"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Kayzer: Franz Beckenbauer

Futbolculuğunda da teknik adamlığında da
yöneticiliğinde de lakabının hakkını verdi Kayzer.
Yaklaşık 150 senelik futbol tarihinin başlangıcından günümüze kadar, kendi pozisyonunu kendi icat eden oyuncu sayısı çok az olmuştur. 60'lı yıllar ve öncesinde libero kavramı, üçlü defansın arkasını toplaması için süpürücü rolü üstlenen serbest defans oyuncularını anlatmak için kullanılıyordu. Beckenbauer'sa başka bir şey yaptı; ister serbest isterse tandemin içinde olsun, fırsat buldukça hücuma destek verdi. Süpürücü gibi davranarak her gelen topu uzaklaştırmak yerine oyun kurma sorumluluğunu ele aldı. Markaj yapmak yerine alanını savundu. Kısacası modern liberoyu icat etti.

Premier Lig efsanelerinden Johny Giles otobiyografisinde şöyle diyor onun için; "Onu geriye çekmek ona iyilik yapmak olmuştu, geriden oyunu daha iyi görebiliyordu. Ona karşı Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde oynadığımda, onun yakınına geldiğinizde sizi kolayca geçebileceğini de öğrenmiştim. Futbol zaman ve alan oyunuydu, Beckenbauer ikisinin de ustasıydı."



HAYALİ 1860 MÜNİH'Tİ
Ona "Kaizer" lakabını kazandıran Bayern ve Batı Almanya formalarıyla yaptıklarıydı elbette ama o futbola mahallesinin takımı SC Münih'te başladı. Savaşın yakıp yıktığı şehrin içinde, işçi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Postal fabrikasında çalışan babası, futbol oynamasını istememesine rağmen Fritz Walter'in golleriyle Dünya Kupası'nın milli takımın elinde kalkışını gören her çocuk gibi o da futbolcu olmaya can atıyordu. Tuttuğu takımsa Fritz Walter'in 1860 Münih'iydi. Fakat onu fark eden şehrin diğer takımı Bayern oldu. 14 yaşındayken Bayern'in yolunu tuttuğunda bir orta saha oyuncusuydu ve Genç Milli Takım'ın değişmeziydi. Ama daha o günden inatçılığı belli olmuştu. 18 yaşındayken kız arkadaşı hamile kaldı ama Franz onunla evlenmek istemiyordu. Evlenmesi için yapılan baskılara rağmen, genç Franz evlenmemekte diretiyordu. Bu, büyük bir kriz sonucu futbol federasyonu onu kadro dışı bıraktıysa da büyük hoca Dettmar Cramer araya girdi ve affedildi.


İKİNCİ LİGDEN ZİRVEYE
Bayern ise o zamanlar sadece bölgesel lige oynayan, ufak bir takımdı. St. Pauli ile yapılan maçta ilk kez A takım formasını giydiğinde sol açık mevkinde oynuyordu 19 yaşındaki Beckenbauer. Fakat sadece bir sezon sonra Bayern, Bundesliga'ya yükseldi, yükseldiği gibi de üçüncü olmayı becerdi. Almanya Kupası da onlarındı. Takımda aslında bir futbolcu olarak başladığı maçta kaleye geçtikten sonra 12 gol yediği bir maçta keşfedilen Sepp Maier ve antrenörünün "Bu ne yahu? Halterci mi bu çocuk?" diye burun kıvırdığı Gerd Müller vardı. Bu çekirdek kadro Batı Alman futbolunda bir devrimin kapısını aralayan lokomotif isimlerdi.


TARTIŞMALI FİNALDE OYNADI
Gösterdiği çıkış Kayzer'in Dünya Kupası kadrosuna alınmasını sağladı. İlk maçında İsviçre'ye iki gol attı Beckenbauer, yarı finaldeyse Uruguay'a bir gol. Takım finalde ev sahibi İngiltere'yle oynarken, Dünya Kupası tarihinin en tartışmalı gollerinden biriyle uzatma anlarında 3-2 geriye düştü, nihayetindeyse 4-2 yenildi. Turnuvanın en genç oyuncusu ödülü Beckenbauer'ındı.

Kupanın ardından şaşırtıcı bir şekilde Braunschweig, Batı Alman şampiyonu olurken, Bayern ise Tatran, Shamrock, Rapid Wien ve Standart Liege takımları geçerek Rangers ile Kupa Galipleri Kupası finalinde karşılaştı. Roth ile gelen tek golle de kupayı müzesine götürdü. Bunlar daha başarısız günler sayılırdı öndeki günler sayılacaksa...


"SONRA MODERN LİBEROYU İCAT ETTİM..."
1968 yılında takım yükselişinin üçüncü aşamasına geçerek şampiyon oldu. Beckenbauer ilk kez bu sezonda kaptanlık pazı bandını koluna geçirmiş ve liberoya pozisyonuna geçmişti. Bu yenilikçi yaklaşımı, medyanın ona "Der Kaiser" yani "İmparator" lakabını uygun görmesine sebep oldu. İlk fikir Beckenbauer'in hazırlık maçında Avusturya Kayzeriyle poz verişinden sonra ortaya çıkmıştı. Geride duruyor, ipleri eline alan bir kukla ustasıymışçasına arkadaşlarını oynatıyordu. Onunla beraber, onun kadar olmasa da bu işi yapabilen sadece bir tane daha oyuncu vardı, o da Ajaxlı Vasoviç'ti. Buna karşın, "Kolektif oyun oynayan bir adam olarak, bireysel olarak bu kadar övülmekten biraz rahatsız oluyorum" diyordu Beckenbauer. Kayzer olmasına Kayzer olmuştu ama bir yanıyla hâlâ eskiden olduğu adamdı. Onu çok iyi tanıyan Cramer da bu yönüne dikkat çekiyor Beckenbauer'in; "Onun başarısının sırrı basitliktedir. Bu adam, bunca yeteneğe ve kariyer imkanına sahipken, her zaman olduğu adam olarak kaldı. Birçok insan raydan çıktı ama çıkmadı."


OMUZU ÇIKTI, GENE OYNADI
Yıl 1970'e geldiğinde ilk modern libero henüz Batı Almanya için bir orta saha oyuncusuydu. İkinci kez Dünya Kupası'nın yolunu tuttu ve yarı finale kadar ilerleyebildi Panzerler. Yüz yılın maçı olarak anılan maçta omuzu çıkmasına rağmen omuzunu sararak oynayan Beckenbauer yenilgiye engel olamadı. Bu maç uzatma devrelerinde atılan beş golle tarihe geçtiğe kadar Beckenbauer'in inatla omuzunu sargıya aldırdığı fotoğrafla da tarihe geçti.


ÜÇ KERE ÜST ÜSTE EN BÜYÜK
71 ia 74 yılları arasındaysa Bayern'le üst üste üç kere şampiyonluk elde etti Kayzer. Son sezonundaysa Atletico Madrid'i 1-1 berabere kaldıkları maçın tekrarında 4-0 yenerek Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kaldırdı. Bu da yetmedi aynı sezonun sonunda bir de Dünya Kupası'nı kaldırdı. Beckenbauer şöyle değerlendiriyordu final maçını; "Hollanda takımı daha cesur ve daha yaratıcı oyunculardan kuruluydu, ama daha disiplinsizdiler. Rakiplerine kendilerinin daha iyi olduklarını göstermek ve hissettirmek istiyorlardı, ama gol atmayı ve oyunu kontrol etmeyi unutuyorlardı. Biz aksini yapıyorduk." Finalde Hollanda karşısında 1-0 geriye düşmelerine rağmen 2-1 kazanmıştı Panzerler sonuçta. Ama başarılar bitmemişti, önce Leeds sonraysa St. Etienne finalde yenilerek üç kez üst üste Şampiyon Kulüpler Kupası'na ulaşmış oldu Kayzer Bayern macersını tamamlarken. Bu süre zarfı içinde "Avrupa'da Yılın Futbolcusu" ödülünü de iki kez almıştı. Kazanmak konusunda büyük bir hırsa sahipti ve "Güçlü olan kazanmaz, kazanan güçlü olur" diyordu...


NİYE HAMBURG?
1977 yılında Cosmos'un astronomik teklifiyle İmparator, Amerikan topraklarına ayak basıyordu. Pele, Chinaglia, Carlos Alberto, Neeskens, Cruijff, Rijsbergen ve Yasin Özdenak'la takım arkadaşı oldu burada. 1980 yılında beklenmedik bir şey yaparak Hamburg'a imza attı 35 yaşındayken. Bunun sebebinin iki sezon önce Breitner'ın başı çektiği bir grubun, Kayzer'in çok sevdiği kulüp başkanını istifaya zorlaması olduğu söylenir. Beckenbauer burada da şampiyonluk yaşadı tabii. Orada da efendiliği ve zekasıyla ön plana çıkmıştı hemen. Takım arkadaşı Kevin Keegan bir röportajında onun için; "Tam bir beyefendiydi, tam bir İngiliz beyefendisi. Tek sıkıntısı İngiliz değildi" diyor.


SON SEFER
38'inde bir kez daha Cosmos'a gitti ve futbol yaşamına nokta koydu Kayzer ama futbolu bıraktıktan sonra çok şeyler yaptı. Hem Dünya Şampiyonu oldu, hem yabancı ülkede şampiyonluk yaşadı, hem de efsanesi olduğu Bayern'le kupalara uzandı. Başkanlık zamanında büyük işler yaptı, Alman futbolunun üstünde hep bir koruyucu gölge oldu. Şimdilik bu kısmı başka bir zamana bırakalım...
Doğum tarihi: 11 Eylül 1945
Ülke: Batı Almanya (103 milli maç, 14 gol)
Pozisyon: Libero, derin oyun kurucu
Öne çıkan özellikler: Oyun görüşü, zekâ, teknik, pas, oyun kurma
Boy: 1.81 cm
Oynadığı takımlar: Bayern Münih (64-77), New York Cosmos (77-80), Hamburg (80-82)
Cosmos (83), Batı Almanya Milli Takımı (1965-77)
Goller: 670 maç, 94 gol

2 yorum:

Temur dedi ki...

Müthiş olmuş. Eline sağlık.

Adamsangel dedi ki...

güzel bir yazı olmuş her oyuncuya ayrı ayrı yapmanız da çok değerli bir çalışma zevkle takip ediyorum, emeğinize sağlık