"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Gerd Müller | Hollanda'nın erken gol bulması iyi oldu

Bu söyleşi, FIFA'nın resmi internet sitesinin 2010 yılında röportajın çevirisidir.
1970 ve 1974 Dünya Kupaları'nda yer aldınız. Bu iki turnuvayı nasıl hatırlıyorsunuz?

Gerd Müller: Benim için Meksika'daki 1970 Dünya Kupası, 1974'ten çok daha iyi bir tecrübeydi. Gerçekten klasik olacak birkaç maç çıkardık ve takım müthişti. Neredeyse hiç aksi olmadı. 1974'te durum pek de öyle değildi.

Maçlar mı daha iyi geçmişti yoksa takım içindeki uyum mu daha iyiydi?
1970'teki takım, en iyi takımımızdı. Herkes 72 ve 74'teki takımları daha iyi varsayıyor ama bence 70'teki kadromuz en iyi kadromuzdu.

İki Dünya Kupası'na geriye dönüp baktığınızda, deneyimlediğiniz en iyi şey hangisiydi?
Tabiî ki, Dünya Kupası'nı kazanmak. Bir gün önce bir kahinin Hollanda kazanacak dediği bir gazete okumuştum. O gece pek uyuyamadım, gazeteyi düşündüm ve orada yazanın gerçek olmamasını umdum. 2-1 kazandığımızda, dünyanın en güzel duygusuydu.

Dünya Kupası Finallerindeki en iyi maç hangisiydi?
Meksika 70'teki tüm maçlar. Fas maçı hariç, o maçta hepimiz çok kötü oynamıştık. Diğer maçlarda tüm takım iyi oynadı. Hiçkimse kötü gününde olmadı. Kanatlarda hep iki tane alternatif olarak bekleyen oyuncumuz vardı. Biri oynayamasa, diğeri iyi oynuyordu ve tüm turnuva boyunca bu durum devam etti. Hepsi çok iyiydiler.

Sizin en iyi oynadığınız maç ve turnuvanın en iyi maçı hangisiydi?
En önemli maçımız kesinlike İngiltere'ye karşı oynadığımız maçtı. Benim en iyi oynadığım maçlar ise İtalya ve Bulgaristan maçlarıydı. 3'er gol atmıştım, Peru'ya da 3 gol attım. Benim için her şey yolundaydı.


BENİ EN ÇOK ROSATO ZORLARDI
Sizi en çok zorlayan oyuncu hangisiydi?
Rosato! İtalyan oyuncu Roberto Rosato. (üst fotoğrafta, ortadaki) Çok sıkı markaj yapardı ama aynı zamanda centilmendi. Onunla karşılaşmak zor ve yorucuydu. İkinci yarıda, ceza sahasına girdim ve birden bir düşünce aklıma geldi? "Bir saniye! Rosato nerede?" Arkamı döndüm, yoktu. Sahada değildi artık.

Dizinden sakatlanmış ve yerine Burgnich girmişti. Burgnich bir orta saha oyuncusuydu, sıkı bir markajcı değildi. Bana yapışmadı ve 2-3 metre alan bıraktı. Böylece Rosato oyundayken yapamadığımı, topu kontrol edip düşünme fırsatını elde ettim. Topa koşmazsanız Rosato oradayken asla topu alamazdınız. Ama yine söylemeyim ki temiz oynadı.

Sportmen miydi yani?
Evet, temizdi.

Ya en iyi rakibiniz? En çok kime karşı oynamaktan zevk aldınız?
Almanya ile birlikte mi, yoksa tüm kariyerimde mi?

Hayır, sadece Dünya Kupası maçlarında.
Ben işi oluruna bırakıyordum ve kime karşı oynadığıma pek önem vermiyordum. Birçoğu hakkında pek bir şey de bilmiyordum. Belki İngilizler hariç. Ama Güney Amerikaları hiç bilmiyordum. Onlar dörtlü defans oynarken, biz liberolu oynuyorduk.


EN GÜZEL GOLÜMÜ İNGİLTERE'YE ATTIM

62 milli maçta 68 gol kaydettiniz ve FIFA Dünya Kupası Finallerinde 14 golünüz var. Sadece Ronaldo bu rekoru geçebildi.
İyi ama ben sadece 2 kere Dünya Kupası oynadım.

Öyle, iki Dünya Kupası'nda 14 gol atmak iyi.
Just Fontaine 13 golle ikinci sırada.

En önemli ve en en iyi golüm olarak niteleyebileceğiniz, özel olarak hatırlanması gereken bir golünüz var mı?
Hollanda'ya karşı finalde attığım gol kesinlikle en önemlisiydi, ama İngiltere'ye karşı attığım en iyisiydi. Grabowski kesti, Lohr kafasıyla geriye aşırdı, top ceza alanına yükseldi ve ben de yüksekten bir vole vurdum. Ayağımı nasıl o kadar yükseğe kaldırdım ve vurdum bilmiyorum ama top içeri girdi.

Yarım röveşata gibi mi bir şey mi?
Evet, çok yukarıdan geliyordu. Ayağımı o topa nasıl uzatabildim bilmiyorum.

1970 Dünya Kupası'nda 10 gol ile gol kralı oldunuz.
Evet, 10 gol.

Bununla Dünya Kupası'nı kazanmayı karşılaştırabilir misiniz? Biri bireysel bir başarı, diğer ise takım halinde bir zafer.
Şunu söylemeliyim ki, 1970'teki tüm takımlar daha güçlüydü. Fas belki en zayıf rakibimizdi ama diğer takımlar dünya çapında yıldızlara sahiptiler. Hiçbirine bunları yenmek kolay diyemezdiniz, tüm galibiyetlerimizi çalışarak almak zorundaydık.


EN BÜYÜK BAŞARI DÜNYA KUPASIDIR

Sorumuza dönecek olursak, sizin için en büyük başarınız bir Dünya Kupası'nda 10 gol atmak mı, yoksa bir Dünya Kupası'nı kazanmak mı? Yoksa ikisi de önemli başarılardı mı diyeceksiniz?
En büyük başarım takımla beraber Dünya Kupası'nı kazanmaktı.

Ya 10 golünüz?
Carlos Alberto 7'deydi. Final maçını izlemeye gittimizde, hepimiz üç tane daha atmamasını ümit ediyorduk.

O zaman en büyük başarınıza dönelim, 1974 Dünya Kupası'nı kazanmaya.
Evet, ama 1974'te çok iyi oynamadık. İlk üç maçımız berbattı ve soyunma odasında problemler vardı.


İYİ Kİ DOĞU ALMANYA'YA KAYBETMİŞİZ

Peki ya Eski Doğu Almanya'ya karşı olan maçınız? O zamanlar bir felaketti herhalde.
Evet, ama yine de önemini sonradan anladık ki, kaybettiğimiz iyi olmuş. Yoksa diğer gruba düşecektik. Brezilya ve Hollanda ile aynı gruba.

Ama Batı Almanya, Doğu Almanya'ya kaybettiğinde çok eleştiri almıştınız.
Evet, hem de çok. Kaybettiğimizde kamptaki herkes aklını kaçırırdı. Helmut Schön doğru havadaydı, biz ise sabahın erken saatlerine kadar nasıl kaybettiğimizi tartışıyorduk. Böyle olmamalıydı. Onları yenmeliydik. Ayrıca ortasahada Overath mı, Netzer mi daha iyi bilemiyorduk. O zamana bakınca, itiraf edeyim ki biz oyuncular olarak hata yapmışız; Overath daha iyiydi, en azından Netzer'den daha iyi bir turnuva oyuncusuydu.

Netzer "Overath milli takım için doğmuş" demişti.
Evet, Overath gerçekten maça iyi adapte olur ve 1,5 saat oyundan düşmezdi. Ama 1972 Avrupa Şampiyonası'nda Netzer ile çok iyi oynamıştık ve bu yüzden ona ilk 11'de ihtiyacımız olduğunu düşündük. Bu bir hataydı. Overath oynamalıydı, Overath daha iyi bir turnuva oyuncusuydu. Overath sadece ikinci yarılarda oynuyordu ama Schön'e değişiklikler yapması gerektiğini söyledik. Yugoslavya maçında beş farklı oyuncu takıma girdi. Ondan sonra işler düzelmeye başladı ve iyi oynadık.

Takımı oyuncular mı kurdu demek istiyorsunuz?
Schön'e bir şey yapması gerektiğini yoksa eleneceğimizi söyledik.



SONLARA DOĞRU GERİLDİK

Dünya Kupası sırasında ülkedeki genel hava nasıldı?
Hava çok güzeldi, ama bundan hiç yararlanamadık. Günümüzdeki oyuncuların aksine biz otellerde kalmıyorduk, spor akademilerinde kalıyorduk. Hannover'daki Malente spor akademisinde idman yapıyorduk.

Bugünkü gibi medya cümbüşü var mıydı?
Hatırlayabildiğim kadarıyla hafta iki kez basın toplantısı yapardık, şimdi her gün yapılıyor. Biz kesinlikle daha içe kapanıktık.

Ülkeniz Almanya'da oynandığı için üzerinizde daha büyük bir baskı var mıydı?
Kesinlikle vardı. İlk maçınızda her zaman gergin olursunuz. Şili'ye karşı Breitner'in bulduğu şansla 1-0 kazandık. Çok harika bir goldü. Sonra yine kötü bir performansa rağmen Avustralya'yı 3-0 yendik. Ama Doğu Almanya maçıyla sarsıcı bir farkındalığa geçtik. İşte o zaman gerçekten gergin olmaya başladık.


YUGOSLAVYA MAÇI TURNUVANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

Sizce 1974 Dünya Kupası'nda turnuvanın seyrini tamamen değiştiren, en önemli maç hangisiydi?
Bence Yugoslavya'ya karşı oynadığımız maç, çünkü onlar da iyi takımdılar. Onları 2-0 yenmiştik. Sonra çok ağır bir sahada İsveç'e karşı oynadığımız maç da zordu.

1974 Dünya Kupası sırasında aklınızda kalan kişisel olaylar nelerdi?
Pek dışarı çıkmazdık. Bu Alman takımının stiliydi. Her gün sadece futbol ve maçları düşünürdük.

Yani tek yaptığınız antreman mıydı?
Antreman metodlarımız çok çeşitli ve çok iyi düzenlenmişti.

Evinizde, Münih'te final maçına dolu tribünler önünde çıktığınız sırada neler hissettiniz? Sahadan bakınca atmosfer nasıldı?
Atmosfer harikuladeydi, ama nerede oynarsak oynayalım harikulade bir yere dönüşüyordu. Ama sahayı gerçekten tanıyorduk, altımız Münih'liydik. Hamburg'da oynamak da değişik bir histi. Orada da birkaç iyi maç çıkarmıştık. Ama maçtan önce sinirimizi bozmuşlardı. Kullanmamız gereken kramponları seçmek için sahanın içine girdiğimizde bir DFB (Almanya Futbol Federasyonu) yetkilisi geldi ve televizyon programını bölmemizi söyledi. Ama girip hangi kramponla oynayacağımıza karar vermeliydik. Ben saha şartları ağır da olsa Meksika'daki gibi uzun kramponlarla oynamayı severdim. Bayern'de de uzun kramponlarla oynardım ve çok nadiren kayardım.

Hafif olduklarından dolayı mı?
Hayır, ayağıma daha iyi oturdukları için.


HAKEMİN PENALTI VERECEĞİNİ HİSSETMİŞTİM

Hollanda o kadar erken golü bulunca ne hissettiniz?
İçimizden biri ceza sahasında düştüğü an hakemin bir kez daha penaltı vereceğini hissetmiştim ve öyle de oldu. Kesinlikle penaltı değildi, çok kolay düşmüştü. Ama diğeri (Hollanda'nınki) tam isabetti. Hakem kırmızı kart bile verebilirdi, bunun farkındaydık. Ama ikinci yarıda açık bir faule penaltımızı vermedi ve aynı şekilde sayılması gereken gollerimi iptal etti.

Yani ilk anda şok olmuştunuz?
Evet, şok olmuştuk. Ama işin sonuna baktığımızda, Hollandalıların bu kadar erken golü bulmaları iyi oldu. Bence bizi hafife aldılar, topu dolaştırmaya başladılar ve bence "Dayanın, Almanlar tuzağımıza düşecek" diye düşündüler. Sonra tekrar geri döndüler.

Bu maçı kazanabileceğiniz fikrine ne zaman kapıldınız? Golünüzü attıktan sonra mı?
Golden sonra değil. Skor 2-1'di ve devre olmuştu. İkinci yarının bitmesine 20 dakika kala hepimiz skor tabelasına bakıyorduk ve hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Bu adamı deli eder, ama sonunda bitti işte.

Son düdük çaldığı an nasıldı, nasıl hissettiniz?
Çok güzel bir duyguydu.

Bu düdüğü bekliyor muydunuz?
Evet, her şey bitmişti, kendimi yere attım.

Hemen kendinize gelebildiniz mi?
Hayır, Dünya Kupası'nı kazandığınızda mantıklı düşünemezsiniz. Nasıl oraya geldiğiniz önemli değildir.


TOPU SADECE İTEKLEDİM

Golünüz merak uyandırıcıydı. Biraz bahsedebilir misiniz?
Onların yarı sahası içindeydik. Bonhof, Grabowski ile ver-kaça girdi ve penaltı noktasına doğru topu kesti. Kalenin on adım kadar gerisindeydim. Hollanda defansı geriye yaslanmıştı ve bir tanesi beni marke ediyordu. Koşumu yapmaya başlayınca üç tanesi peşime takıldı ki, bu bir hataydı. Topu sol ayağımla tutmak istedim ama sekip sağ ayağıma geldi ve sadece ayakkabımla topu itekledim. Nasıl gol olacağını biliyordum ve oldu da.

İçgüdülerinize ünlüsünüz zaten.
Ya çabuk hareket edersiniz ya da fırsat kaçar.

Elinizde Dünya Kupası ile dururken neler hissettiniz?
Harika bir histi. Muazzamdı gerçekten, Dünya Kupası'nın kazanmışsınız, kupa ellerinizde.

Tribünler çıldırmıştı ve televizyon kanalları da oradaydı.
Evet, müthişti.

O an nasıl hissettiniz?
Hiçbir şey düşünemiyorsunuz, tek düşündünüğüz o.

O zaman size kupayı vereyim. Tekrar tutmak nasıl bir his?
(Gazetecinin getirdiği kupayı tutuyor) Gerçekten ağırmış.

O zaman da aynı ağırlıktaydı.
O zamanlar umurumda bile değildi ki. Ne kadar ağır olduğunu şimdi anlıyorum.

Birçok anıyı aklınıza getiriyordur herhalde?
Evet, tam üstüne bastınız.

Kupayla ilgili özel bir anınız var mı?
Aldık ya.


KUTLAMA HİÇ İSTEDİĞİMİZ GİBİ DEĞİLDİ

Hayır, demek istediğim o gece herhangi özel bir şey oldu mu yada kupayı yanınızda götürdünüz mü? Kutlamalar sırasında neler oldu?
Kutlama hiç de özel değildi. Ne FIFA, ne de UEFA bizi ve eşlerimizi, Hollandalıları ve eşlerini davet etmedi. Bu hiç doğru değildi ve böyle olmamalıydı. Tribünlerin ikinci katında, arkamızda duran eşlerimiz bizden daha fazla kutladılar.

Peki daha sonra onlara katılmak için ikinci kata mı gittiniz?
Evet, yanlarına gittik.

Kupanın kendisine gelelim: Jurgen Kohler, kupanın tek kötü yanının içinden bir şey içememek olduğunu söylemişti.
İyi o zaman, içine bir delik açtırsın!

Estetik olarak kupayı nasıl buluyorsunuz?
Gerçekten harikulade bence. En azından bir kere kazanıp, havaya kaldırmak isteyeceğiniz bir şey.

Harika bir his olmalı.
Evet, bir kere Dünya Kupası kazandınız mı, bunu sizden geri alabilecek kimse yok.

Teşekkür ederim.
Rica ederim.

Kaynak: Fifa.com
Çeviri: Kaan Kavuşan

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

0 yorum: