"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

31 Aralık 2009 Perşembe

Çok gol kurtarmakla az gol yemek arasındaki fark: Dino Zoff

Başka tarz bir kaleciliğin mümkün olduğunu gösteriyordu bize bir zamanlar Zoff...
Dünya Kupası'nı kaptan olarak ellerine alıp yukarı kaldırdığında 40 yaşındaydı Dino Zoff. Enzo Bearzot sevinirken, takım arkadaşları huşu içinde ona bakıyordu kupa merasiminde. Takımın santraforu ve kupanın gol kralı Paolo Rossi onun hakkında şöyle diyordu; "1982 Dünya Kupası'nda İtalya'nın en önemli oyuncusuydu. Takımı toparlayan oydu. Ben sadece gol atıyordum, Dino ise takıma maç kazandırıyordu."

Rossi'nin dikkat çektiği gibi, bazı kaleciler gol kurtarırlar, bazı kaleciler maç kazandırırlar. Bu ikisi her zaman aynı kapıya çıkmaz. Çünkü bir kalecinin ilk golü yememesi çok önemlidir. Yenilen ilk gol, takımın direncini kırar, sonrasında dünyaları kurtarsanız da bir değeri kalmayabilir. Zoff, işte o ilk golü yememe konusunda belki de futbol tarihinin en iyi kalecisiydi. Özellikle uzun süreli gol oruçlarının kalecisi olması dolayısıyla tarihe adını yazdırmıştı. Milli turnuvalarda en uzun süre gol yememe rekoru hâlâ onun elindedir 1142 dakikayla. Serie A'da 332 maç üst üste forması giymesi de bir başka rekorudur hatta.


KAPTAN VE AĞABEY
Zoff ne kazandıysa çalışkanlığı sayesinde kazandığını söylüyor. Kupayı alan takımın hocası Enzo Bearzot ise onun stilini anlatırken, ne kadar dengeli olduğundan; en zor ve heyecanlı anlarda dahi nasıl da sakin kaldığından bahsediyor. Bearzot'a göre, Zoff'un başarısının sırlarından birisi de hem arkadaşlarına hem de rakiplerine olan saygısı ve mütevazı karakteri. Takım arkadaşı Scirea, "Beni her zaman korudu, adeta küçük kardeşiymişim gibi davranıyordu" derken Rossi de "Benim için herkesten önemli bir örnekti" diyor onu anlatırken.

Zoff, soyunma odasında az ama öz konuşuyordu. Kendinden emin ve sakindi. Bu sakinliği sahaya da yansıdı her zaman. Çok gol kurtaran bir kaleci olarak değil, az gol yiyen bir kaleci olarak anıldı hep. İnanılmaz posisyon alışı ve soğukkanlığı sayesinde, boşuna IFFHS tarafından gelmiş geçmiş en iyi üçüncü kaleci seçilmedi...

En başa dönersek, Zoff'un macerası babasının onu seçmelere götürmesiyle başlıyor. O zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun sınırında bir İtalya köyünde yaşayan Zoff, kendi deyimiyle sakin ve çalışmayı seven bir ailenin mensubu. Futbol ilgisiyse çocuk yıllarında başlamış. Pekçok iyi kalecinin aksine o hep kaleci olmak istemiş. Bu istediği için 14 yaşında babasıyla Milano'nun yolunu tuttuklarındaysa, hem Inter hem de Milan boyu kısa olduğu için onu geri çevirmişti. Bunun üzerine anneanesi onu her gün sekiz yumurta yedirerek besledi. Babasıysa ümidi kesmiş ve tamirci çırağı olmasına sebep olmuştu...


33 SANTİM UZADI
Köyünün takımı Marienese ile geçirdiği beş yılın ardından Udinese'ye transfer olduğunda Zoff tam 33 santim uzamış ve 1,82 boyuna gelmişti. İlk maçında Fiorentina'dan 5 gol yeyip sadece 4 maça çıktığı sezonda Udinese Serie B'nin yolunu tutunca şans ayağına geldi. As olarak oynadığı maçlarda dikkat çektiği bir sezonun ardından 21 yaşındayken, bu sefer Olimpik Milli Takım'ın as kalecisi olarak Akdeniz Oyunları'nda şampiyonluk yaşadı. Sonra da Serie A takımı Mantova'ya geçti.

Serie A'daki iki sezonun ardından Mantova da küme düştü. Zoff ikinci ligde yine iyi maçlar çıkardı ve İtalya Milli Takımı'nda Fabbri'nin düşündüğü isimlerden biri oldu. Yine de İtalyan teknik adam onu arayıp milli takımda yer almasını istediğini söylemesine rağmen, 66 Dünya Kupası kadrosuna çağırmadı. Fabbri gök mavililerin başına geçmeden önce Mantova'nın hocasıydı ve Zoff'a göre, "adamını aldı" demesinler diye turnuvaya çağırılmamıştı.


NAPOLİ'YLE BAŞARILAR GELİYOR
Zoff 1967 yılında Napoli'ye transfer oldu gösterdiği performansla. İlk sezonunda takım ligi ikinci sırada biterecek kadar başarılı oldu. O da çok başarılıydı. Ona göre, kendisini başarılı yapan şey havaya girmemesiydi. "Biz İtalyanlar için aşırı güven tehlikelidir. Hiçbir zaman kendime aşırı güvenmedim. Beni ileriye götüren de bu oldu" diyor Zoff. Bu anlayışı daha sonra 42 yaşına kadar oynamasını, sürekli gelişim göstermesini sağlayan, büyük bir kalecinin ortaya çıkmasına sebep olan şeydi.

Göstediği bu performans 1968 Avrupa Kupası kadrosuna çağırlamasını sağladı Zoff'un. Turnuvaya yedek olarak başladıysa çeyrek finalden itibaren (İtalya yazı turayla tura atlamıştı) Albertosi'nin yerini devraldı ve final maçına kadar takımın kalesini korudu. Berabere biten final maçının tekrarında İtalya, Yugoslavya'yı yenerek şampiyon olurken Zoff da turnuvanın kalecisi seçildi. 26 yaşına gelmişti ve 4 maçın 2'sinde gol yemeyerek Avrupa'nın en iyi kalecilerinden biri olarak anılmaya bu sayede başladı. Zoff, Napoli ile düzenli olarak oynasa ve takımı hep üst sıralarda yer alsa da tam olarak kabul görmedi o dönemlerde. 70 Dünya Kupası'nda nedense Albertosi'nin ardında yedek bekledi.


30 YAŞ: DEVİR TESLİM...
30 yaşındayken Juventus'a transfer olduğundaysa bu durum değişti beklendiği gibi. 1972'den itibaren İtalya'da onun önünde duracak kimse yoktu. Milli Takım'la tam 12 maç 1146 dakika gol yemediği dönem de bu senelere denk gelir. Juventus'a geldiği gibi de farkını gösterdi Zoff. Takım şampiyon oldu. Şampiyon Kulüpler Kupası finalindeyse Zoff'un "en korktuğum iki hücumcudan biri" dediği Cruijff'un takımı Ajax vardı karşılarında. Rep'in dördüncü dakikada attığı gole engel olamayınca takım finalden boynu bükük döndü.

Fakat 30'lu yaşları Zoff'un kariyerini en çok geliştirdiği yaşlardı. Milli Takım'ın düşüşte olduğu bir dönemle başlamıştı aslında bu devire. 74 Dünya Kupası'nda işler iyi gitmedi ama Zoff kupanın ardından milli takımla 4 sene boyunca sürecek bir gol orucuna başladı. Bu oruç ancak bir sonraki dünya kupasında bitecek, 1048 dakika sürecek ve Haitili Sanon tarafından bozulacaktı. 76 yılındaysa UEFA Kupası ellerinde yükseliyordu Athletic Bilbao karşısında. Zoff, 83 yılına kadar oynadı Juventus'ta. 6 şampiyonluk aldı, Avrupa Kupaları'nda defalarca kez çeyrek ve yarı finale ilerledi takımıyla. Ama en önemli başarısı şüphesiz 1982 yılında elde ettiği Dünya Şampiyonluğu'ydu.


BEARZOT KATENAÇYOYU BOZUYOR
İtalya, Bearzot'un "katenaçyoyu atın kafanızdan" söylemleri eşliğinde girdiği turnuvada üç beraberlikle bir üst tura çıktığında kimse kupaya uzanmalarını beklemiyordu. Ünlü Fakat ikinci grup aşamasında Arjantin ve Brezilya yenilirken, Bearzot'un takımı maceracı bir stille dikkat çekti. İngiliz gazeteci Brian Granville, "Bearzot'un Hollanda futbolundan etkilendiğini iddia ediyordu hatta. Zoff, "Bettega, Haller ve Causio gibi oyuncular vardı. Takımda yetenek vardı; hız, dinamizm ve yaratıcılık vardı" diyor o takımı anlatırken ve her zamanki alçak gönüllüğüyle aslan payını hocasına verdiyor: "Bearzot da bana güvendi, ben de ona güvendim. Herkes yapması gerekeni biliyordu. Benim için bir baba gibiydi" diyrek. 

Polonya'yı da 2-0'la geçilip finalde Batı Almanya'nın karşısına çıkan İtalya maçı 3-1 kazandığında Zoff, kupayı kaldıran en yaşlı oyuncu oluyordu. Hâlâ da öyle. Turnuvanın ardından gelen 1982-83 sezonu, Zoff'un son sezonu olacaktı. Ligde ikinci olan Juventus, Şampiyon Kulüpler Kupası finalindeyse Hamburg'a yenildiğinde, Zoff kariyerine Kupa 1'i ekleyerek son verme şansını elde edememiş oldu. Futbolu bıraktığında 42 yaşındaydı.


KALECİĞİ KADAR OLMASA DA...
Koskoca, efsane bir kariyerin ardından, ilk olarak kaleci antrenörü olarak teknik adamlığa atıldı Zoff. 1988 yılında geçtiği Juventus'un başında bir kez UEFA Kupası'na ulaştı. Daha sonra Lazio'da hem teknik direktörlük hem de Sportif Direktörlük yaptı. 1998 yılında İtalya'nın başına geçti, 2000 yılında Avrupa Kupası finali oynattı ve uzatmalarda kaybetti. 2-3 gün sonra istifa ettiyse de İtalya'da Yılın antrenörü seçildi. 2005 yılındaysa kısa bir süre Fiorentina'nın başında kaldı ve takımı son haftada da olsa kümede tutmayı başardı. Futbolculuk yıllarına göre sönük kalsa da hiç de kötü olmayan teknik adamlık kariyerine o gün son verdi Zoff. Bir süre tamircilik ettiği için, La Republica gazetesinde Formula 1 yazarlığı yaptı. Şimdi gelmiş geçmiş en büyük kalecilerden biri olarak anılmanın keyfini çıkarıyor...
Doğum tarihi: 28 Şubat 1942
Ülke: İtalya (112 milli maç)
Pozisyon: Kaleci
Öne çıkan özellikler: Yer tutuş, pozisyon alma, sakinlik, hava topları
Boy: 1.85 cm
Oynadığı takımlar: Udinese (61-63), Mantova (63-67), Napoli (67-72)
Juventus (72-83), İtalya Milli Takımı (68-83)
Maç sayısı: 642 maç
(Sadece lig maçları dahildir)

0 yorum: