"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

12 Nisan 2010 Pazartesi

Köşe Vuruşlarını Tehlikeye Çeviren Adam: Şükrü Gülesin

Efsane Türk Oyuncular (No:5)"Köşe Vuruşlarını Tehlikeye Çeviren Adam"

(Doğum: 14 Eylül 1922 / İstanbul)
(Ölüm: 10 Temmuz 1977 / İstanbul)

Türk futbolunda yer eden isimlerden birinin de Şükrü Gülesin olduğuna hiç şüphe yok. Beşiktaş'ın sembol isimlerinden biri olmasının yanı sıra, tek maç Galatasaray forması giymişliği de vardır. Buna karşın Beşiktaş seyircisinin vefalı tutumu karşısında Beşiktaş'tan kopmamıştır. Türkiye'yi yurt dışında temsil eden ilk oyuncularımızdan olan "Kornerlerin Ustası" "göbekli" Şükrü, gerek sportif gerekse sosyal hayattaki başarısıyla örnek alınması gereken bireylerden birisidir.

Uzun futbolculuk hayatında sadece 11 kez A milli takım forması giyen (II. Dünyu Savaşı yüzünden fazla maç yapılmıyordu) ve 4 gol atan Şükrü Gülesin, Londra Olimpiyatlarında A milli takımın oyuncularından birisiydi.

Futbol hayatına daha lise yıllarına gelmeden Kınalıada Futbol kulübünde kaleci olarak başlayan Şükrü, İstanbul Erkek Lisesi'nde okumaya başladığı yıllarda kendini keşfeden yönetici Niko Zervudakis sayesinde Beyoğluspor'a transfer olmuş ve burada forvet olarak görev bulmaya başlamıştır. 1940-41 sezonunda daha 18 yaşındayken ise o zamanlar futbol oynamaya da devam eden "Baba Hakkı" lâkaplı Hakkı Yeten'in yoğun girişimleriyle Beşiktaş yöneticilerinin dikkatine sunulmuş ve o yılların en iyi takımı Beşiktaş'a transfer olmuştur. 1940'ın bir cuma günü adaya gelen telgrafta şöyle yazıyordu: "Kendine iyi bak. Pazar'a Galatasaray maçında oynuyorsun."

"Palermo'daki arkadaşlarım bile beni
Beşiktaşlı Şükrü olarak çağırıyorlardı."


Beşiktaş Yılları
1940-41'de Baba Hakkı'lı, Voleci Şerefli, Sabri'li Beşiktaş İstanbul Ligi'nde 18 maçın hepsini alıp, 84 gol atarak inanılması zor bir yüzde yakalamış ve şampiyon olmuştu. Fenerbahçe'yi de 7-1 gibi tarihin en büyük skorlarından biriyle mağlup etmişlerdi. Milli Küme'de de şampiyonluk gelmişti. 1943-44 sezonunda Beşiktaş'la bir kez daha tüm maçları kazanıp İstanbul ve Milli Küme şampiyonu oldu.

1944-45 Beşiktaş'ta dört sezon oynadıktan sonra genç Şükrü askerliğini yapmak üzere Ankara'nın yolunu tutmak zorunda kalmıştı. 23 aylık askerlik hizmetini tamamlarken kiralık olarak bir sezon boyunca Ankaragücü formasını giymişti.

1945-46 yıllında vatani görevini bitirip Beşiktaş'a dönen Şükrü ve takımının başarıları devam etti. Bu iki yılda iki İstanbul Şampiyonluğu, iki Milli Küme finali gelmişti. 1946-47 sezonunda ise çifte şampiyonluk yine Beşiktaş'ındı. (İstanbul Ligi, Milli Küme)

Şükrü sol kanattaki hızlı ve şaşırtıcı hareketleriyle taraftarın en sevdiği oyunculardan birisi olmuştu. 1,90'lık boyu ve aşırı çıkan göbeğine rağmen, topa hem havadan, hem de yerden hakimiyeti yüksekti. Bir maçta Fenerbahçe beki Seracettin'in kendisine belinden sarılmasına rağmen onu da sürükleyerek top sürdüğünü anılarında anlatmıştır. Seri ve güzel ortalar kesmesiyle takımına yararlı olan Şükrü'nün bir diğer önemli özelliği de duran toplarda uzman olmasıydı. Penaltı ve frikiklerde etkili falsolu vuruşlar çıkarırdı. 1950'li yıllarda Guiness Rekorlar kitabında da en çok kornerden gol kaydeden oyuncu olarak geçmiştir. O zamanki Guiness'e göre 32 korner golüne imza atmıştır, fakat o zamanlar düzenli olarak istatistiklik tutulmadığından bu rakamın 39 ve ya 35 olduğu da söylenir. Bu özellikleriyle bir anda sivrilmişti Şükrü Gülesin. Fenerbahçe'ye 9, Galatasaray'a 13 gol atarak da tarihe geçmişti.

1947-48 sezonunda takımın başına gelen efsanevi oyuncu ve teknik adam Giuseppe Meazza da Şükrü'yü çok beğenmişti ve daha sonra zaten de İtalya'ya transferinde büyük rol oynadı. 1948 ve 49 yıllarında başarı gelmedi. 1949-50 sezonunda Beşiktaş yine İstanbul şampiyonu oldu.

Bu araba bu sezon sonunda 1948 Olimpiyat Oyunları'ndaki Yugoslavya - Türkiye maçında çıkan tatsız olaylar dolayısıyla Federasyon kendisini 8 ay hak mahrumiyeti ile cezalandırmıştı. Bir sabah kapısı çalındı, gelen bir menajerdi. Teklif 8000 dolar peşin, Roma'da bir daire, primler hariç 2500 lira aylıktı. Takım ise Lazio. İtalyanlar kendi liglerinde oynayan ilk Türk, 27 yaşındaki yetenek; Şükrü'yü selâmlamayı bekliyordu.

"Türkiye'de her çocuk Fenerbahçeli doğar
ama bazıları daha sonradan takım değiştirir."


İtalya Macerası
1950 yılında, daha önce Beşiktaş'ı çalıştırmış olan Giuseppe Meazza'nın önerisi ile Lazio'nun transfer listesine girdi ve daha sonra da İtalya'nın en büyük kulüplerinden biri olan bu takıma transfer oldu. Fakat takımdaki ömrü kısa oldu. Daha sezon başlamadan Mario Sperone ile yaşadığı anlaşmazlık onu başka bir takıma gitmeye ikna etmişti. Sperone aşırı kilosu ile dikkat çeken Şükrü için "bu adam bu fizikle forvette tam verimli olamaz, bence aradığımız santrahafı bulduk" diyordu. Şükrü ise aksi görüşteydi, Palermo'ya kiralanmak istediğini bizzat yönetime bildirdi ve yönetim de çaresiz Şükrü'yü kiraladı. Palermo'nun o zamanki hocası Viani'ye Lazio maçında "Sinyor beni santrafor oynatın, sizi mahçum etmeyeceğim" dedi. Maçta biri kornerden, iki gol atarak takımına 2-1 galibiyeti getirdi ve Sperone'den hırsını aldı. Halk sahaya inmiş "Viva Turko" diye onu omuzlarına almıştı. Şükrü, bir orta sıra takımı olan Palermo'daki ilk sezonunda (1950-51) 28 maçta 13 atarak başarılı bir performans sergiledi. Kendisini fiziği yüzünden beğenmeyen Sperone'ye ise kendini kanıtlamıştı.

Ertesi sezon döndüğü Lazio'da artık kabul görmüş bir oyuncuydu. Özellikle geçen Palermo-Lazio maçından sonra basının Lazio yönetimine ve antrenörlere "böyle oyuncu bırakılır mı" diye ateş püskürmesi Şükrü'nün taraftar gözündeki imajını daha da sağlamlaştırmıştı. Lazio, bir sene daha Palermo ile kiralık sözleşmesi olan Şükrü'yü geri almak için yüksek bir meblağ ödemişti. Gülesin o sezon ünlü oyuncu Piola'nın da yer aldığı forvet hattında görev aldı, 29 maça çıktı ve 1951-52 sezonunu 17 golle kapadı.

Buna karşın takımda dört yabancı oluşu nedeniyle tekrar Palermo'ya geçti. "Türk olduğum için gönderdiler, Brezilyalı, İsveçli olsam göndermezlerdi" diyor Gülesin anılarında. 22 maçta 7 gol atarak İtalya kariyerini, Palermo forması altında sonlandırdı. Toplamda 79 maça çıkıp, 36 gol kaydetmişti. Ülkeye dönme zamanı gelmişti.

1953 yılında Galatasaray'a transfer olsa da sadece bir maçta oynamış ve daha sonra kulüp ile maaşını alamadığı için mahkemelik olmuştu. Ertesi sezon Beşiktaş'a döndü ve tek sezon daha forma giyerek kariyerini burada noktaladı. Jübilesi için eski takımı Lazio İstanbul'a geldi ve güzel bir maçla Gülesin uğurlandı. Lazio takımında oynayanlar arasında Can Bartu da vardı.

"Sarı Kırmızılı forma - kimse alınmasın, gücenmesin ama -
sırtıma batıyordu sanki."


Futbol Dışında
1957 yılında Roma'ya yerleşti. Milliyet gazetesi Roma muhabirliğini de uzun süre sürdüren Gülesin bu arada da Türk lokantası işletiyordu. 1961 yılında ülkeye geri döndü; Karşıyaka ve İzmirspor Kulüpleri'ni çalıştırdı. Daha sonra milli takım kadrosuna giren Gülesin, 1969 yılında Suudi Arabistan'la yaptığımız müsabakada tek maçlığına milli takım teknik direktörlüğü de yaptı. Daha sonra gazetelerde spor yazarlığı yapmaya başladı; Milliyet ve Günaydın'da yazdı. Can Bartu'nun Lazio'ya transferi sırasında futbolcunun menajeriydi.

Espirili ve babacan tavırlarıyla bilenen Şükrü Gülesin, etrafında kıvrak zekâlı bir insan olarak tanınmıştır. Yazılarında da bunu açıkça belli eden Gülesin'i 17 Temmuz 1977'de kaybettik. Beyin kanaması geçirip aramızdan ayrılmıştır. Gülesin'in vefatında İtalyan gazeteleri "Büyük Sükri öldü" diye manşet atmışlar ve oyunun eski fotoğraflarını yayınlamışlardı. Rahmetle anıyoruz...

"Beni meşhur eden adam Cihat Arman'dır.
Onun gibi bir kaleciye kornerden gol atmak, beni meşhur etti."




Anılar
* Rahmetli Baba Hakkı bir maçta korner kullanılırken Şükrü'den topu kendisine atmasını istiyor. Şükrü direk kaleye vuruyor ve gol! Baba Hakkı kovalamaya başlıyor, Şükrü kaçıyor. Baba Hakkı arkadan bağırıyor, "Dövmeyeceğim oğlum, golü attın kutlayacağım!"
* Rahmetli Gülesin, gazozu çok severmiş bir de. Bir keresinde yine Baba Hakkı'dan maç sırasında kenara yanaşıp gazoz içtiği için tokadı yiyor. Yazarlık yıllarında da her yazısından önce çay, yazılarını yazarken de gazoz içermiş sürekli. Artık ellerinin ağırmaya başladığı bir dönemde, kendisinin söylediklerini yazan İsmet Tongo'ya yazı sırasında "Dur İsmet'im, bir Fruko içelim", "İsmetçiğim az ara ver de bir gazoz patlatalım" dermiş.
* İtalya'da onun dönemini hatırlayanların hürmetle andığı bir insandır. Hakkı Yeten, "futbolu bıraktıktan on sene sonra Roma'da onu görenler yolumuzu kesip kucakladı onu, şaştım kaldım" diyor.


Başarılar
  • Beşiktaş ile 3 kez Milli Küme Şampiyonluğu (1940-41, 1943-44, 1946-47)
  • Beşiktaş ile 6 İstanbul Ligi Şampiyonluğu (1940-41, 1941-42, 1942-43, 1945-46, 1946-47, 1949-50)
  • Beşiktaş ile 2 Başbakanlık Kupası (1943-44, 1946-47)
  • Beşiktaş ile 2 İstanbul Kupası (1943-44, 1945-46)

4 yorum:

Temur dedi ki...

Şükrü Gülesin ardından kornerlerin etkili ismi de Mustafa Denizli olur...

Kaan Kavuşan dedi ki...

Evet, ama oran baya aşağıda Gülesin'e göre, 32'ye 18...

Bir de Gülesin, her iki taraftan da yazıyormuş derler büyüklerimiz...

Adsız dedi ki...

Birde Bülent Aziz Esel var. Oda İtalyada 51 - 54 yılları arasında oynayıp 77 maçta 27 gol atmış. O da incelenmeye değer.

Ve tabi bu yazıların da hakkını verelim.

Deniz hizli dedi ki...

1970,li yillarda koln,de federal almanya ile oynayacagiz turk futbolu yerlerde surunuyor almanya isedunya ucuncusu takimimizin kampina gelen alman seyirciler 5-6 isaretleri yapiyorlar fakat mac buyuk bir surpriz ile 1-1 sona eriyor.mactan sonra gazetecllerimiz kutlama yapacaklar,italyada yillarca oynadigi icin rahmetli sukrugulesinden kendlllerini bir italyan restaurant'ina goturmesini rica ederler.gittkleri yer tiklim tiklim doludur,rezervasyonlari olmadigi icin alinmazlar.gulesin yerin sahibine kendlnde italyada oynadigini soyleyerek bir masa rica eder,patron sukru'ye bakarhadibe der palermolusukru ttg gibi idi sen ise bira ficisi gibisin.bunun uzerine sukru oynadigi donem son maci anlatir.palermo son macini almaz ise kume dusecek oyun 0-0 son dakikalar penalti kazanirlar,fakat sukru'nun vurusunu kaleci kornere celer takim kaptani gelir veyandin mafya seni stadin kapisinda vuracak der(zira palermo sicilya adasinda bir kent ve bilindigi gibi mafya bu adada dogdu),.sukru topu koseye diker ve blldlgi tum dualari okur ve korneri kullanirr, sonuc direkt gol.bu sozleri dinleyen restaurant sahibi goz yaslari ile suruyesariliri evet sen gercekten osun fakat seninde bilmedigin birseyvar senin vilanin bahceduvarlarina deniz urunlerinden mutesekkil bir sepet birakilirdi sen hic bir zaman birakani ogrenemedin o kiside bendim cunki bendehasta bir palermo taraftariyim der. Deniz hizli