Futbola çok şey borçluyum ve umarım her zaman insanlara keyif veren, streslerini alan bir spor olarak kalır. Onu güzel, temiz, eğlenceli, adaletli isteyen insanların yanındayım."

Başlangıç
Kariyerine başlamadan önce babasının dükkanında ayakkabı satıcılığı yapan Arrigo Sacchi, daha yedi yaşındayken yaptığı yorumlar ve giriştiği muhabbetlerle futbol bilgisine kendisini kayran bırakmıştı. Futbolculuk yıllarında hep amatör kümedeki Fusisgano FC ve Bellaria takımlarında top koşturdu ve tanınmış bir futbolcu olamadı. Ayrıca futbol oynarken ayakkabı satmaya da devam etti. 1977 yılında Cesena genç takımını çalıştırmaya başladı. 1977-82 yılları arasında değişik ve istikrarsız sonuçlar alarak görevini sürdürdü. 1982'de takımını Genç Lig Şampiyonu yapınca dikkat çekti. Aynı yıl İspanya Futbol Federasyonu'nun verdiği kursa bir başka ünlü teknik adam Zdenek Zeman ile birlikte katıldı ve başarıyla mezun olarak profesyonel antrenör oldu.

"Herşey bir yana Sacchi bir yana, tüm takımı alabilirsiniz ama Sacchi'yi asla"
Milan Başkanı Silvio Berlusconi





Gezginlik Dönemi ve İlk Sıçrayışı
1982-83 sezonunda Serie C takımlarından Rimini ile anlaştı ve zayıf takımı kümede tutmayı başardı. 1983-84 sezonunda ise Fiorentina PAF takımını çalıştırdı. 84-85 sezonunda tekrar Rimini'ye döndü. Aynı sezonun sonunda ise Parma'ya transfer oldu. Serie C'nin çıkmayı hedefleyen büyük takımı Parma'ya gelişiyle yıldızı da parlamaya başladı. 1985-86 sezonunda takımı Serie B'ye çıkardı. 86-87 sezonunda da Parma'nın başında başarılı maçlar çıkarır ve bu sefer Parma'yı Serie A'ya çıkarır. Parma'ya iki sene de iki lig atlatan Sacchi, İtalya Kupası'nda Milan'ı yendikleri bu sezonda Milan Başkanı Silvio Berlusconi'nin dikkatini çeker. Sacchi göz hoş gelen bir futbol oynatıyor, orta sahada bol pres yaparak, alan savunması kurarak klasik İtalyan sistemlerinden farklı bir oyun ortaya koyuyordu. Defansı yine sağlam tutuyordu ama atağı da boşvermiyordu. İtalyan seyircisinin isteği de buydu. Bu başarının ardından Silvio Berlusconi'nin yoğun isteğiyle Milan'ın başına geçer.

"Her zaman takımlarımı güzel futbol oynaması ve zevk vermesi üzerine kurdum."

Milan'ı Gölgelerden Kurtarışı ve Avrupa Kupaları
1986-87 sezonu başladığında Milan'ın başına getirilen Sacchi isteği şeyleri yapma özgürlüğüne sahip olur. Silvio Berlusconi onu başa getirdiğinde, sistemini kurması için özgürlük verir. Çünkü Milan'ın kaybedeceği bir şey yoktur, 5 sezon önce Kara Loto (Totonero) skandalı yüzünden Serie B'ye düşürülen fakat tekrar çıkmayı başaran Milan, artık başarı istememekte ama aceleci davranmamaktadır. Sacchi baskısız bir ortamda görevini başlar, sistemi basit ama etkilidir. Total Futbolu, klasik İtalyan futbolu ile birleştirmek. Bu bağlamda takım orta alanda pres yapmalı, defans oyuncuları çakılı kalmamalıydı. Herkes hem defans, hem ofans yapmalıydı. Oyunculara yeteneklerini göstermeleri için daha çok şans verilirken, disiplin bozulmamalı, oyun karşı alana yıkılmalıydı. Bu anlayışı çabuk oturtan Sacchi; Gullit, Van Basten ve Rijkaard'ın alınmasıyla iyice rahatladı ve sistemini işler vaziyete getirdi. İlk sezonda işler gayet yolunda gitti. Milan ligde 5. olarak UEFA Kupası'na katılmaya hak kazandı. Liderin sadece 7 puan gerisinde ligi bitirdi. Bunun bir şanssızlık olarak algılanması doğru olandı ve Berlusconi de bu duruma üzülmedi. Maradona'lı Napoli sezonu şampiyon bitirdi.

1987-88 sezonunda ise bir yandan UEFA Kupası'nda oynuyor, bir yandan da şampiyonluk mücadelesi veriyordu. UEFA Kupası'nda birinci tur ilk maçında İspanyol Sporting Gijon'a 1-0 yenilince herkes hayal kırıklığına uğramıştı. İkinci maçta 3-0 kazanıp 2. tura yükselince Milan'lı taraftarların içi rahatladı. İkinci turda başka bir İspanyol temsilcisi Espanyol ile karşılaşıldı ve ilk maçta alınan 2-0 yenilgi takımın gidişatını etkiledi. İki kulvarda mücadele eden takım ikinci maçta 0-0 berabere kaldı ve kupaya veda etti. Espanyol ise o sezon finale kadar yürüdü ve penaltılarla kaybetti. UEFA'dan elenince lige yoğunlaşan Milan daha güçlü olarak Serie A'da mücadele etti ve Napoli ile giriştiği şampiyonluk yarışında ipi göğüsleyen taraf oldu. Maradona'lı Napoli, Van Basten'in sakatlığı yüzünden bir çok maçta oynamamasına rağmen Milan'a karşı başarısız olmuştu. 8 yıllık gergin bekleyişin ardından 11. şampiyonluğuna ulaşan Milan, Berlusconi başkanlığındaki ilk şampiyonluğunu da kazanmış oldu.

1988-89 sezonunda ise Milan'ı daha zorlu mücadeleler bekliyordu. Sacchi hem Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etmek, hem de Serie A şampiyonluğunu korumak zorundaydı. Takım Şampiyon Kulüpler Kupası'nda başarılı giderken, Serie A'da da şampiyonluğu kovalıyordu. Takım ilk turda Vitosha'yı toplamda 7-2 yenerek aştı. İkinci turda ise Avrupa'nın en iyi takımlarından birisi olarak gösterilen Kızılyıldız'ı geçtiler. Çeyrek finaldeki rakip ise Alman temsilcisi Werder Bremen'di ve o da Milan karşısında dayanamadı. Yarı finaldeki İspanyol devi Real Madrid ise 1-1 ve 5-0'lık skorlarla geçildi. Milan rüzgarı kasırgaya döndürmüştü. Finaldeki rakip Steaua Bükreş'ti. Steaua'yu Van Basten ve Gullit'in iki golüyle 4-0 deviren Milan Şampiyon Kulüpler Kupası'nın sahibi oldu. İki kulvarda ilerlemek zor geldi ve ligde zaman zaman başarısız sonuçlar alındı. Inter ve Napoli'nin ardından üçüncü oldular fakat gelen Avrupa Kupası her şeyi unutturmuş, taraftarları sevince boğmuştu bile. Senenin sonunda oynanan Kıtalararası Kupa maçında Kolombiya'nın Medelin takımı yenildi ve Kıtalararası Kupa da Milan oldu.

1989-90 sezonunun başında UEFA Süper Kupa maçı oynandı ve geçen senenin UEFA Şampiyonu Barcelona 1-1 ve 1-0 gibi skorlarla geçildi ve Milan, Süper Kupa'yı da müzesine götürdü. Son dünya şampiyonu olarak takdir edilen Milan, yine Napoli ile şampiyonluk mücadelesine girişti ve son maçlara kadar savaş sürdü. Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ise ilerleyiş sürüyordu. İlk turda HJK Helsinki'yi, ikinci turda İspanyol devi Real Madrid'i, çeyrek finalde Mechelen'i, yarı finalde ise Bayern Münih'i yenerek finalde Benfica'nın rakibi oldu. Finalde Rijkaard'ın tek golü ile kazanan Milan, ikinci kez üst üste Şampiyon Kulüpler Kupası'nın sahibi oldu. Ligde ise son maçta Verona ile 0-0 berabere kalarak şampiyonluğu Napoli'ye kaptırdılar. Sansasyonel maçta Milan'dan Van Basten, Gullit, Costacurta ve Baresi kırmızı kart yemişti. Bu da şike iddialarına neden olmuştu. Bu yüzden birçok Milan taraftarı bu sezonu çifte kupayla kapadıklarını iddia ederler.

90-91 sezonunun başında Paraguay'ın Olimpia takımı Rijkaard ve Stroppa'nın golleriyle 2-0 yenilerek Kıtalararası Kupa tekrar kazanılır. Süper Kupa'da ise UEFA şampiyonu Sampdoria devrilir. Yine Dünya Şampiyonu ünvanı kazanılır. Aynı sezon boyunca Süper Kupa'da eledikleri Sampdoria ile kıyasıya bir mücadeleye girdiler. Sezon sonunda beş puan farkla ikinci oldular. Aynı sezon Şampiyon Kulüpler Kupası'nda sansasyonel bir olaya imza attılar. Çeyrek finale kadar gayet iyi ilerleyen takım, Marsilya karşısında 1-0 gerideyken elektrikler gitti ve stad karanlığa gömüldü. Işıkların yapılmasından sonra Milan oynamayı reddeti ve 3-0 yenik sayıldı. Ayrıca bir sonraki sezon için de Avrupa Kupaları'ndan men edildi. Bu olaydan sonra Sacchi'nin Van Basten başta olmak üzere bazı oyuncularla arası açılır ve Sacchi sezon sonunda kendi isteğiyle istifa eder ve bayrağı daha bir çaylak olan Fabio Capello'ya devreder.

"Milan Total Futbol oynuyordu!"


Milli Takım Yılları ve 1994 Dünya Kupası
1992 yılının başında İtalya milli takımının başına getirilen Sacchi, Milan ile başladığı futbol felsefesini İtalya'nın geneline yaymayı hedefledi ve belki de futbol tarihinin en güzel oynayan İtalya Milli takımını kurdu. Donadoni, Roberto Baggio, Gianfranco Zola gibi teknik kapasitesi ve hücum yeteneği yüksek oyuncuların yer bulduğu takım elemelerde gruptan lider olarak çıktı ve Dünya Kupası'na katıldı.

Dünya Kupası'nda düzenli bir 11 kullanmak yerine rotasyonu tercih etti ama takımda yeri garanti olan beş-altı isim vardı. Bunlar kaleci Pagliuca, defansın bel kemiği Baresi, sol bek Maldini, forvetteki Roberto Baggio, Orta sahanın dinamik ikilisi Albertini ve Dino Baggio'ydu.

İtalya'nın yer aldığı D grubunda tüm takımlar 4 puan topladı. Bu hâlâ tektir. Grupta üçüncü sırayı alan takım bir üst tura çıktı. 2. Turda Nijerya'yı geçen İtalya, çeyrek finalde ise İspanya'yı eledi. Yarı finalde ise rakip Bulgaristan'dı. Tarihinin en iyi kadrosuna sahip olan Bulgaristan da İtalya karşısında dayanamadı. Gruplardan sonraki tüm maçlar 2-1 kazanılmıştı ve İtalya iyi futboluyla dikkat çekmişti. Finaldeki rakip ise Brezilya'ydı. Maç ortada geçti Romario ve Roberto Baggio karşılıklı goller kaçırdılar. Maç 0-0 bitti ve uzatmalara kaldı. Uzatma anlarında Brezilya daha ataktı, Romario'nun kaçırdığı yüzde yüz bir gol vardı. Bebeto da bir şans bulmuş ama yararlanamamıştı. Maç penaltılara kaldı. İlk penaltı atışını kullanmak için topun başına gelen dönemin en büyük yıldızı Roberto Baggio penaltıyı üstten dışarı attı. Brezilyalı Marcio Santos da ilk penaltısını kaçırınca İtalyanların içleri rahatladı. Yine de daha sonra Baresi ve Massaro da penaltı kaçırdılar. Brezilya ise diğer penaltıları gole çevirerek, maçı 5-3 kazandı ve Dünya Kupası'nın sahibi oldu. İlk kez bir Dünya Kupası penaltılarla sahibini bulmuştu.

"Görüşlerim Sacchi'nin Milan'ına çok yakın. Agresif ve ofansif bir takım istiyorum."
Liverpool Menajeri Rafa Benitez


Gelen Eleştiriler ve 1996 Avrupa Şampiyonası
İtalya Futbol Federasyonu kaybetmesine rağmen milli takımı başarılı buldu ve Sacchi ile yoluna devam etti. Avrupa Kupası elemelerine hazırlanan İtalya'da Baresi ve Tasotti milli takımı bırakma kararı almışlardı. Sacchi bu aşamada takımı gençleştirme yoluna gitti. Vialli, Pagliuca ve Signori gibi isimleri kadrosuna almamaya başladı. Roberto Baggio bile bazen kesik yiyordui yerine zaman zaman genç Del Piero oynuyordu. Gelen tartışmalı sonuçlarla Sacchi daha da eleştirilmeye başladı. Birçok kişi oyuncuları bu kadar çabuk harcamasına kızmış ve karakteriyle bağdaştıramamıştı. Tüm eleştirilere rağmen İtalya elemelerde Hırvatların ardında kalmasına rağmen 1996 Avrupa Şampiyonası'na katıldı. Ancak averajla gruplarda üçüncü oldu ve şampiyonaya erken veda etti. Eleştiriler yoğunlaşmıştı. Roberto Baggio, Pagliuca'nın kupaya çağırılmaması, Zola'nın ilk 11'de oynatılmaması gibi problemler iyice konuşulur olmuştu.

Sacchi istifa etmediği için, federasyon da gelecek tepkilerden korktuğu için milli takım Sacchi ile devam etti. Kupadan sonra 6 Kasım 1996'da İtalya, Bosna karşısında 2-1 kaybedince istifasını veren Sacchi, hemen Milan'ın çağrısına kulak verdi ve tekrar yuvasına döndü. Fakat bu sefer ki dönüş farklıydı.

"Jokey olmak için at olmanıza gerek yoktur."
Oyunculuktan gelmediği yönündeki eleştirilere cevap olarak bir gazeteciye...


İkinci Milan Macerası, İspanya'nın Yolları ve Parma
1996-97 sezonuna Oscar Tabarez ile başlayan Milan'da işler hiç yolunda gitmemişti. Aralık ayı geldiğinde Tabarez kovulmuş, daha sonra idareten takımın başına geçen Morini de kötü gidişe engel olamamıştı. Bu yüzden Milan, Sacchi ile anlaşma yollarını aramıştı. Sacchi sadece sezon sonuna kadar Milan'a gelebileceğini ifade etti ve görevi kabul etti. Oscar Tabarez ve Morini'nin yarattığı yıkımı Sacchi bile toplayamadı ve son şampiyon Milan sezonu 11. sırada, "-2" averajla tamamladı.

Bir sezon takım çalıştırmayan Sacchi, 1998-99 sezonunda Atletico Madrid'in başına geçti. Eski günlerini arayan Atletico Madrid ligde 13'üncü olabildi ama İspanya Kupası'nda finale kadar çıktı ve finalde Barcelona'yı uzatmalarda 1-0 yenerek kupaya uzandı. Ayrıca UEFA Kupası'nda da Obilic, CSKA Sofya, Real Sociedad, Roma gibi takımlar elenerek yarı-final oynadı. Yarı finalde ise kupayı kazanan Parma'ya elenildi. Uzun zamandır başarısı olmayan Atletico için iyi sayılabilecek işler becermesine istifa etmeye karar verdi ve görevi bitirdi.

2000 yılında yorumculuğa başlayan Sacchi, 2001 yılında kısa bir süre için zor günler geçiren Parma'nın başına geçti ama sağlık problemleri nedeniyle istifa etti ve Parma'nın Sportif Direktörlüğünü üstlendi. Oyuncular takip etti ve bütçeleri ayarladı. Gilardino gibi dönemin önemli yıldızlarından birini keşfetti. 2004 yılına kadar bu görevde kaldı.

2005 yıllarında ise Real Madrid, Sportif Direktörlüğü görevini üstlendi. Teknik Direktör Vanderlei Luxemburgo'nun kötü performansı sebebiyle kendini de sorumlu gördüğü için 2006 yılında Real'in Barcelona'ya 3-0 yenilmesinin ardından Luxemburgo ile beraber istifa eder.

2007 yılından beri yorumculuk yapmaya devam etmekte...

"Robinho ruhunu para için satmış. Hiçkimse Real Madrid'ten Manchester City'e gitmek istemez."


Stili
Arrigo Sacchi'nin futbol anlayışında sadece kazanmak değil, güzel oynayıp kazanmak yatıyordu. Belli bir futbol felsefesi vardı ve istediği sisteme göre oyuncu bulmakta yada yaratmakta ustaydı. 4-4-2 görünümünde oynamasına rağmen, Total Futbol'un biraz daha salgırgan bir versiyonunu oynattıyordu. Ortasahada aşırı pres yaptırarak, defansa daha az iş düşmesini bekliyordu. Toplu defans, toplu hücum felfesini İtalyan futboluyla harmanlamayı becermişti. Yeri geldiğinde riskler almayı da biliyordu. İlk defa atak oynamaya çalışan bir İtalyan takımı seyrettirdi futbol severlere. Önce Milan'la, sonra İtalya Milli Takımı'yla. Bazen sisteminden vazgeçmediği için oyuncularla problem yaşıyordu ve efendi kişiliği yüzünden suistimal ediliyordu. Yine de taktisyenliği çok üst düzeyde olduğundan büyük bir atrenör olarak kendini kabul ettirdi. Felsefe oturtarak görevini yapan hocalardan.

1988-89 sezonunda kurduğu Milan takımı World Soccer dergisince "Gelmiş Geçmiş En İyi Kulüp Takımı", Brezilya 1970, Macaristan 1954 ve Hollanda 1974 takımlarının ardından "Gelmiş Geçmiş En İyi Dördüncü Takım" seçilmiştir.


Başarılar
  • Milan ile 2 kez Şampiyon Kulüpler Kupası (1988-89, 1989-90)
  • Milan ile 2 kez Süper Kupa (1988-89, 1989-90)
  • Milan ile 2 kez Kıtalararası Kupa (1988-89, 1989-90)
  • Milan ile 1 kez İtalya Ligi Şampiyonluğu (1987-88)
  • Milan ile 1 kez İtalya Süper Kupası (1988-89)
  • Atletico Madrid ile 1 kez İspanya Kral Kupası (1998-99)
  • Atletico Madrid ile 1 kez UEFA yarı-finali (1998-99)
  • İtalya Milli Takımı ile 1 kez Dünya Kupası Finali (1994)
  • Times Dergisine göre Gelmiş Geçmiş En İyi 11. Teknik Direktör (2007)
  • İtalya'da Yılın Antrenörü Ödülü (1988-89)

2 yorum:

yedinci samuray dedi ki...

Barcelona için gelmiş geçmiş en iyi takım dediklerinde Pep Guardiola karşı çıkmış:
"Bu söylentilere gülüyorum. Sacchi'nin Milan'ı,Cruijff'un Barça'sı varken mi ?"
ve bir kaç takım daha sayarak onore etti bu güzel adamları.

Unutmamamız gereken şey futbol, en az şarkılar, türküler, destanlar kadar bir kültür işidir ve şu 100 yıllık süreçte futbol adına büyük birikim var.
Bu birikimi iyi takip edip kendilerine adapte edenlerin ya da bu birikimlere adapte olanların başarılı olduğu gerçeği Barça'yla bir kez daha ortada...

Şu an yukarıdaki yazıyı okuyunca Barça işte Sacchi'nin oynattığı bu futbol ile oynuyor diyoruz.
Adapte etmek ya da örnek alıp adapte olmak böyle bir şey !

Yazı çok güzeldi.Çok teşekkürler.
***

Adsız dedi ki...

futbolu seven herkes milanlı dönemi bilir. 2008 - 2012 pep guardiola lı dönem için arrigo sacchi , 100 yılın takımı barça benim milanımdan bile iyiler demişti.. futbol böyle adamları asla unutmuyacak..

i love sacchi..