"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Sensible Soccer

Amiga'da başlamıştı macera. Koca kafalı, küçük vücutlu adamlar, tepeden görünüş, orta sahadan atılan goller. Sensible Software tarafından 1992 yılında çıkarılan Sensible Soccer'ı oynamak için kuzenin evine giderdim hep. Üç dört kişi birleşince turnuva yapardık, kura falan çekerdik aramızda, tablo tutardık. Ben de o zamanlar bilgisayar yoktu ama joystiğim vardı. Sırf kuzene gittiğimde oynayabileyim diye joystick almıştım. Her sene kadrolar yenilenir ve yeni disketler alınırdı. Saatlerce bilgisayarcıda disket çektirme beklenirdi. Gitmişken birkaç oyun daha alayım mantığı işlerdi elbet ama onların oynanabilirlik süresi yetmezdi, Sensible'a dönüş yapılırdı. Street Fighter ile beraber Amigacıların baş ucu oyunuydu. Babamın başının etini yemiştim Amiga alsın diye hatırlıyorum. O ise buna bir MMX alarak karşılık vermişti. SWOS yıllarıydı.

Acayip bir oyundu bu. Çok geniş bir oyuncu arşivi vardı; o zamanlar için alışılmadık bir şeydi Fenerbahçe'yi, Galatasaray'ı, Karabükspor'u, Zeytinburnu'nu doğru ve güncel kadrolarla bir oyunda görmek. Gerçi modifiyeli bir versiyonunu almadıysanız en kral Türk takımını seçseniz zevk vermezdi, oyuncuların özellikleri yerlerde olurdu ya neyse. Bir de tüm oyuncuların saç ve deri rengine kadar işlenmişti oyuna.

Tepeden kuş bakışı görünümde oynanırdı, tek tuşla pas, şut, orta yapılırdı. FIFA'nın aksine kafa ile gol atmak imkansıza eş değerdi. Ödevleri yapmayıp, Sensible oynamak en suçlu zevklerimizden biriydi. Top sürerken doğru oyuncunun (Roberto Baggio ve Weah meselâ) kendi ekseni etrafında 360 derece dönüp topu ayağından açmaması mümkündü. Bir de kariyer modu vardı ki, ben daha eski bir oyun bilmiyorum bu alanda.

Orta sahadan atılan goller önemliydi. Santra çizgisinin sağına veya soluna doğru hareket eder, kaleyi çapraza alırsın. Şuta asıldıktan sonra joystiği geri çeker ve topu kaldırırsın, al sana gol işte. Bir de çarpazdan doğruyu açıyı yakalarsan gol olur. Sensible'ın temel kurallarıdır bunlar. İtalyan takımları Milan, Juventus ve İngiliz Manchester United o zamanlarki tercihlerimdi. Arada bir Bayern'i de almışlığım vardır.

Auta çıkan toplarda İngiliz tribünü tepkisi verirdi taraftarlar. Joystiği sağa sola sallayınca yedek kulübesine girer oyuncu değişikliği yapabilirdiniz. Bir de falso olayı abartıydı; şuta bastıktan sonra joystickle yön verince top öyle bir falso alırdı ki, düz vuruşla sağ direk dibinden girecek gol, sol direğe çarpar girerdi. Kornerden falsolu gol dahi mümkündü.

Bir de bunun açılış şarkısı vardı: "Goal-goal scoring superstar hero". Biz o zamanlar "go go sku çikita hiro" diye söylerdik tabi. Zevkli günlerdi. Hiçbir futbol oyununundan Sensible Soccer'dan aldığım keyfi alamadım. PC'de çıkan iki versiyonu da (Sensible Soccer 98 ve 2006 / 2006 trajik bir fikir hatası sonucu 3D idi) denedim ama olmadı maalesef. Acaba biz çocuktuk ve daha çok mu zevk alıyordum diye düşündüm kendi kendime ama yok öyle değildi. 2000'lerin başında (yanılmıyorsam 2002'ydi) Star TV'de çalışırken şef Cem Abi'nin bilgisisayarına kurmuştuk SWOS versiyonunu, zevk veriyordu. Hatta o da kaptırmıştı kendini. 1990'lı yılların başındaki Adana Demirspor'u kurmuştuk editörle. Benim 95-96 Fenerbahçe'mle, onun Subotic'li 90 Adana Demirspor'u az kapışmamıştır. Eşek kadar adamlar işi gücü bırakmıştık valla. Ama Amiga versiyonu daha iyidir o ayrı. Oyunun hızı, top kontrolü falan daha güzeldi.

Bir de bunun kadar efsane olmasa da Kick off vardı, ona değiniriz bir gün; millet bugünün PES vs FIFA ayrımı gibi, Sensible vs. Kick off tartışmasına düşmüştü. Sensible kralımızdı elbet.

0 yorum: