"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

28 Eylül 2010 Salı

Arıza İdman Yurdu

Kadromuz defansif oyunculardan oluşmakta elbette. 5-3-2'yi uygun gördük bu yüzden. Her maç iki oyuncumuz kırmızı görebilir ama yine de yedek bol merak etmeyin. Her türlü deliliği yapan, magazinel yönü yüksek, ısıran bir takım kuracağız. "Isıran" derken mecazi olarak değil, kelime anlamıyla rakibini ısıran ve tekmeleyen bir takım belki de. Saha dışında ne olursa olsun, saha içinde hiç efendilik etmeyen adamlar olsun, paso aksiyon, paso macera. Bol kart.

Kaleci: Kova Hayrettin
Kim unutabilir ki Hayrettin'i. 90'lı yıllarda futbol izlemiş birinin Hayrettin'i es geçmesi mümkün görünmüyor. Umut verici bir başlangıcın ardından mental problemleri yüzünden adı kova/kumbara kaleciye çıkmıştı. Her pozisyonda hakeme itiraz ederdi. Faul rakip ceza sahası içinde bile olsa koşa koşa büyük hırsla gelir kartını yer, dönerdi. Yediği golden sonra hiç kabahatı olmayan arkadaşlarını tabiri caiz değil ama halk arasında kullanırız; it gibi azarlardı. Yediği bir golden sonra rakip oyuncu Rıdvan'a tokat atıp boğazını sıkmışlığı, Tanju'nun da yakasına yapışıp şöyle bir silkelemişliği  var Galatasaraylı Hayrettin'in.


Defans: Çarli Yılmaz
70'li yılların asabi adamı Yılmaz Şen, yıllarca Fenerbahçe'de oynadı. Tatlı-sert, çoğu zaman da sert oynayan Yılmaz'ı büyüklerimize sorduğumuzda yorumlar hep aynı. Hepsi de İtalyan vari futbolcu çirkeflikleriyle hatırlarlar. Kemal Sunal'ın Gol Kralı filminde Duvar Ahmet'i oynayan eski Fenerbahçe kalecisi Yavuz Şimşek, Sait Hopsait'e hakem görmeden çirkeflik yapma üzerine taktikler vermekteydi. "Çarli" Yılmaz'ı yıllarca izleyince öğreniyor insan, buna şüphe yok. Bir Galatsaray - Fenerbahçe maçında Metin Oktay'a "pandik" atan Yılmaz, Metin'den yumruğu yemişti. Türk futbolunun centilmeni Metin Oktay'ın kariyerindeki tek kırmızı karttır. Hakemin bunu yakalayamaması üzerine Çarli atılmamıştır.


Defans: Paşa Hüseyin
Fenerbahçe'nin 80'li yıllardaki sağ beki, Hüseyin Çelik büyük takımda sadece iki sezon tutunabilmiş. Ondan önce Gençlerbirliği'nde, Fenerbahçe'den sonra ise Mersin İdman Yurdu'nda vukuatlarına devam etmiş. Kafalar, tekmeler, kartlar havada uçuyor, bir de enerjik. Fenerbahçe gördüğü kartlara dayanamıyor, o zaman iki sarı kartın ardından bir maç ceza var. Hüseyin hep cezalı. Yine de arıza dedin mi herkes sayıyor Paşa Hüseyin'i. Yerine gelen adam da kendisi kadar beter İsmail Kartal. Yani Arap İsmail. Futbolu bıraktıktan sonra Balıkesir'de evinin yakınlarına 50 metrede bir "Paşa Hüseyin'in evine gider" diye tabela koydurmuş.

Defans: Isırgan Vedat
Vedat İnceefe'yi de ilk 11 almazsak, taraftar Arıza İdman Yurdu kulüp binasını başımıza yıkar. Deli dolu bir adamdı Vedat. Uçan kafalar, sert fauller. Tabi bu kadarını anlatırsak sadece hırslı gibi aktarmış oluruz. Bir de rakip oyuncuyu ısırmak, kasti fauller, rakibe atılan kafalar... Daha saymaya gerek yok, çoğumuz izledik zaten... Galatasaray'ın 2000'deki UEFA şampiyonu kadrosunda da yer alıyordu.
 
Defans: Rambo Yusuf
Yine 80'li yıllarda oynamış Galatasaraylı futbolcu. İsmail Kartal ile olan kapışmasında Osmanlı tokadını indirmişliği var. Kızdığı bir anda diktiği bir topu stadyumun dışına atan Yusuf Altıntaş, başka bir maçta da Rıdvan Dilmen'in omzunu çıkarmıştı. Yediği kırmızı kartları ve sarı kartları da siz ekleyin işte.

Libero: Karagümrük Çocuğu Abdülkerim
Karagümrük çocuğu Albülkerim Durmaz racon insanıdır. Futbolun pisliklerinin raconunu da bilen adamdır. 80 ve 90'lı yıllardaki her maç, gereksiz faulleri ile fena sayılmayacak oyununa, defans oyuncusuna göre üstün olan tekniğine gölge düşürür. Ayrıca bitirimdir. "Hikâyesi olmayan adam bufalo çayırındaki rüzgara benzer" atasözünü kendine motto edinmiştir. Wembley'e ayak basan ilk Türk'tür. Tuttuğu Lineker'ı gözden kaybedince Raşit Çetiner'e soran adamdır. Üst üste üç maç çıkardığı nadirmiş zamanında. Fener'de oynamasam her maç atılırdım der kendisi. Defansta çalım olayının da krallarındanmış arıza Abdülkerim. Ama Abdülkerim'in beğendiğim, yarı-anarşist bir duruşu var kimseye eyvallah etmeyen. Futbolun tüm pisliklerini altyapıdaki hocası Lağım Osman'dan kapmıştır. Fenerbahçe yıllarında hep makaracı Arif'le bar bar gezer.


Orta Saha: Komünist Kemalettin
Bu kadronun tek geçeceğim adamıdır Kemalettin Şentürk. Zira bu adam her iki maçtan birinde kırmızı, her maçta sarı kart görürdü. Çok enerjik ve sertti. 95-96 sezonunda Fenerbahçe ona yedek olsun diye aynısından bir tane almıştı; Serkan Reçber. Dönüşümlü oynuyorlardı kart görmekten. Hakeme sürekli itiraz ederdi, mimlenmiş adamdı hep. Her maçtan sonra tövbe ederdi ama sırf bu çirkef futbol karakteri yüzünden takdir haklarında görmezden gelinirdi normal olarak, o da yeminini bozardı. O şekilde yediği sarı kartların ardından bağırıp çağırıp ikinci sarıyı yediği çok maç hatırlarım. Komünist olduğunun söylenmesi ve sık sık politik açıklamalar da yapması, Fenerbahçe kariyerinin uzunluğunu etkileleyen etkenlerdendir. Doğrucu, ödün vermeyen tarzını severim ben.


Orta Saha: Deli Nezihi
Adam Kemalettin'in 80'ler versiyonu bu Nezihi Tosuncuk. Fenerbahçe'nin 103 gol attığı sezon kadronun değişmezleri arasındaydı. Beşiktaş'ta oynamışlığı da var. Yine faulle karışık müdehaleleriyle ünlenen oyunculardandı. 90 dakikaya yaydığı müthiş kondisyonu da faullerin sayısını bir hayli arttırıyordu elbette. Aykut Kocaman'ı Sakaryaspor kampından kaçırdığı ve Fenerbahçe'ye teslim ettiği (!) bilinmekte. Aleyhte faul çalındığında hakeme ilk itiraz edenlerden o da. Paşa Hüseyin, Müjdat, İsmail Kartal ve Güngör gibi dönemin "deli" oyuncularının yıllar boyunca Fener'de olduğunu idrak edince "Bütün deliler yıllardır Fener'de toplanıyor. Beni niye almıyorlar?" diye televizyonlara demeç veren, hedefine de ulaşan bir abimizdir.


Orta Saha: Manyak Güngör
Güngör Tekin de 80'lerde ligimizde oynamış en büyük arızalardan. Seyircilere el kol hareketi yapmak mı dersiniz, rakiplere sert mi müdehaleler mi dersiniz, hocayla kavgalar mı dersiniz, hepsi var adamda. Ama dinamik oyunu ile yıllarca Galatasaray'da oynamış ve üstüne Fenerbahçe'de de forma giymiş bir adam bu. Attığı kafa golleri de ünlüymüş zamanında. Son olarak İngiltere'de hapis tutuluyordu uyuşturucu kaçakçılığı konusunda ama basından bir şey öğrenemedik daha sonra. Bu konuda bir şey bilen varsa yorum kısmına yazsın lütfen.


Forvet: Deli Bahtiyar
Bunca adam içinde Bahtiyar ayrıdır, çünkü abartmıştır kendisi. Ben elbette futbolunu izlemedim ama bunun kadar arıza bir adam duymadım, görmedim. Birkaç röportajına rasladım televizyonlarda. Adamın gözleri dönüyor bir şeyler söylerken. Buna niye bu kadar asabisiniz dedi röportajı yapan gazeteci arkadaş, bu çıldırdı anlatırken bile gözleri döndü; "Napayım! Çıldırıyom abi sahaya çıkınca!" dedi. El hareketleri falan acayip tezcanlı. Kafa topuna çıkarken dirsek atmalar, defans oyuncularına tekmeler, kendi tekme atarlarsa yumruk ve kafa darbesi olarak KDV'si kesilen aksiyonlar. Hep defans oyuncuları belâlı olacak değil ya! Bursaspor'da oynarken, kendini protesto eden ve "deli" diye bağıran taraftara cinsel organını gösterdiği bilinmekte. Yani tek kişilik ordu olabilecek kadar enerjik, aktif ve hava toplarında etkili ama huyu suyu çekilmez, asabi bir forvet. Gol kralı olmuşluğu var. Denizli yıllarında son dakikada penaltı kaçıran arkadaşını dövmüştür. Ayrıca Denizli'den atılma sebebi de antrenörünü dövmesi. Antrenmanda golünü vermemiş!


Forvet: Leeds Fatihi Nouma
Her ne kadar aslen Türk olmasa da, Türktür Kara Kartal Pascal Nouma. Sıkça görüyoruz zaten ülkemizde. Yaptıklarını hatırlamamak elde değil. Takım arkadaşına bir şey yaptığınızda işiniz bitmiş demektir. Alnınızda ya bir kafa patlar ya da gerilerden koşarak gelen Nouma'nın dizini yersiniz. Geldiği ilk sezon müthiş oyununa rağmen birçok maçta takımı eksik bırakmıştı. Antreman sahası kenarında "boşaltım sistemini rahatlatması", tombala vakaları ile Nouma da Arıza İdman Yurdu'nun en önemli adamlarından.


Yedekler: Bursa'nın eski kalecisi Şenol Karagöl, eski Fenerbahçeli yeni stand-upçı Kova Yaşar, Ankaragücü yıllarında parlayan Cafer Aydın, eski Kartallar İlhan Mansız, "Çingene" Ali Eren ve Alpay Özalan, Bursa'nın intertoto başarısında pay sahibi olan Selim Özer, Metin Diyadin'in ayağını kırmasıyla adına çok belâ okunan Vural Korkmaz, İtiraz Muhasebe elemanı Ankaragüçlü Yılmaz Özlem, Altaylı "Deli" Orhan, "bacak kıran" İsmail Güldüren, Trabzonlu "Moğol" Cengiz, bizim Erman Toroğlu, eski Fenerli Arap İsmail (Kartal), ikinci Bahtiyar vakası "Doğuştan Fanatik" Coulibaly.

Kadromuz böyle, aktif olarak oynayan adamları katmadık elbette. Fenerbahçe-Galatasaray ağırlıklı oldu. Nouma hepsine bedel diyene de hak veririm bir ölçüde tabi ama Beşiktaş daha mı temiz oynuyormuş, yoksa benim mi aklıma gelmedi? Hafızanın gücü sınırlı ne de olsa.

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

3 yorum:

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

Yatmadan önce bakayım ne yazmış Kaan derken bu yazıyı gördüm, gece gece iyi de güldüm. PSG-GS maçı adamlar artık orta sahadan vuruyorlar, orta yuvarlağın biraz önünden, Ercan Taner'in sesi çınlıyor kulaklarımda "Vurdurmayın vurdurmayın! Maalesef gol oldu". Eline sağlık. Yalnız Nouma için ufak bir parantez açıp son zamanlarda Kompelalaşma eğilimler gördüğümü söyleyerek parantezi kapatmak isterim

Kaan Kavuşan dedi ki...

PSG-GS maçı ikinci hayrettin döneminin en güzide maçlarından. dahası bu adam için "hayrettin'i kazanmalıyız" diyenler vardı o aralar. Hayrettin'i kazanacağız diye as kasmadı Galatasaray.

Nouma'da hep vardı o bence. Ama Kompela'yı da severim ben :)

Zeyno40 dedi ki...

Balıkesirspor'dan geldiği Fenerbahçe'de çok kolay kart gördüğü için ayrılan ve daha sonra Galatasaray ve Beşiktaş'ta forma giyen Emre Aşık'ı unutmuşsun. 2004'te Beşiktaş'tayken Fenerbahçeli Nobre'ye basur muayenesi yapacak kadar ustalaşmışlığı ve Galatasaray'ken olaylı Roma maçında bir İtalyan polisine Osmanlı tokatı çakmışlığı vardır.