"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Fener'in Yeni Hocası Tigana!


Bu olayı hatırlıyorum aslında ama gözümden kaçan ayrıntı Tigana olmuş. Demek ki o zamanlar pek bilmiyormuşum Tigana'yı. Sonradan hem futbolculuğunu hem de antrenörlüğünü takip etme fırsatı buldum. Bildiğiniz üzere Mali asıllı Fransız teknik adam 2005-2007 arasında Beşiktaş'ın başında yer almıştı. Pragmatik düşünen fakat ufku sınırlı bir teknik adam görürüm ben hep onu. Kaldı ki buradaki pragmatik olma özelliği de benim gibi hayalperestler için olumsuz bir özelliktir. İşte Tigana 1995 yılında, Haziran ayında Fener'in kapısından dönmüş. Olaylar şöyle gelişiyor:


Fenerbahçe bir sezon önce devre arasında takımın başına getirdiği Tomislav İviç ile birden bire yollarını ayırmaya karar veriyor. Dünya'nın en iyi hocalarından biri iddiası ile getirilen İviç'in kariyerinde Atletico Madrid, Marsilya, Porto Benfica, Anderlecht, Ajax, Hajduk Split, Panathinaikos, Paris St. Germain ve Hırvat milli takımı var. Zaten Fener'e gelirken de Hırvat milli takımını bırakmıyor. Neyse efendim, haftalar geçtikçe takım istenileni veremiyor ve sezonu dördüncü bitiriyor.

1995-96 sezonunda şampiyonluğu elde etmek isteyen Ali Şen ve ekibi transferlerde İviç ile çakışıyor. Mosheou transferinde "ya o, ya ben" dediği iddia edilen İviç, savaşçı bir libero istiyorum diyor. Fenerbahçe yönetimi ise defansif oynayan bir takım yaratacak korkusuyla İviç'in görevine son veriyor. Yerine ise ilk olarak Milne düşünülse de, daha sonra Ali Şen'in aklına Tigana geliyor. Lyon ile ilk antrenörlük deneyinimi yaşıyor ve sıradan bir orta sıra takımı olan Lyon ligi ikinci bitiriyor. Ali Şen devreye giriyor bu görüntü üzerine ve gazeteler başlıkları atıyorlar: "Tigana Fener'in Yeni Hocası!"




Bunun üzerine Tigana'nın isteklerini değerlendirmeye alan Ali Şen, Fransa'dayken bir transfer daha yapayım diyor. Hikayenin bu kısmını hatırlıyorum. Amaros Fener'e gelecekti çünkü. Çok istiyorduk gelmesini. Fransa'da yıllarca oynamış, yetenekli bir adamdı. 33 yaşında diye yaşlı eleştirileri vardı ama 2-3 sezon Fener'e katkıda bulunabilirdi.

Tüm bunlar gelişirken Tigana gizli gizli piyasını arttırmaktaydı. Zaten Lyon gibi sıradan bir takımı 2. yapan hoca Fransa'nın büyük kulüplerinde iş bulabilirdi. Öyle de olması düşünüldü. Fransa'nın o zamanki en büyük kulüplerinden Monaco, Japon takımı Nagoya Gramphus 8'in başına geçen Arsene Wenger'in yerine onu düşünmüştü. Bu teklifi kabul eden Tigana, yine de Fenerbahçe'den astronomilk bir teklif bekliyordu. Bu arada yeni bir isim de Ali Şen'in kafasında belirmişti. 1994'te Brezilya'yı Dünya Şampiyonu yapan Carlos Alberto Parreira.

Bir iki gün içinde durum netleşti ve Tigana Monaco'ya imzayı attı. Bu yüzden rota Carlos Alberto Parreira'ya döndü. Amaros'tan da, Tigana'nın gelmemesi üzerine vazgeçildi. Ali Şen'in başından beri kafasındaki isim Högh'e yönelindi. Yalnız tüm olumsuzluklar, aslında çok önemli iki olumlu gelişmeye sebebiyet vermişti:

1-Tigana gibi vizyonu sınırlı, aşırı pragmatik ve tecrübesiz bir teknik adam yerine, Dünya'nın sayılı antrenörlerinden kariyerli ve sistem adamı Carlos Alberto Parreira gelmişti. Defans futbolundan bıkan ve 6 sezondur şampiyon olamayan Fenerbahçe böylece atak bir futbol ve sistemli bir takım izlemişti. Tigana Lyon'a atak oynatıyor gibi görünse de, daha sonraki kariyerinde hep çorbaya göre tuz atma yöntemini benimsedi. Yeni transferler ve eski disiplinsizler Parreira gibi disiplinli bir hocanın elinde davranışlarını düzelttiler. Tigana o sezon Fenerbahçe'nin başına gelseydi, "alternatif bir zamanda" takım bir 10 sene daha şampiyonluk göremeyebilirdi. Çünkü bu sezon artık bir kırılma noktası haline gelmişti.

2-Tigana'nın yanında getirmek istediği ve bizim de o zamanlar destek verdiğimiz bir transfer girişimi Amaros'un yatışı, bize daha önemli bir oyuncuyu izleme fırsatı yarattı. Danimarka'nın banko liberosu Jes Högh, Uche ile unutulmaz tandem ikilisini yarattı. Bugün dahi o ikisinin performansına ulaşan bir defans ikilisi gelmedi ligimize.

Sonuç: Tigana yerine, Carlos Alberto Parreira, Amaros yerine Högh geldi. Çok da iyi oldu Fenerbahçe adına. Tigana daha sonra Beşiktaş'a geldi, belli oranda da beğenildi ama istenilen futbolu belli nedenlerle hiç oynatamadı. İşin garibi bu hikayenin Amaros yönünü çok iyi hatırlamama rağmen, Tigana yönünü tamamen unutmuşum...


Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

7 yorum:

marlonbarando dedi ki...

Arsene Wenger Monaco'dan Arsenal'e geçmedi.Arada Nagoya Grampus Eight (?) diye bir klüp var.

Kaan Kavuşan dedi ki...

Haklısınız, aslında biliyordum Wenger'in Japonya turunu ama bir an aklıma Arsenal diye gelmiş öyle yazmışım. Katkınız için teşekkürler.

Yugoslav Stojkovic falan vardı Nagoya'da o zamanlar. Toyota'nın desteklediği bir takım.

massimo dedi ki...

ya okudum, ya izledim yada bir yerde duydum. çok emin değilim ama şöyle bir şey de var ali şen-tigana ile ilgili. ali şen tigana'dan şampiyonluk garantisi istemiş. tigana da hayatta hiç bir şeyin garanti olmadığını, şampiyonluğun da garantisini veremiyeceğini söylemiş. ali şen isteseydim getirirdim ama şampiyonluk garantisi vermeyince vazgeçtim diyor.

Kaan Kavuşan dedi ki...

Alişen zaten her zaman çok zorlayıcı bir adam olmuştur. Herkes çekemez ama başarısı ve otoritesi de bundan kaynaklanıyor tabi.

Tigana da iyi ki o garantiyi vermemiş diyeyim o zaman :)

Zlatan Muratanovic dedi ki...

demek tigana gelseymis, belki 96'de Trabzonspor sampiyon olcakmis.. Manchester United'i da Bolic'in degil, Hami ve Shota'nin golleriyle Trabzonspor Old Trafford'da yenecekti.. Trabzonspor cokuse girmeyecekti, ivmelenecekti, Senol Gunes Arsene Wegner gibi 15 yildir Trabzonspor'u calistiriyor olacakti, ve bu sure icinde 4 defa sampiyon olmus olacakti.. Galatasaray, 1996-2000 yillari arasindaki cikisi yakalayamayacakti belki bu yuzden, UEFA kupasi da olmayacakti.. Tarih bambaska gelisebilirmis yani.. ?

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Zlatan

Çok fena şeyler olabilirdi, TS şampiyon olunca arda arda olur bilirsin. O zamanki kadro da çok iyiydi zaten. 6-7 oyuncu gönderiyordu milli takıma. Kim bilir, belki de dediklerin olurdu...

Murat ÖZMEN dedi ki...

İvic, 83-84 sezonunda galatasarayıda çalıştırmıştır,