"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

23 Eylül 2010 Perşembe

Futbol Romantizmi, Futbol Realizmine Karşı

Az önce Flying Dutchman'ın bu konuya bakış açısını okuyordum. Blog'una bir yorum bırakacaktım fakat inanılmaz uzun oldu bir yoruma göre. O yüzden bu konuyu burada yazmak istedim. Öncelikle bu yazı Uçan Hollandalı'ya bir cevap değil, konu hakkındaki görüşlerimdir; bunu belirtmek isterim. Linkte verilen yazıdaki konulardan bağımsız bir içerik de olacaktır. Yani bu konu da --havadan mı, karadan mı-- nereden çıktı diye soran olursa diye verdim linki.

Romantik futbol eleştirilerinin genellemesindeki fikir "artık öyle futbol oynanmaz, defansif de olacak ve beğeneceksiniz" fikri. Defansif oynanacak, fazla sert olacak ve siz de seveceksiniz. "Artık futbol bu" fikri. Sözüm ona "Realist" futbol fikrinin temeli bu. "İşler hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak" onlar için. Olabilir, işler eskisi gibi olmayabilir taktik açısından. Romantik dediğiniz insanlar da bunun farkında, sadece negatif bir eğilim görmek istemiyorlar, pozitif bir futbol istiyorlar. Oyunun geçmişe dönmesini değil, daha da ileri gitmesini istiyorlar. Bu doğrultunun güzel oyuna kaymasını istiyorlar.

Günümüz futbolu gitgide daha az zevk vermeye başlıyor bana. Bu blogun tematik olmasındaki etkenlerden biri de bu tabiî ki. 90'lı yıllardaki futboldan aldığım zevki 2000'lerde almadım, 2000'lerde aldığımı da 2010'da almıyorum. 70'li ve 80'li yılların maçlarına baktığımda ise daha büyük keyif alıyorum. Ama 60'lardan aynı zevki almıyorum misâl. Bu geçmişe bir özlem de değil yani, döngüsel bir süreç.

Futbolun endüstriyel yolunu, oyuncuların eskisinin iki katı koştuğunun/mücadele ettiğinin, çok daha büyük paralar döndüğünün ve artık teknik adamların başarılı olmak için kazanmak gerektiklerinin farkındayım. Bu yüzden de teknik adamlar kendilerini koşullandırıyor ve yer yer defansif oynuyorlar, yer yer sıkı alan kapatıyorlar. Rakiplerinin açıklarını bekliyorlar. Onları da elbet anlıyorum ama seyirci olan bizlerin onları neden desteklendiğini anlamıyorum sadece. Adam elbette taktiğini kazanmak üzere kurar, ama onun güzel oyunu öldürerek kazandığı maç, seyirci bünyesinde nasıl bir zevk verir anlamıyorum.

Eski zevkimi geri isteme hakkım var; yoksa futbolu izlememe gerek kalmaz. Romantizmse, romantizm; hatta ütopizm bile bazı insanlara göre. Evet, ben "2010 Hollanda'sının Total Futbol'un dedelerine ihanet ettiğini" düşünüyorum ama Total Futbol oynamadıkları için değil, güzel futbola sırt çevirdikleri için. Futbolun evriminin defansa ve fizik gücü üstün olanın üstünlüğüne yönelmesini istemiyorum. Bu kötüye evrilmeyi terse çevirecek hamleyi destekliyorum. Total Futbol, Joga Bonito gibi akımları/sistemleri oluşturmanın zorluklarından haberdarım, hatta günümüzde uygulayacak takım yok derseniz de bir ölçüde katılırım ama ben bir takımdan güzel oynamasını beklerim her zaman. Ben bir seyirciyim; gol isterim, güzel futbol isterim. Antrenörün nasıl kazanması gerektiğini hesaplamasına itirazım yok, Mourinho veya X teknik adam, defansif yada görece olarak geride daha organize oynayarak kazanabileceğini gösteriyor zaten. Çok başarılı olanlar da var. Ama bir seyirci olarak bu beni ilgilendirmiyor; onun zaferleri seyir zevkime bir gram etki etmiyor, ben de futbol izleme isteği yaratmıyor, aksine isteğimi son derece geriye çekiyor. Görmek istiyorum güzel pasları, müthiş driplingleri, ofansif oyunu. Mourinho'ya ya da Marwijk'e hak vermem bu yüzden mümkün değil. Total Futbol, Joga Bonito, Yakışlı Futbol ve yahut herhangi göze hoş gelen bir futbolu görmeyeceksem, futbolu görmemin bir anlamı yok çünkü. Bir akım savunucularının desteğiyle hedefine ulaşabilir ancak. Lâfın gelişi "Realist" olup bunu kabulleneceksem, televizyonu kapamam veya Fatmagül'e tecavüz edenleri, Metin Akpınar'ın göbeğini izlemem gerek...

4 yorum:

Enjoy The Lappap dedi ki...

abi eline sağlık ve bir düzeltme:joga bonito olması gerek.

Kaan Kavuşan dedi ki...

elbette bonito olacaktı :)

ama bonita olsa da severiz. bayan futbolu canımız ciğerimiz :p

Adsız dedi ki...

Kaancım merhaba konuyu hortlatmış gibi olacağım ama bir soru sormak istiyorum.Sana göre realist teknik direktörler kim ?

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Adsız

Geliştirmeci olmayanlar, statik bir taktik olarak 'durdurmacı' olanlar.

Realist olan çok var, ama o günlerde kullanıldığı anlamda yani romantik olmayan ve geliştirmeci olmayan 'realizm'den bahsediyorsak...

Inter'deki Mourinho mesela (ama Real Madrid Mourinho'su değil Barcelona maçları haricinde)
Yunanistan 2006 mesela.
Tony Pulis Stoke'u mesela...
Hemen aklıma gelenler bunlar.

Teknik adamın elindeki malzemeyle empati yapma zorunluluğumuz yok yani. Ben kavram olarak karşıdayım.

Mesela tarihten, İtalya 82'nin şampiyon antrenörü Enzo Bearzot...