"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

12 Kasım 2010 Cuma

SAS iş başında (Blackburn Rovers 1994-95)

Kaleciler: Tim Flowers, Bobby Mimms, Shay Given.
Defans: Tony Gale, Colin Herdry, Graeme Le Saux, Alan Wright, Jeff Kenna, Nicky Marker, Lee Makel, Richard Brown, Henning Berg, Ian Pearce.
Orta Saha: Tim Sherwood, Stuart Ripley, Jason Wilcox, Robbie Slater, Peter Thorne, Mark Atkins, David Batty, Paul Walhurst, Richard Witschge.
Forvet: Alan Shearer, Chris Sutton, Kevin Gallacher, Mike Newell, Andy Morrison. 
İngiltere'de Premier Lig sistemine geçildiğinden, yani 1992'den beri Manchester United, Arsenal ve Chelsea haricinde tek şampiyonluk yaşayan takım hâlâ Blackburn. Liverpool, Newcastle, Everton ve Leeds gibi; büyük, geleneği olan kulüplerin şampiyon olamadığı bu zaman zarfı içinde şampiyon olmak onlara nasip oldu. Belki bilmeyenler vardır; Blackburn 1910'lu yıllarda iki şampiyonluk daha almış. Şimdiyse üçüncü şampiyonluktaydı. Takım son yıllarda yükselişteydi. Bu noktaya gelmesindeki aslan payıysa kulüp sahibi Jack Walker'ındı.




ŞİFRE WALKER
Walker ciddi bir ticari zekâya sahipti. Babasının çelik şirketini dev bir tedarikçiye çevirmişti. 70'li yıllardan beri sürekli gelişmişti. GKN adlı şirketi alıp işlettikten sonra British Steel'e (Britanya Çelik) 360 milyon paunda satmıştı. Sonra bir havacılık şirketini kurup, para kazanmaya devam ettikten sonra British Airways'in %15'ini satın aldı. 2000 yılında öldüğünde açıklanan servetinin 600 milyon paunt olduğuydu.

1991 yılında kulübü aldığında takım ikinci ligde dahi problemler yaşıyordu. 1966 yılından beri en üst ligde oynayamıyordu, 1928'den beri kupa alamamıştı. Ewood Park bir harabeyi andırıyordu. 1988 yılında kulübün asbaşkanı olduğunda kesenin ağzını açıp takım için Ardiles ve Archibald'ı getirmişti. Bu sefer kesenin ağzını daha da açacaktı çünkü çocukluğundan beri tuttuğu takımın sahibiydi.


2 KEZ TRANSFER REKORU
Ewood Park 20 milyon pounda yenilendi. Üç sezonda takıma toplam 25 milyon paunt harcanddı. Şampiyonluğa giden süre içinde iki kez transfer rekoru kırdı. Southamptonlı Shearer'a 3.3 milyon paunt, Norwich'li Sutton'a 5 milyon paunt ödenmişti. Tim Flowers'a ödenen 2 milyon paunt ise bir kaleci için rekordu. Takımın başına da Liverpool efsanesi Kenny Dalglish gelmişti. Bu yönetim altında önce lige çıkıldı, sonra bir kere dördüncü, bir kere ikinci olundu. Artık sıra şampiyonluktaydı.

Bu kadar para dökülmesine rağmen Blackburn aslında rakiplerinden daha az harcama yapmıştı yine de. United, 19.33 milyonu Peter Schmeichel, Denis Irwin, Steve Bruce, Gary Pallister, Andrei Kanchelskis, Paul Ince, Roy Keane, Ryan Giggs, Brian McClair, Mark Hughes ve Andy Cole'e harcamıştı. Blackburn ise 14 milyon harcamıştı. Tüm defans hattının bonservisi Newcastlelı Peacock kadar etmiyordu. Liverpoollu Phil Babb'ın ise ancak yarısı ediyordu. Leedsli Charlton Palmer, Blackburn'ün dörtlü orta sahasının toplamından daha çok bonservis bedeline sahipti.


GELENİ GEÇENİ YENDİLER
Dalglish'in takımında, kalede hava hakimiyetiyle bilinen Tim Flowers'ın yeri bankoydu. Sağ bekte Dalglish'in kelepir fiyata aldırdığı pek bilinmeyen ve fazla ileri çıkmayan Berg, sol bekteyse yorulmaz çift yönlü oyuncu Le Saux vardı. Tony Gale ve Colin Hendry göbekte sert ve hata yapmaz bir görüntü içindeydiler. Atkins ve Sherwood'un yapmadığı bir şey kalmıyordu; pas, şut, pres... Wilcox ve Ripley dörtlünün önündeki kanat oyuncuları olarak hızlı ve atik oyunculardı, neredeyse bedavaya alınmışlardı onlar da. Ama tabii ki Ada'nın en pahalı forvet ikilisi Sutton-Shearer takımın en tehlikeli yönünü oluşturuyordu. Sezon böyle başladı...

Blackburn lige iyi giriş yaptı. Arsenal ve Aston Villa galibiyetleri daha ciddiye alınmalarını sağladı. Ardından Manchester United hariç iddia sahibi tüm takımlar yendiler; Chelsea, Everton, Liverpool, Nottingham Forest, Tottenham. Sadece iki maç kaybetmişlerdi. Shearer gollerini sıralıyordu. Sezon ilerledikçe aksayan Gale'ın yerine Ian Pearce geçti, ikinci yarının başlamasıysasa Le Saux sıkça Wilcox'un yerini alarak ileriye çıkarken, Mart ayında transfer edilen Jeff Kenna sağ beke, Berg ise sol beke geçti.



80 GOLÜN 49'U SAS'TAN
Orta sahada mücadeleci, kanatları iyi kullanan bir takım kurdu Dalglish. İkinci devrede beş mağlubiyet daha alsalar da sezonun büyük bölümünü lider olarak geçirdiler ve şampiyonluk son haftaya kaldı. Blackburn, Liverpool karşısındayken sezon içinde iki kez yenildikleri Alex Ferguson'ın Manchester United'ı ise West Ham ile oynuyordu. Blackburn 2-1 kaybetmesine rağmen, Manchester United West Ham'ı yenemedi ve 1-1 berabere kaldı. Böylece şampiyonluğa Blackburn ulaştı. Takım ligi 80 golle bitirdi ki, o sezonun en çok gol atan takımı oldular. 34 gol Shearer'dan gelmişti. Sutton'dansa 15 gol... Bu ölümcül ortaklık SAS kod adıyla anılıyordu İngiltere'de.

Mike Newell ve Paul Warhurst zaman zaman kendine yer bulurken, İskoç golcü Kevin Gallacher, Bordeaux'tan kiralanan Hollandalı büyük yetenek Richard Witschge ve daha sonra İngiliz Milli Takımı'na da çağırılacak olan David Batty sakatlığı nedeniyle fazla forma giymedi...


DALGLISH-SHEARER GİTTİ, RÜYA BİTTİ
Bu şampiyonluktan sonra takım düşüşe geçti. Şampiyonluğun hemen ardından Kenny Dalglish, sportif direktörlüğe getirilmiş, yerine de yardımcısı Ray Harford geçmişti. Grupları zayıf olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'nde sadece bir puan alabildiler. Legia Varşova, Rosenborg ve Spartak Moskova ile eşleşmişlerdi. Sherar gol kralı olmasına rağmen, 'takviyeler' takımı olumsuz etkiledi ve ancak yedinci olabildiler. O günlerin ardından şampiyon kadro dağıldı ve Blackburn bir daha eski havasını yakalayamadı. Hatta 1998-99 sezonunda küme düştü. İki sezon Coca-Cola Şampiyonası'nda oynadı. Premier Lig'deki en büyük başarısıysa altıncılık oldu...
Teknik direktör: Kenny Dalglish
Başarılar: Premier Lig şampiyonluğu
Oyun stili: Akıcı, kanat futbolu
Diziliş: 4-4-2
Anahtar oyuncular: Alan Shearer, Chris Sutton, Tim Sherwood
Banko oyuncular: Graeme Le Saux, Stuart Ripley, Tim Flowers, Colin Hendry, Henning Berg, Mark Atkins
Beklenmedik katkı: Mark Atkins
Bekleneni veremeyenler: Richard Witschge

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

5 yorum:

can metin dedi ki...

eline sağlık hocam, sayende biraz da olsa nostalji yapmış olduk:)

açıkçası o yıllardaki aldığım zevki şimdi nedense alamıyorum. belki de çocuk olduğum içindir. tekrardan teşekkür ederim.

Kaan Kavuşan dedi ki...

@can metin
ben de almıyorum. Ama eski maçları izleyip zevk alıyorum. Demek ki çocuk olduğumdan değil. Bunu ben de düşündüm, çocuklığumuzun efsaneleri olduğundan mı daha çok zevk aldık diye ama sanırım, o zamanlar daha iyiydi futbol. Barcelona ve Arsenal bize bir şeyler veriyor bu yıllarda ama çoğu takımdan zevk almıyorum.

Zinedine Zidane dedi ki...

Shearer kalibresinde bir golcü var mı bugun? Sanıyorum yok.Hava toplarına hakimdi, şutları cok duzdungu, gol vuruşları muazzımdı, iyi penaltı atar zor marke edilirdi.

BasitOyna Blog dedi ki...

Bu şampiyonluktaki en büyük etken Alan Shearer'ın olağanüstü performansıydı. Tek başına takım denilen oyuncu klasmınındadır o adam. Zidane, Shearer gibileri çok az geliyor artık...

Fabian dedi ki...

Shearer'ın unutulmaz tek eli havada gol sevinci...