"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

11 Şubat 2011 Cuma

Ajax yine Cruijff'un Ajax'ı olabilir mi?

"Hollandalı efsanevi futbol adamı Johan Cruijff, hem teknik adam, hem futbolcu olarak görev yaptığı Ajax kulübüne geri dönüyor.
Ajax kulübünün açıklamasında, Cruijff’un teknik konularda danışmanlık yapmayı kabul ettiği belirtildi.
63 yaşındaki Cruijff, kendisini 1960’larda keşfeden ve tarihin en önemli oyuncuları arasına girmesini sağlayan eski kulübünde tekrar görev alacak." (Milliyet Gazetesi)
Johan Cruijff'u futbolun Tanrısı olarak gördüğümü bu blogu takip edenler bilirler. Çünkü sırf yeteneği, sırf beyni ya da sırf kondisyonu olan bir oyuncu olarak tanımlamazdı futbolculuk yıllarında. Takım içindeki en ufak ayrıntıyı bile düşünürdü. Teknik direktörlüğü zamanında planlarını uygulama konusunda bazen çok da acımasız oldu. Nasıl ki dünyevi hayatta iyi insanlar ölüyorsa, onun takımında da iyi oyuncular bazen devre dışı kalmak zorunda kaldılar.  Meselâ Romario. Neden Maradona değil de, Cruijff derseniz işte cevabım budur; Cruijff'un sadece bireysel olmayan, kollektif yaratıcılığı. Biri safi yenetek ama diğeri kurucu beyin. 80'li yılların sonunda Ajax'ta teknik adam olarak çok önemli işler yapmıştı Cruijff. 60'larda, 70'lerde futbolcuyken yaptıkları zaten bir çığırdı. Bu etiketle tekrar Ajax'ı kurtarmaya dönüyor şimdi.


85 DEVRİMİNİ O YAPMIŞTI
1985 yılında Cruijff, Ajax'ın başına geçtiğinde yerleştirdiği yeni yapılanmayla Hollanda futbolunu sarsmıştı. Van't Schip, Van Basten, Aaron Winter, Rijkaard, Frank Verlaat, Rob ve Richard Witschge kardeşler ve tabiî ki Bergkamp gibi isimleri altyapıdan çıkarıp onlara ilk 11'de şans vererek, 1987 yılında takımıyla beraber Kupa Galipleri Kupası'na ulaşmıştı. Böylece Ajax yine ikinci başarılı dönemini 70'lerden sonra yine Cruijff ile yaşamıştı. Dahası bu oyuncuların iskeletini oluşturduğu Hollanda milli takımı 1988 Avrupa Kupası'nda şampiyon oldu.

Şimdi ise Cruijff'un işi zor olacak. Teknik danışmanlık sıfatıyla göreve geliyor ve teknik direktör olması için ciddi lobi yaptığı Frank de Boer'a akıl verecek, bilgi ve tecrübeleriyle ona yol gösterecek. Yeni bir yapılanmaya gidileceği ortada. Yazdığı makalelerde yerden yere vurduğu Ajax'ın yeni sistemi, o da göreve gelmişken eski halinde kalmayacaktır elbet.


ŞARTLAR DEĞİŞTİ
Fakat artık şartlar çok değişik. Ajax altyapıdan oyuncu çıkarmasına çıkarıyor ama Bosman kuralı ve daha çok da sanayileşen futbolun etkisiyle genç yıldızlarını takımda tutamıyor. Daha büyük ekonomi, nüfusa ve nüfuza sahip ülkeler, futbol işçilerine daha iyi maaşlar ödeyip akıllarını kolay çeliyorlar. İlk olarak Ajax bu oyuncuları elde tutmak için daha çok para ödemeye başlayacaktır Cruijff yönetiminde. Eğer bu poltikida başarılı olurlarsa, belki de Eredivisie'nin artık yerlerde sürünen itibarı geri gelebilir. Rakipleri Ajax'a kökenlerinden esinlenerek, biraz da ırkçı bir tanımla "Yahudi Tüccar" tanımını yapıyorlardı. Buranın bir ticarethane olduğundan daha çok bir futbol kulübü olduğu taraftarlara hatırlatılmalı artık. Bu takımı tutan insanlar bir ticaret şirketini değil, bir spor kulübünü tutuyorlar çünkü.

Bu tutum işe yararsa, durum milli takıma olumlu yansıyabilir. Lejyonerlerden kurulu Hollanda her ne kadar belli bir seviyenin üzerinde olup, Dünya Kupası finali oynasa da, İtalya vari turnuva takımı havasından kurtulabilir belki. Final oynamak hatta finali almak bile marifet değil, önemli olan 1974 Hollandası, 1982 Brezilyası veya 2010 Almanyası olabilmekte. Hollanda delisi olan ben; 1994 İtalya'sını, 2010 Hollanda'sına değişebiliyorsam bir yanlış yapıyor Hollanda...


YILDIZLARI KAYBETMEMEK
İkinci olarak, Cruijff'un oyuncu yargılama yeteneklerinden bolca yararlanılacak ki, yukarıda saydığımız isimler referanslardır. Kim yeni Van Basten'ler, yeni Rijkaard'lar görmek istemez ki. Hadi olmadı; İbrahimovic, Gronkjaer, Sneijder gibi yeni nesil yıldızları bu kadar erken kaybetmezler en azından.

Üçüncü olarak Cruijff tekrar mesihsel bir vizyona öncülük edebilir bu görevde. Bu Frank de Boer için de iyi olacaktır ki, yıldızlardansa kendi altyapıdan çıkarıp bulduğu, kendisine vefa borcu olan oyunculara, genç bir hoca olarak daha iyi söz geçirebilir. Bununla beraber Cruijff'un yaratımı Guardiola'yı, yine Cruijff'un yaratımı Frank de Boer'da görebilecek miyiz bunu zaman gösterecek. Ama futbolculuk yıllarında doğru mental yeterliliklere sahip olan Frank'in bu potansiyeli taşıdığı bir gerçek.
İmkanlar ve koşullar bu sorunun cevabını belirleyecek gibi.

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

2 yorum:

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

"Daha büyük ekonomi, nüfusa ve nüfuza sahip ülkeler, futbol işçilerine daha iyi maaşlar ödeyip akıllarını kolay çeliyorlar"
Bu cümleyi cımbızla çektim. Yıllar geçtikçe daha fazla yeteneği, büyük (sermayeli) takımların yedek kulübelerinde ya da tribünlerinde göreceğiz. Adebayor gibi büyük bir yıldız City'nin şimarıklığı yüzünden neredeyse futbolu unutacaktı. Bu zinciri sadece Cruijff kırabilir. Sadece Cruijff'un karizması Ajax'ı birarada tutabilir. Ayrıca Cruijff eski hesapları kapatmayı sever, bunu en iyi Ajax bilir. Gün gelir Barcelona önüne Spartaküs edasıyla bir Ajax dikilirse, Barcelonalı yöneticiler "onursal başkan" kavramını daha iyi anlayabilirler.

Yedinci Samuray dedi ki...

Haberi okuduğumda aklıma senin blogun geldi. Tepkini merak etmiştim. Çok doğru yazmışsın.