"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Altı maçlık efsaneye ağıt: Bosko Kajganic


Kajganic dediğimde "ah" diyor babam; "Selimpaşa'da trafik kazasında vefat etmişti. O zaman, bizimkiler (Fenerbahçe) Ivancevic'i almıştı; kötüsünü! Kajganic daha çok iyi kaleciydi. Öldüğü hafta, 'Haftanın Karması'na seçilmişti. Vay be..." 

Gözlerinde bir hüzün doğuveriyor ne zaman anlatsa adamın.

Kajganic Galatasaray'ın yolunu tuttuğunda yıl1977'di. Yugoslavya'da yaşayan Yahya Vatansever adlı bir Türk'ün, Fenerbahçe ikinci başkanı Yüksel Günay'a önerisiyle Kajganic, İstanbul takımlarının gündemindeydi. Fenerbahçeli eski oyuncu Ostojic'in menajeri olması sebebiyle ve de ikinci başkanın çağrısıyla Türkiye'ye gelen Bosko Kajganic, sarı-lacivertlilerle anlaşmıştı. Alacağı para ve bonservisi bile belliydi. Fenerbahçe 1 milyon 250 bin TL bonservis ödeyecekti. Kızılyıldız takımıyla başarılı maçlar çıkarmış ve şampiyonluk yaşamış, Yugoslav Milli Takımı'na da seçilmişti.

Fakat Fenerbahçe'de antrenör Kaleperovic bir onur savaşına girişmişti. Sezon öncesi tatile gitmeden önce yönetime Partizan'ın kalecisi ve eski öğrencisi Ivancevic'i önermiş ve Kajganic'in alındığını duyunca küplere binmişti. "Ya Kajganic ya da Kaleperovic gider" diyordu. İki gün sonra aninden tatilini kesip İstanbul'a döndü, yanında da Ivancevic...



Kaleperovic'in ısrarları sonucunda Fenerbahçe Kajganic'i değil, Kajganic'in takımının ezeli rakibi Partizan'ın kalecisi Ivancevic'i kadrosuna kattı. Kajganic şampiyon takımın kalecisiydi, Ivancevic ise bir önceki şampiyonun kalecisiydi ama bu sezon sadece ilk devre oynamış, sezonun ikinci yarısında forma şansı bulamamıştı. Fenerbahçe'nin vazgeçmesine Kızılyıldız Başkanı da şaşmıştı: "Fenerbahçe, neden Kajganic gibi üst seviye bir kaleci yerine, Ivancevic gibi yedek bir kaleciyi transfer etmek istiyor? Hajduk maçında 6 gol yedikten sonra 6 ay kale yüzü görmedi" diyordu. Bu arada Fenerbahçe'nin getirmek için uğraştığı büyük yıldız Dzajic ise artık Kızılyıldız yönetimi tarafından bırakılmıyordu.


Bu durumdan faydalanan Galatasaray telefonla ulaştı Kajganic'e ve "Evet" cevabını aldı. Transfer gerçekleşti. Ligin başında Ivancevic daha gösterişsiz ama iyi sayılabilecek bir performans sergilerken, Kajganic ise daha çok ön plana çıkmaya başlamıştı. Dahası Kajganic'in alçak gönüllülüğü, sempatik hareketleri ve dönemin bayanlarının yüreğini hoplatan yakışıklılığı da ilgiyi tavan yaptırmıştı. Üç ay boyunca (6 lig maçı) Galatasaray kalesinde devleşti. Galatasaray-Fenerbahçe maçında ilk kez Ivancevic ile karşı karşıya onadılar. Daha önce birinden biri hep ya sakat, ya da yedek olmuştu. Kulüplerinde geçirdikleri yedişer yıla rağmen karşılıklı oynayamamışlardı bir türlü. Fenerbahçe maçı 2-0 kazandı ve Ivancevic; hep Kajganic'in gölgesindeki adam olarak onur meselesi yaptığı bu maçta inanılmaz toplar çıkardı. O da boş kaleci olmadığını kanıtlamıştı.


21 Kasım 1977 günü, Bosko Kajganic kurban bayramı tatili sebebiyle ülkesine gidebilmek üzere şahsi arabasıyla yola koyuldu. Yöneticilere "Çocuklarımı bir görüp gelsem yeter" demiş ve üç gün izin almıştı. Olan oldu. Arabası Selimpaşa'nın 3 kilometre dışında, karşı yönden gelen yolcu otobüsüne çarptı, son sözleri "sıkı tutunun olmuştu"...

Kazada Kajganic can verirken, diğer iki arkadaşı kurtuldu. Aynı gün, hafta sonu oynanan Samsunspor maçında penaltı kurtarması ve müthiş kurtarışlar yapması sebebiyle haftanın karmasına seçilmişti oysa ki Kajganic. Galatasaray'a imza attığı gün "Nasıl bir kaleci olduğumu Kaleperovic'e göstereceğim" diyen Bosko, kalitesini ıspatlamıştı ama artık bunların hiçbiri önemli değildi.

Kajganic'in Yugoslavya'daki evine telefon açıldı. Eşi Biljana, Belgrad'ta telefonun diğer ucundaydı. "Doğru söyleyin! Bir şey mi oldu? Kötü bir şey mi var?"diyordu. Cevap acıydı...

"Kajganiç'i maalesef kaybettik. Silivri yakınlarında otomobiliyle otobüsle çarpışmışlar."
Ufak bir sessizliğin ardından feryad kopmuştu "Kajga!" Artık iki çocuğunun babası Kajga aralarında olmayacaktı.



Hem Galatasaray hem de Kızılyıldız kulübü törenler düzenlediler. Galatasaray Başkanı Selahettin Bey törende göz yaşlarını tutamamıştı. Yugoslavya'daki törende ise Yugoslav futbol tarihinin belki de en ünlü oyuncusu olan, sol açık Dzajic ağlamaktan konuşmasını yapamamıştı. Baba Gündüz de cenazeye katılanlardandı. "Ölüm bile yüzündeki gülümsemeyi silememiş" diye yazıyordu köşesinde. Yerine Galatasaray kalesini devralan Nihat ise Kajganic yazılı kaleci kazağıyla sezon boyunca forma giyeceğini söylüyordu. 

1977 yılının en acı verici olaylarından biriydi, etkileri uzun sürdü bu acı kazanın. Kajganic'e çarpan otobüsün şoförü Sami Bey'de 1978 yılında vefat etti. Yakınları Kajganic'in ölümü sebebiyle kendini harap ettiğini söylüyorlardı gazetelere.

Kızılyıldız ve Galatasray 1978 yılının mayıs ayında bir anma maçı düzenlediler ve Beşiktaşlı Paunovic, Fenerbahçeli Ivancevic ve Antic, o gün Galatasaray forması giydiler. Kızılyıldız'da forma giyenler ise Dzajic, Lukic ve daha niceleri... Hasılat bu maçı Galatasaray Başkanı'nın yanında izleyen ve devre arasında, sahadaki 22 futbolcuya da sarılıp ağlayan Kajganic'in eşi Biljana'ya verildi.

Her ölüm acıdır ama Kajganic'in ölümü o dönemleri yaşayan pekçok insan için çok daha acı galiba. Mekanı cennet olsun.
Doğum tarihi: 1 Ocak 1949
Ülke: Yugoslavya (xxx)
Pozisyon: Kaleci
Öne çıkan özellikler: Hava hakimiyeti, refleks, karşı karşıya hakimiyet
Boy: 190 cm
Oynadığı takımlar: Kızılyıldız (xxx), Galatasaray (1977)
Yugoslav Milli Takımı (xxx)
Goller: xxx

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

6 yorum:

Enjoy The Lappap dedi ki...

eline sağlık abi. benzeri bir durum bende de var, babam ara ara eski gs'li futbolcuları anlatır futbol muhabbetlerinde. ama kajganic'den bi başka bahseder. demek ki o dönemin taraftarı bayağı bir etkilenmiş bu ölümden.

mehmet bozok dedi ki...

Kajganiç çocukla çocuk olan harika bir insandı.Babam o dönem yönetici idi ve ben ufak bir çocuk olduğum için soyunma odasına girebiliyordum. O,benimle top oynuyordu maçlardan evvel ve bol bol şakalaşıyordu.O gece bir tel geldi ve kaza haberi verildi.Babam koştu hemen.Ağlayarak döndü.Maalesef doğruymuş haber.Sonra kazadan kurtulan tercüman Yahya Abi ile konuşmuştum.Karşıdan gelen otobüsü gördüğünde sıkı tutunun diye bağırmış ve bu son sözleri olmuş :(

Kaan Kavuşan dedi ki...

@mehmet bozok

Selam Mehmet Bey, bu konuda başka bir şey yazmak isterseniz, Klasik Futbol'un kapısı açık size.

Unknown dedi ki...

Allah rahmet eylesin.ESKİ BİR Fenerli olarak onu , futbolculuğunu hep beğendiğim yıllar geçse de saygı ve rahmetle andığım bir insandır.
Adana'dan saygılarımla.

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Unknown
Saygılar bizden. Adana'ya selamlar.

Hikmet Cilli dedi ki...

Çok güzel bir yazı, elinize sağlık.