"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

13 Şubat 2011 Pazar

Ulu Viking: Peter Schmeichel

Gelmiş geçmiş en iyi kaleci Peter Schmeichel olabilir mi?
Aktif olarak futbol oynadığı yılların bir numaralı kalecisiydi Schmeichel. Hatta belki de gelmiş geçmiş en iyiydi. 1,93'lük boyu ve dev gibi cüssesiyle, yıldırım gibi çıkışlarıyla kalesini gole kapattığı zamanlarda; kanattan rüzgar gibi inen Giggs, tetikçi Cole-Yorke ikilisi ve anti-kahramanların ağababası Cantona'yla serseriliğini kaybetmemiş, başka bir takımdı o zaman United. Schmeichel'ın son dakikalarda korner olduğunda dört nala rakip ceza sahasının içine koşması bile yeterdi o takımın heyecanını anlatmak için. 

Alex Ferguson, onun gelmiş geçmiş en iyi kaleci olduğunu düşünüyor ve iyi zamanlarındayken bu oyunda onunla boy ölçüşebilecek başka bir kaleci olmadığını söylüyor. "O, Manchester United tarihinde dev bir figür ve ona olan borcumuzu asla unutamayız" diyor. Haklı da. United tarihine daha iyi bir kaleci gelmemiştir. Gerçi böyle bir kaleci Danimarka tarihine de gelmemiştir...

Schmeichel Polonyalı bir baba ve Danimarkalı bir annenin çocuğu. Çocukluğu Kopenhag'a bağlı bir ada olan Buddinge'nin köyünde geçmiş. Schmeichel'in kırlarda büyümüş çocukların yanak allığı, dağlar büyümüş çocukların gürbüzlüğü bu yüzden midir bilinmez... Fakat tamamen köylü ve fakir bir gelenekten gelmiyor Schmeichel ailesi. Babası bir piyanistmiş Schmeichel'ın...


HOCANIN KIZIYLA EVLENDİ
Danimarkalı kalecinin ilk takımı Hoje Gladsaxe'tı. Schmeichel burada 8 yaşında futbola başladı. "Kaleci olmak benim tercihim değildi ama galiba başka bir mevkide oynamak için fazla vahşiydim" diyor Schmeichel futbola başladığı günleri anarken. Takım iki buçuk sene yenilmediği bir devre yaşayınca, Peter daha o yaşta efsane olmaya ilk adımlarını attı. Buradaki hocası Hansen onun ilk akıl hocasıydı, gelişimini büyük bir kısmını ona borçluydu Schmeichel. Ayrıca bir sebep daha vardı Hansen'i sevmesi için, çok iyi bir maç sonrasında sahaya inip boynuna sarılan kızıyla evlenmişti Hansen'in.

21 yaşındayken 1981 yılında Hvidovre'ye transfer oldu ve birinci ligde oynamaya başladı. İlk sezondan kaleyi teslim aldı ve takımın değişmezi oldu. Ama hâlâ yan işler yapmak zorundaydı; temizlikçilik, bakıcılık, tekstil işçiliği yaptı. Gladsaxe'ın teknik direktörü ve kayınpederi Hansen'in yer döşeme işlerinde ağırlık indirdi kaldırdı. Hvidovre'nin kulüp başkanına ait reklamcılık şirketinde çalıştı. Buradaki üçüncü sezonunda takım küme düşerken, yediğinin birkaç mislini kurtarmıştı Schmeichel. Dolayısıyla küme düşen bir takımın kalecisi olsa da ülkenin en ünlü takımı Brondby'e transfer oldu.



TÜRKİYE'DEN TEKLİFLER
İlk yılında takım şampiyon olurken, Schmeichel da ilk kez milli oldu. Sezon içinde iki de kafa golü atmıştı. 1988 Avrupa Şampiyonası'nda yedek bekledikten sonra adı ilginç bir şekilde Türk basınında anılmaya başladı. Talipleri arasında Beşiktaş'ın olduğu söyleniyordu. 1991 yılında Brondby'nin UEFA yarı finali sonrasında, sadece üç gol yiyerek elenmesi Schmeichel'ın ilerleyişi demekti. Yine adı Türk basınında çıkmaya başlamıştı. Schmeichel, Galatasaray'dan teklif aldığını doğruluyordu. Milliyet'in haberine göre, "Türkiye'ye gelmeye hazırım. Yeter ki şartlar oluşsun" diyordu. Ama şartlar oluşmadı. Çünkü Manchester United'ın teklifi gelmişti. Danimarkalı kalecinin adres United'tı.


KELEPİR TRANSFER AVRUPA ŞAMPİYONU OLDU
Alex Ferguson'un "Yüzyılın en kelepir transferi" diyerek ödediği 550 bin pound sonucunda Schmeichel kaleyi Sealey'den devraldı. Süper Kupa maçında da ilk Avrupa Kupası'na ulaştı. Ve meşhur hikaye gerçekleşiyordu; Yugoslavya'daki savaş yüzünden ülke turnuvaya katılamayınca aslında turnuvaya katılamayacak olan Danimarkalı futbolcular herşeylerini toplayıp, tatillerini yarıda kesip komşu İsveç'in yolunu tuttular.

Danimarka turları bir bir geçerken, özellikle yarı finalde Van Basten'in penaltısını çıkarmasıyla takımına finalin kapısını araladı Schmeichel. Hocası Richard Moller Nielsen, "Tüm takıma güven veriyor, bugün dünyanın en iyi kalecisi olduğunu kanıtladı" diyordu. Almanya'nın da fazla bir şansı olmadı turnuvada, 2-0 kazanan Danimarka şampiyondu. Ferguson, Avrupa'da Yılın Kalecisi seçilen bu iri çocuğu almakla ne kadar doğru yaptığını bir kez daha anlamıştı. 


26 YIL SONRA GELEN ŞAMPİYONLUK
1992-93 sezonunda 26 yıldır şampiyon olamayan Manchester United'ın şampiyonluğunda büyük pay sahibi oldu Danimarkalı kaleci. İnanılmaz bir şekilde, tm 22 maçta gol yememişti. Ferguson ona o kadar güveniyordu ki 29 yaşında olmasına rağmen 7 yıllık bir sözleşme imzalattı. Bir sonraki sezonsa garip bir şekilde Schmeichel'ın kariyerinin en çalkantılı sezonu oldu. Önce efsane Galatasaray maçları gelip çattı. 3-3 ve 0-0 ile elendi United. En sık yediği gollerden birini yedi bu maçta Schmeichel; aşırtma... 

Sonraysa 3-0'dan 3-3 gelen bir Liverpool maçının soonrasında çıldırarak takım arkadaşları ve Ferguson'la kavga etti sarışın dev. Ferguson, "Üzerime doğru yürüyordu. Diğer oyuncular zar zor gözlerini ona çeviriyordu. Bazen durup düşünüyorum; bana bir vursaydı oracıkta ölmüştüm" diye hatırlıyor o günü. Muhtemelen haklı, Schmeichel gücü ve heybetiyle önplana çıkan bir kaleci olmuştu hep. Ferguson onu satmayı kafasına koysa da vazgeçti. Onu vazgeçiren şeyse Schmeichel takım arkadaşlarından özür dilerken, gizli gizli onu dinlemiş oluşuydu. Sezon kötü başlamıştı ama kötü bitmedi. United bir kez daha şampiyondu. Araya bir kez Blackburn girse de bir sezon sonra United'la üçüncü şampiyonluğunu aldı.


NEDİR BU TÜRKLERDEN ÇEKTİĞİ?
1996 Avrupa Kupası'nda bir kez daha karşımıza çıktı Schmeichel. Ne Türkiye ne de Danimarka turu geçebildi yine de. Bir sonraki sezonsa Boliç'in golüyle United'ın Old Trafford'taki 40 yıllık yenilmezliği son buluyordu ve Schmeichel yine aşırtma yemişti. Skor 1-0'dı. Spiker Ümit Aktan'ın gol geldiğinde bağırdığı sözlerse yıllarca kulaklarda kaldı: "Değil Şu Maykıl, dünyanın bütün Maykılları gelse çıkaramazdı o şutu!"

1998'de bir tartışama da Roy Keane ile yaşadı. Keane onun maç içinde herkese bağırıp çağırmasını tribünlere oynamak olarak değerlendiriyordu. Araları hep soğuk olmuştu Keane'in biyografisinde yazdığına göre. İçtikleri bir gece çıkan kavgada Schmeichel, onu yakasından tutup havaya kaldırdığında kafayı çakmıştı İrlandalı da. Bu kriz takım içinde halledildi sonuçta. Schmeichel'ın hırsı zaman zaman böyle şeylere neden olabiliyordu. Sezon sonunda Dünya Kupası'nda boy gösterdi ilk kez. Takım çeyrek finalde elendi ama herkes tarafından alkışlandı.


KUPA 1 KAPTANIN ELLERİNDE YÜKSELİYOR
1999 yılının Haziran ayındaysa takım Bayern Münih'le Şampiyonlar Ligi tarihinin unutulmaz maçlarından birini oynadı. Roy Keane ve Scholes'ın cezalığı olduğu maçta Basler'in altıncı dakikada gelen golüne engel olamadı Schmeichel. 81 dakikada oyuna garip bir çocuk girdi. Önce 90'da sonra 90+3'te United adına iki gol kaydetti bebek yüzlü katil. İsim Ole Gunnar Solskjaer'di. Takım kaptanı olarak kupa ilk kez ellerinde yükseliyordu.

O sezon sonunda Premier Lig kariyerini sonlandırma kararı aldı Schmeichel. Senede 60 maç oynayacak mecali kalmamıştı. Portekiz Ligi'nde 17 yıldır şampiyon olamayan Sporting Lizbon'a imza attı. İlk senesinde de takımı şampiyon yaptı. İki sezon sonrasında Aston Villa'ya dönüp Premier Lig'de gol atan ilk kaleci oldu.


DÜŞMAN SULARDA
Ardındansa Manchester City'ye transfer oldu. United karşısında kazandıkları vasat bir sezonun sonunda 40 yaşında bıraktı futbolu. Arkasında çıktığı 800'e yakın maç, kaleci haliyle attığı 10 gol de vardı ve bunlardan sadece 1 tanesi duran toptandı. 6 tanesini de Hvidovre'de oynadığı tek bir sezonda atmıştı...

Şu an için sadece yorumculukla yetiyor Schmeichel. Oğlu Kasper Schmeichel ise şu an Leicester City'nin kalesini koruyor. Elbette Jordi Cruyff gibi o da babasının şöhretinin gölgesinde yaşıyor... City'le oynadığı tek sezonda karşılaştıklarında onun elini sıkmayan Gary Neville ise onun kulübün gelmiş geçmiş en büyük kalecisi olduğunu söylüyor...
Doğum tarihi: 18 Kasım 1963
Ülke: Danimarka (129 milli maç, 1 gol)
Pozisyon: Kaleci
Öne çıkan özellikler: Heybet, fizik kuvvet, hava topları, cesaret, bire birler
Boy: 1.93 cm
Oynadığı takımlar: Hvidovre (84-87), Brondby (87-91), Manchester United (91-99)
Sporting Lizbon (99-01), Aston Villa (01-02), Manchester City (02-03)
Danimarka Milli Takımı (87-2001)
Goller: 740 maç, 10 gol
(Bu istatistiğe bilinmeyen Danimarka Kupası maçları dahil değildir.)

2 yorum:

Old Sports Pub dedi ki...

"Değil Schmeichel tüm maykılar gelse o topu oradan alamazdı" Bir de onu Ümit Aktan'ın Türk futboluna kazandırdığı terimin baş kahramanı olarak hatırlayacağız...

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Old Sports Pub
Vallahi aklıma gelseydi şu söz, kırmızı alıntılardan bir tane daha eklerdim :)