"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

13 Haziran 2010 Pazar

ABD'den İyi Kaleci Çıkıyormuş Abi

1990 ve 94 Dünya Kupası'nda ABD kalesini koruyan Meola...


Bundan bir önceki "Brezilya'dan kaleci çıkmıyormuş abi"ydi. Taffarel Türkiye'ye geldi de adamlara lâf anlatabildik şükür. 1970 ve öncesine dayanan Brezilya futbolu hakkındaki bu iddia ne kadar yanlışsa, 90'lı yıllara baktığımızda ABD ile ilgili klişe de bir o kadar yerinde aslında.

Dün maçı izlerken tekrar dikkat ettim oyuncuların stiline. Bir Avrupalı futbolcunun aksine bir atletmişçesine oynuyorlar. NBA ile Avrupa Basketi arasındaki zihniyet farkının yeşil sahalara yansıması sanki. Futbolu ufak çaplı bir strateji oyunu ve sportif bir şov olarak görmek arasındaki keskin çizgi gibi sanki. Son senelerde iyiye gidiyorlar eyvallah ama hâlâ taktiksel olarak yazıflar. Futbol aklında gerideler. Klasik futbolu ilgilendiren kısım ise kalecilerinin (en azından Milli takım kalesini koruyanlar) iyi olması.

Kalecilerin diğer oyuncular kadar takım oyununu düşünme gereksiniminin olmaması ABD'nin futbol anlayışında öne çıkıyor Tim Howard gibi isimleri. En güvendikleri yer hep kaleci. Şimdi biraz eskiye, 90'lı yıllara dönelim ve hatırlayalım.

Tony Meola benim izlediğim ilk Amerikan kalecidir hayatımda. Kariyerine 88'de başlamış ama ben onu 94'te gördüm anca. İtalya 90'da da oynamış ama hatırlamıyorum, çok ufaktım. Meola, oldukça karizmatik bir kaleci figürü. Kısa kesim saçlarının arka tarafını uzatmıştı. Pek hata yapmazdı. Her şeyi yerli yerinde dengeli bir şekilde yapardı. Yalnız bu dengeye rağmen yeri geldiğinde yıldırım gibi Schumacher açılışları da yapardı. Hiç unutmam, beş altı tane gazete almıştı babam USA 94 öncesinde, hepsi de Dünya Kupası ekleri vermişti. Bunlardan dördünde Meola ABD'nin yıldızı olarak gösterilmişti. Diğer iki gazete de Cobi Jones ve Joe Max Moore'dan yana kullanmışlardı tercihlerini. 1994'te çok sevmiştim Meola'yı. Sonra birkaç MLS maçında da izleme şansımız oldu Metro Stars yıllarında. Sonuç... iyi kaleci.


Eski Galatasaray'lı Aston Villa kalecisi Friedel

Ardından kaleci Friedel aldı yerini. Galatasaray'da beğenilmedi ve gönderildi. Aslında iyi kaleciydi o da. Aynı Meola'nın özelliklerine sahipti. Bir sporcu fiziği yoktu, hantal görünüyordu ama bu görünüş ona hep avantaj sağladı. Zeki bir adam ve kaleci olarak yıllarca Blackburn Rovers'ın kalesini korudu. Şimdi de Aston Villa'da. Sonuç... iyi kaleci.

Ardından Keller geçti. Kasey Keller bu iki kaleciye oranla biraz daha uçan kaleci tribindeydi. Çok iyi olduğu günler çoğunluktaydı, maç kurtaran bir kaleciydi ama zaman zaman garip hatalar da yaptı. Millwall, Leicester, Tottenham, Southampton, Fulham gibi Premier Lig takımlarında ve eskinin büyük takımı Borussia Moenchengladbach'ta da oynadı. Tottenham yılları özellikle dikkat çekiydi ve sonuç... iyi kaleciydi.

Şimdi de Howard var ve sonuç olarak... o da iyi kaleci.

Bu kalecilerin ortak özelliği sade oyunları. Kurtarış yapmak ve gol yememek farklı motivasyonlar. Kurtarış yapmak risk içerir, ceza sahası içinde toplanan hava topları kurtarış değildir, iki adım yana atacağına bekleyip son anda uçmak kurtarıştır, ama kurtaramazsan başarısızlığa dönüşür. ABD'li kaleciler görev adamlarıydı hep, kurtarış peşinde değillerdi, kalelerini korumak istiyorlardı sadece. İşte doğru mantalite budur. ABD'liler futboldan anlıyor mu anlamıyor mu bilmem, ama anladıkları bir şey kaleciliğin özütü olmuş. Özellikle ülkem kalecilerine ABD'li kalecileri izlemelerini şiddetle öneririm.

4 yorum:

Duncan FERGUSON dedi ki...

Hocam yanlız FRİEDEL gönderilmedi kendisi gitti Liverpool' dan gelen cazip teklif sonrasında.

Kaan Kavuşan dedi ki...

Galatasaray'dan sonra Colombus Crew'de oynadı bir sene Friedel. Galatasaray ısrarcı olsaydı kalırdı herhalde.

ich dedi ki...

Aslında beğenilmemesi diye bir şey yoktu. Liverpool teklifi de yoktu. Liverpool ve Newcastle teklifi Galatasaray'a gelmeden yapılmıştı ve Friedel çalışma izni alamamıştı. Galatasaray'dan ayrılması yönetim hatasıydı. 98 Elemeleri için ayrı ayrı zamanlarda toplam 2-3 ay Amerika Milli takımına gitmesi gerkeiyordu. Bu durum eylülde Terim'e söylendi, terim de bu durumu kabul etmedi ve Friedel ülkesine döndü. Çok iyi kaleciydi. Milli takım problemi olmasaydı Taffarel ve Mondragon transferi bile gerçekleşmezdi. Öylesi uzun kalabilirdi.

Kaan Kavuşan dedi ki...

sevgili ich, aslında beğenilmemesi derken, adamda ısrar edilmemesini kastediyorum, harcanılabilir görülmesini. Yönetim hatası dediğin gibi, yeterli değeri vermemişler ve adam kalma yandaşıyken gitmiş. Etrafımda dertli taraftarlar da yok değildi yalnız. Yönetim de bu rehavetle ihmalkârlık yapmıştır herhalde.

Elemeler mevzsunu bilmiyorum da, 2-3 ay biraz abartı gibi geldi bana.