"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

18 Nisan 2010 Pazar

Türkiye'de Aranan Adam: Ron Atkinson


80'lerin ikinci yarısında Türkiye'de bir İngiliz fırtınası esmiş. Britanyalı oyuncular getirilmeye çalışılmış, hocalara teklifler götürlmüş. Milne hikayesini biliyor elbette.

Türkiye'de o zamanlar revaçta olan başka bir İngiliz daha var tabi. O da Ron Atkinson. Manchester United'ın Ferguson öncesi dönemdeki ünlü hocası "Rongiliz" ve "Büyük Ron" diye anılıyor. Özellikle "Rongiliz" lâkabındaki "giliz" eki İngiltere için Ron'un önemini yansıtan bir isim türetmesi. West Bromwich gibi bir takımı Premier Lig üçüncüsü yaparak ilk başarısını kazanmış, UEFA'da çeyrek final oynatmış. Daha sonra ise averajla şampiyonluğu kaçırdığı ve dördüncü olduğu sezonlar var WBA ile. Manchester United kariyerinde ise şampiyonluk yok ama 3 FA Kupası var. Manchester şimdiki Manchester değil elbette. O takımı hep üst sıralarda tutuyor kurt hoca.

O dönemlerde önce Milli Takım yetkililerinin dikkatini çekiyor. 12 yıl süreyle Manchester'ın başında kalan bu adam "presipte" evet de diyor. Düşünülen bir başka isim ise Brian Clough! Ama bizimkiler Atkinson'a yoğunlaşıyor. Yıl 1986. Milli takım şartlarını sunuyor. Atkinson uzun süreli bir yapılanmadan yana. Beklentiler uyuşmuyor, hem de Atkinson teklifi beğenmiyor. İş yatıyor. Yerine Mustafa Denizli geliyor. 9 ay sonra da Tınaz Tırpan geliyor. O da 10 ay takımın başında kalıyor. 2 sene böyle heba oluyor ama ardından Piontek geliyor. Yine de Atkinson'un da Piontek'in yapılanması gibi bir yapılanmaya girmek istediği zaten belliydi ve bu yapılanma iki sene önceden başlayabilirdi.





Bir ertesi sezon Nisan ayı. Yıl 1987. Beşiktaş Gordon Milne ile lige başlamış. Fenerbahçe'de bu İngiliz rüzgarından etkileniyor. Stankoviç'in yerine yine hedef aynı; Ron Atkinson. Atkinson İstanbul'a geliyor, Başkan Tahsin Kaya ile görüşüyor. 280 bin pound öneriyor Fenerbahçe. Daha sonra teklif 280 bin pound, ev artı arabaya çıkıyor. Ron 500 bin pound diye diretiyor. Arabistanlı petrol şeyhlerinden de teklif var çünkü. Piyasayı kızıştırıyor ama Araplar da çark edince, önce WBA'ya geri dönüyor. Sonra ise Atletico Madrid'in başına geçiyor. Aston Villa, Covenrty, Sheffield Wednesday ve Nottingham Forest daha sonraki durakları oluyor.

Çok para istedi diye büyük bir hocayı ligimizde göremiyoruz elbette. O zamanların şartlarında o para verilmiyor normal olarak. Kötü mü oluyor, kısa vadede evet. Stankovic kovulunca sezon sonuna kadar Ercan Aktuna'ya idare ediliyor takım. Sezon başında kariyerli teknik adam Csernai geliyor. Sezon ortasında Yılmaz Yücetürk'e kalıyor görev. Bir sezonluk bir bocalamanın ardından Veselinoviç efsanesi dönüyor ve 3 yılda 2 şampiyonluk 103 gollük rekor geliyor. Yine de insan Ron Atkinson'lu bir Türk Milli takımı, bir Fenerbahçe olsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor.

Bu arada aynı dönem Fenerbahçe için adı geçen hatta yönetimin kendi yaptığı teklifin ardını kovalamamasından dolayı gerçekleşmeyen çok büyük bir teknik adamın transferi söz konusu ki, es kaza bir gelmiş olsa Türk futbolunda yer yerinden oynayabilir, Türkiye'nin yıllarca özlemini çektiği ekol olma arzusu gerçekleşmiş olabilirdi. Onu daha sonra yazacağım...

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

0 yorum: