"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

10 Ocak 2010 Pazar

Joga Bonito'nun Yaratıcısı: Tele Santana

TELE SANTANA
"JOGA BONİTO'NUN BABASI"


(Doğum: 26 Temmuz 1931 / Minas Gerais, Brezilya)

(Ölüm: 21 Nisan 2006 / Belo Horizonte, Brezilya)

Diğer teknik adamlara göre çok daha az kupa kaldırmış bir adamın bir çok otorite tarafından "Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Teknik Adam" içersinde sayılmasının tek bir sebebi olabilir. O da bu adamın müthiş bir buluşa imza atması veya futbolun düzenini değiştiren bir felsefe ortaya koyması. Tele Santana işte bunu yapmıştı. Avrupa'da hiç takım çalıştırmayan Brezilyalı ülkesinde çeşitli takımlarla şampiyonluk yaşamış, Sao Paulo ile Libertadores Kupası'nı, Sudamaricana Süper Kupasını, Sudamericana Kupası'nı, CONMEBOL Kupası'nı ve Kıtalararası Kupayı kaldırmış, Güney Amerika'da Yılın Antrenörü seçilmiş bir isim. Fakat Dünya futbolunu etkileyiş noktası 1980-82 yılları arasında çalıştırdığı Brezilya'ya oynattığı futbol.

"Futbol bir sanattır, bir keyiftir; topu tekmelemek değildir. Takımıma faul yapmalarını, onu bunu tekmelerini ve şaibeli bir şekilde gol atmalarını öğütlemektense, o maçı kaybetmeyi yeğlerim."



Kısaca Futbolculuk Yılları
Santana'nın babası bölgenin yerel bir kulübünün başkanı ve antrenörüydü. Kaleci olarak başladığı futbol hayatında daha sonra forvet oynamaya başladı. Fluminense alt yapısından yetişen Santana, burada devamlı forma şansı bulmaya başladı. Daha sonra sağ kanada adapte edilen ünlü oyuncu, 1951 ve 1960 yılları arasında Fluminense ile 557 maçta çıktı ve 162 gol kaydetti. Taraftarın en sevdiği oyunculardan birisi olmuştu ve bu yüzden kendisine "Umut İpi" anlamına gelen "Fio de Esperença" lâkabını takmışlardı. Zayıf fiziği yüzünden "ip", son dakika golleriyle maç kurtardığından "umut" kelimeleri lâkabının içinde yer alıyordu.

Daha sonra Guarani ve Vasco formalarını da giydi fakat Fluminense'deki istatistiklerine ulaşamadı ve 1966 yılında futbolu bıraktı.



"O bizim için bir baba gibiydi. Ne yapıp ne yapmamamız gerektiğini
çok iyi bir şekilde anlatıyordu." / Cafu (Eski milli futbolcu)



Antrenörlük Kariyerinin Başlangıcı
1967 yılında Fluminense genç takımının başına geçen Tele Santana, 1969-70 sezonunda as takımın başına geçti. Takım ile Carioca Şampiyonası'nı ve Guanabara Kupası'nı (Carioca Ligi'nin Kupası) kazandı. Sezon sonunda takımdan ayrıldı ve ilk büyük başarısını yaşayacağı Atletico Mineiro'nun başına geçti.

Atletico Mineiro'yu 1970'ten 1976'ya kadar çalıştırdı. 1970'te Mineiro Bölge Şampiyonası'nı kazanan takım, bir ertesi yıl katılığı Brezilya Ulusal Ligi'ni şampiyon tamamlayarak büyük bir başarıya imza attı. İlk şampiyonluğunu kazanan Mineiro'da mahallenin insanı Tele Santana kraldı artık. Bu şampiyonlukla Cruzeiro'nun beş yıl üst üste kazandığı lig Atletico'ya kalmıştı. Bundan sonraki beş yılda takım şampiyon olamadı ama ligin iyi futbol oynayan ekiplerinden biri olarak bilindi. 1976 yılında takım Bölge Şampiyonası'nı tekrar kazandı ve Brezilya Ulusal Ligi'ni üçüncü sırada bitirdi.

1977 ile 1979 yılları arasında Gremio'nun başına geçen Santana, burada da etkisini gösterdi. Daha geldiği sene Gaucho Bölge Şampiyonası Gremio'nun oldu. Bunu takip eden iki senede aynı başarı gösterilemedi ama yine de Tele Santana iyi oynatıyordu ve takdir topluyordu. Bu sayede 1980 yılında Brezilya Milli Takımı'nın başına geçti.

"Eğer bu dünyada Dünya Kupası'nı hak eden tek antrenör olsaydı,
o da Tele olurdu." / Zico (Eski futbolcu, antrenör)

Brezilya ile Yeni Bir Felsefenin Doğuşu ve 1982 Dünya Kupası
Brezilya milli takımının başına geçtiğinde kendi felsefesini takıma yansıtmaya başladı. Brezilya milli takımı en son 1970 Dünya Kupası'nda kupayı kaldırmış ve bunun üzerinden 12 sene geçmişti. 1978 Dünya Kupası'nda ise 7 maçta 4 galibiyet ve 3 beraberlik alıp, yenilgisiz olarak kupaya yarı finalde veda etmişlerdi.

İlk yılın sonunda Dünya futboluna en çok keyif veren takımlardan birisi ortaya çıktı. Zico, Falcao, Socrates, Cezero ve Eder gibi ofansif yönü çok kuvvetli oyunculardan oluşan bu takım elemelerde çok başarılı oldu ve Dünya Kupası'nı yolunu tuttu. Onanan güzel futbol takımı kupanın favorilerinden birisi yaptı.

Portekizce'de "Joga Bonito" adı verilen Türkçe adıyla "Güzel Futbol" kavramının öncülerinden oldular ve çok ofansif bir anlayışla maçlara çıktılar. Oyuncularına saha içi özgürlükler veren Santana Zico ve Socrates'ten maksimum verim aldı. Bu takımda bekler bile inanılmaz ataklar geliştiriyordu. Takım inanılmaz tempolu oynuyor ve tüm Avrupa'lıları korkutuyordu. Ayrıca takım hiç kart görmüyor fakat rakiplerinden karşılık bulamıyordu. Fakat hemen turnuva öncesinde Dirceau ve Careca sakatlanınca, santrafor Serginho'ya kalmıştı. Takımın tek eksiği bir santrafordu aslında.

Kupa başladığında bu felsefenin meyveleri hemen ortaya çıktı. Brezilya grup maçlarında Sovyetler Birliği, İskoçya ve Yeni Zelanda ile eşleşmişti. İlk maçta Sovyetler 2-1 ile geçildikten sonra İskoçya'yı 4-1, Yeni Zelanda'yı 4-0 yenerek fırtına gibi estiler.

İkinci turun üçlü gruplarına kaldıklarında karşılarına İtalya ve Arjantin çıktı. Bu turu geçen direk yarı finale çıkacaktı. Brezilya ilk maçında Maradona'lı, Kempes'li Arjantin ile oynadı ve turnuvanın en keyifli maçlarından birisi ortaya çıktı. Zico'nun yıldızlaştığı maçta Brezilya rakibini 3-1 yenerek İtalya'nın karşısına çıktı. Brezilya'ya beraberlik yetiyordu.

İtalya maçı futbolseverler için üzücü bir maç oldu. Maç öncesinde Santana "futbolu katletmeyeceğiz" diyordu. 5. dakikada Paolo Rossi İtalya'yı 1-0 öne geçiren golü attı. Brezilya stilini bozmadı ve ataklara devam ederek 12. dakikada Socrates ile durumu eşitledi. Rossi yine meydana çıkmıştı. Dakika 25'te golünü atan İtalyan santrafor İtalya'yı devreye 2-1 önde götürdü. Brezilya ikinci yarı da çok hızlı başladı. Falcao durumu 2-2'ye getirdiğinde dakika 68'i gösteriyordu. Rossi yine, son kez ortaya çıktı ve 74'üncü dakikada İtalya'yı 3-2 öne geçiren golü attı. Kalan dakikalarda Brezilya bir araba dolusu gol kaçırdı. Zico, Serginho, Socrates ve Eder'in girişimleri başarısız oldu. Maç sonucunda yarı finale İtalya çıkarken, Brezilya turnuvanın beşincisi olmakla yetinecekti.

Turnuva sonrasında Tele Santana oldukça eleştirildi. Eleştirilerin odağında da Brezilya'yı fazla ofansif oynattığı ve bu yüzden gol yedikleri; bu kadar atak oynamanın saflık olduğu tezi yatıyordu. İkinci tur maçlarında ağzının suyu akarak onu destekleyenler turnuvada aldığı tek olumsuz skorda onu suçlu ilan etmişlerdi ki, Brezilya 5 maçında 15 gol kaydetmiş ve sadece 5 gol yemişlerdi. 1/3 oran tutturmuş bir takım bile başarılı sayılmadı bazılarınca. Belki de vurduğunu atan, en azından Serginho'dan daha yetenekli bir santrafora sahip olsalar yada kaleci Valdeir Peres yerine Taffarel bir on yıl genç dünyaya gelseydi, bu ikisinden sadece birisi olsaydı; hem bu maç, belki de turnuva kazanılacaktı. Buna karşın bu takım Hollanda'nın 1974 kadrosuyla beraber Dünya Kupası'nı kazanamayıp bu kadar ünlü olan ikinci takımdır.

Brezilya'nın ofansif ama yavaş ve temposuz oyunundan kurtulup, daha tempolu ve yaratıcılığa dayalı bir sisteme geçişini sağlayarak Dünya Futbolu'na büyük bir iyilik yapmıştır.

"En iyi Brezilyalı oyuncular İspanya'daydılar. Bu konuda tartışma bile kabul etmem. Sadece Rossi'ye adam adama markaj denemekte hata ettik."

Arabistan'a Kaçış ve Tekrar Yardım Çağrısı; 1986 Dünya Kupası
1982 Dünya Kupası'nın ardından Tele Santana görevinden istifa ederek Arabistan'ın Al-Ahly takımı ile çalışmalara başladı. Burada Arabistan şampiyonluğunu kazandı ve Asya bazındaki şampiyonalarda başarılı bir grafik çizdi. Bu sırada 1986 Dünya Kupası yaklaşmaktaydı. Santana'nın ayrılışan sonra Brezilya bocalama devri geçiriyordu. Carlos Alberto Parreira, Zico'nun kardeşi Edu Coimbra ve eski Real Madrid'li Macedo çare olamamıştı. Futbolcular bir baba olarak gördükleri Santana'yı arıyorlardı. Bunun üzerine Brezilya Futbol Federasyonu tekrar Santana'ya teklif götürdü ve Brezilya milli takımında ikinci Tele Santana devri başladı.

1986 elemelerinde yine çok iyi oynayan bir Brezilya vardı. Yeniden şahlanmıştı Seleçao. Takım 1986 Dünya Kupaları'nda oynamaya hak kazandığında geçen kupadaki elenme nedeniyle favori gösterilmiyordu ama herkesin içinden geçen "neden olmasın"dı. Tele Santana ve Brezilya yine "joga bonito"dan (keyifli futbol) ödün vermeseler de, psikolojik olarak biraz defansa da önem verdiler.

Zico, Socrates, Falcao ve Junior gibi isimler hâlâ kadrodaydılar. Kaleci Peres'in yerini ise daha iyi bir kaleci olan Carlos almıştı. Julio Cesar defansın göbeğine oturmuştu. İlk maçta İspanya'yı Socrates ile geçen takım, ikinci maçta Cezayir ile oynamış ve yine maçı 1-0 kazanmıştı. Üçüncü maçta Kuzey İrlanda'yı 3-0 ile geçen takım 2. turda Polonya ile eşleşti. Güzel bir futbolla 4-0 kazanan takımın çeyrek finaldeki rakibi Platini'li, Giresse'li Fransa'ydı.

Maçta iki takımda güzel futbol sergiledi. Brezilya joga bonito'suyla, Fransa ise son Avrupa Şampiyonu kadrosunun özgüveniyle iyi bir maç çıkardılar. Careca ve Platini'nin karşılıklı golleriyle ve de Zico'nun kaçırdığı penaltının yardımıyla normal süre 1-1 berabere bitti. Sakatlıkları nedeniyle Zico'nu sadece 29 dakika forma giydiği, Falcao'nun ise hiç oynamadığı maçta şanssızlıklar Brezilya'nın yakasını bırakmadı. Kaçan penaltı ve gollerden sonra maç penaltı atışlarına kaldı. Brezilya'da ilk penaltıyı kullanan Socrates şutunu gole çeviremedi. Dördüncü penaltılar sırasında Platini de golü atamayınca Brezilya umutlandı ama hemen ardından Julio Cesar da çok sert şutunu direğe nişanladı. Son penaltıyı atan Fernandez, Fransa'yı yarı finale taşıdı ve Brezilya ikinci kez iyi oynadı ama yarı finali göremedi.

Turnuvada iyi bir top oynamalarına rağmen 1982'deki kadar iyi değildiler. Zico, Socrates, Falcao gibi oyuncular 32 ve 33 yaşlarına gelmişti. Zico ve Falcao'nun sakatlıkları da takımın düzenini bozmuş, sol bek Junior ortasahaya çekilmişti. Socrates ise biraya ve sigaraya olan düşkünlüğüyle eleştiriliyordu ve eski kondisyonunda değildi. Bunlar Brezilya'nın elenişinin nedenleri olarak görüldü.

"Gördüğüm en iyi Dünya Kupası maçıydı. Bu maç final maçı olmalıydı." / Fransa maçı hakkında

Sao Paulo ile Gelen Başarılar ve Emeklilik
1988-99 sezonunda Flamengo'nun başına geçen Tele Santana, Brezilya Kupası finalinde Vasco'yu 3-1 yenen takımın hocası olarak kupayı kaldırıyordu. Ligde de iyi bir performans göstermiş fakat Zico'lu, Bebeto'lu, Zihno'lu Flamengo şampiyon olamamıştı.

1990'da Sao Paulo'nun başına geçen tecrübeli teknik adam, zayıf zamanlar geçiren takımda iyi bir kadro yarattı. Rai, Leonardo gibi yıldızlarla bezeli Sao Paulo, Tele Santana'nın ilk yılında Brezilya Ulusal Ligi'nde ikinci oldu fakat Paulista Bölge Ligi'ni kazandı. 1991'de ise takım Brezilya Şampiyonası'nda üçüncü şampiyonluğunu yakaladı. Final maçlarında öğrencisi Carlos Alberto Parreira'nın takımı Bragantino'yu 1-0 ve 0-0'lık skorlarla geçmişlerdi. Bragantino da ligi ikinci bitirmişti.

1992 ise bambaşka bir yıl olacaktı. Takım ligi altıncı bitirmişti ama Zetti, Rai, Cezero, Zago, Müller ve Leonardo gibi oyunculara sahip olan Santana'nın takımı Libertadores finaline kaldı. Newell's ile oynanan ilk maçta 1-0 kaybedip, ikinci maçta 1-0 kazandılar ve penaltılarla kupayı kazandılar. Ardından Kıtalararası Kupa'da Barcelona'yı yenerek tarih yazmaya devam ettiler. Aynı sezonun sonunda Eyalet Şampiyonasını da kazanmışlardı.

1993 yılında takım ligde dördüncü oldu ama finalde Şili'nin Universitad de Catolica takımını yenerek Libertadores Kupası'nı üst üste ikinci kez müzesine götürdü. Ardından Milan ile oynadığı Kıtalararası Kupa'yı da ikinci kez üst üste kazandılar. Maçı 3-2 kazanmışlardı ve müthiş bir futbol vardı ortada. Ayrıca Güney Amerika Süper Kupası'nı (Recopa Sudamericana) da alarak başarılı bir sezon geçirdiler.

1994'te takım tekrar Libertadores finaline kaldı ama bu sefer penaltı atışları sonucunda Velez Sarsfield'a yenildiler. Ligde altıncı oldular. Ama sezon sonunda Güney Amerika Kulüpler Kupası'nı kazanarak sezonu kupayla tamamladılar. Süper Kupa da onların olmuştu. 1995'te ise Brezilya Serie A'da ancak 15. olabildiler. 1996'da Tele Santana sağlık problemleri yüzünden futbol antrenörlüğünü bıraktı.


Ölümü ve Yankıları
2000'li yılların başında daha sık sağlık problemleri yaşamaya başlayan Santana'nın sol ayağı 2004 yılında felç oldu. Uzun süredir sigara içen ve şeker hastalığı olan Tele Santana uzun yıllardır süren rahatsızlıkları ile mücadele ederken 21 Nisan 2006'da kaldırıldığı ve 25 Mart'tan beri tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Ölüm sebebi kayıtlara bağırsak enfeksiyonu olarak geçti.

Tele Santana vefat ettiğinde Brezilya'da büyük bir hüzün yaşandı. Devlet Başkanı Luiz İnacio Lula de Silva anma merasimine başkanlık etti ve resmi olarak üzüntüsünü dile getirdi. Açıklamasında çok doğru bir teşhis koydu. "Tele her zaman futbolun kaliteli, rakiplere saygılı ve yetenek gösterisi olarak oynanması için çalıştı." Evet, Tele kazanmaktansa, kaliteli olmayı tercih edenlerdendi.

"O güzel futbolun avukatıydı, iyi oynanmış, sürekli atak peşinde.
Bugün Brezilya futbolu için üzüntü dolu bir gün."

Carlos Alberto Parreira (Brezilyalı teknik adam-Tele'nin öldüğü gün)

Stili
Joga Bonito çok geniş bir kavram olarak kullanılıyordu aslında ve atak futbolu özetliyordu ama Tele Santana bunun manifestosunu yazarcasına bir taktik ortaya koydu. Joga Bonito'nun felsefesi güzel ve atak oynamak, kazanmak için hileye hurdaya başvurmamak ve defans yapmamak olarak özetlenebilir. Sert oynamak da bu tarzın karaketeristiğinde yoktu. Tele Santana gittiği her yerde bu öğeleri uyguladı ve kullandı. Diziliş olarak 4-3-3'ü tercih etse de, bekler o kadar çalışıyordu ki, sistem çoğu zaman 2-5-3'e veya 2-3-5'e dönüyordu. Bu yüzden hep çok gol atan takımlar yaratmıştı Tele. Oyuncuları tarafından çok saygı duyuluyordu. Çok gerekli olmadıkça sert çıkışlar yapmayan babacan bir teknik adam olarak çok da seviliyordu. Tatkik anlayışı yüksekti, oyun içinde gerekli değişiklikleri iyi okuyordu. Buna karşın hiçbir koşulda defans yapan bir takım olmak istememesi eleştiri gören bir yanıydı efsane hocanın. Haraftar için, futbolun genel işleyişi için çok güzel olan fakat kendi kişisel kupa kabini için güzel olmayan bir özelliğiydi. Ama o kupalardan çok güzel futbolun aşığıydı ve bugün bu kadar efsane olmasının nedeni de budur elbet.

"Gerektiğinde sertti ama aynı zamanda oyuncularını dinlerdi, babacandı. Brezilya'nın sahip olduğu en iyi antrenörlerden biri olarak tarihe geçti."
Carlos Alberto Parreira / Brezilyalı Teknik Adam



Başarıları

  • Brezilya Milli Takımı ile Dünya Kupası Çeyrek Finali (1986)
  • Brezilya Milli Takımı ile 3'lü ikinci tur (1982)
  • Sao Paulo ile 2 kez Libertadores Kupası (1992, 1993)
  • Sao Paulo ile 2 kez Güney Amerika Kupa Kazanları Kupası (1993, 1994)
  • Sao Paulo ile 1 kez Güney Amerika Süper Kupası (1993)
  • Sao Paulo ile 1 kez CONMBOL Kupası (1994)
  • Sao Paulo ile 1 kez Brezilya Serie A Şampiyonluğu (1991)
  • Sao Paulo ile 2 kez Paulista Bölge Şampiyonluğu (1991, 1992)
  • Flamengo ile 1 kez Brezilya Kupası (1989)
  • Atletico Mineiro ile 1 kez Brezilya Serie A Şampiyonluğu (1970)
  • Atletico Mineiro ile 2 kez Mineiro Bölge Şampiyonluğu (1970, 1988)
  • Al-Ahly ile 1 kez Suudi Arabistan Şampiyonluğu (1983)
  • Al-Ahly ile 2 kez Körfez Kupası (1983, 1985)
  • Al-Ahly ile 1 kez Suudi Arabistan Kupası (1983)
  • Gremio ile 1 kez Gremio Bölge Şampiyonluğu (1977)
  • Fluminense ile 1 kez Carioca Bölge Şampiyonluğu (1969)
  • Fluminense ile 1 kez Brezilya Kupası (1969)

0 yorum: