"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Johan Cruijf | II. Bölüm: "Rosell nasıl bir kulüp istiyor ki?"

El Periodico de Catalunya gazetesinin 5 Eylül 2011 tarihli röportajının çevirisidir. 
Röportajın ilk kısmına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir yıl önce, onursal başkanlık nişanını iade ettiniz. Daha sonra da işleri düzeltmek için Rosell'le bir toplantı yaptınız, ama soğukluk hâlâ devam ediyor ve Camp Nou'ya gelmiş bile değilsiniz.
Hayır bir kere dahi stada gelmiş değilim. Öyle ki, kurumsal boyutta, yaptıkları pek az şeyi beğeniyorum. Bir uzlaşma yolu göremiyorum ve garip şeyler oluyor. Meselâ geçen yıl, maaşını dahi ödemeyediklerini söyleyerek Chygrynskiy'yi 15 milyon euro'ya sattılar ve şimdi ise tüm çekişkilere rağmen iki oyuncuya 70 milyona yakın para harcadılar. Para yok diyorsanız, para yoktur ve bunu kabulleniriz, ama işte bu hareket pek tutarlı değil.


Ama şimdi kulüp Katar Vakfı sebebiyle daha fazla para elde edecek, tabi bunun önce kuruldan geçmesi gerek.
Forma reklamlarından hoşlanmadığımı zaten söyledim, buna rağmen bir şey yapmak gerekiyorsa, yapılır. Ama gerçekten bu kadar acil bir durum varsa, o zaman niye bu işi bir yıl önceden yapmadılar? Onlara göre işler bu kadar kötüydü ya? Neden diğer şubelere böyle yapıyorlar? [1] Kulüp bu parayla mı kurtulacak? Anlayamıyorum. Küçük bir hayal gücüyle diğer branşlardaki bazı şeyleri düzeltebilirsiniz, meselâ Gamper kupasından gelen gelirlerin bir kısmıyla. Napoli buraya bedavaya oynamaya geldi çünkü. Şimdiden masrafını çıkardınız bile. Şubelerin anlamı nedir? Barcelona'nın bir kulüpten ötesi olduğunun göstergesidir. Yönetimdekiler külüple duygusal bağları olan insanlar. Her zaman hislerden ve hassaslıktan bahsediyorlar fakat bazı hareket ve kararlarıyla aslında kendi kendilerine ihanet ediyorlar.

[1]: Rosell'in zarar ettirdiği gerekçesiyle Barcelona Spor Kulübünden, diğer şubeleri (basketbol, voleybol, amatör sporlar) ayırmak istemesini kastediyor.

Sizin vakfınızla da sorunları var.
Evet. Kulüp marka imajını geliştirmek için genişleme aşamasında - Bill Gates ve vakfıyla yaptıkları işbirliği ya da Sharika ile olanlar bunlar. Bana göre harika şeyler. Ama burada, yani Katalunya'da hiçbir şey yapmıyorlar. Katalunya'daki işleri yapan vakfıma [1] bağış yapılmıyor, neden bu oyunu oynayalım ki o zaman? Bu iki yönelim arasında bir tutarlılık görmüyorum.

[1] Cruijff Vakfı, Katalunya bölgesindeki gençlerin eğitimine katkıda bulunan, özellikle de engelli çocuklara yardımlarda bulunan, eğitim bursları veren bir vakıf. 

Vakfınıza ödeme yapılmaması kulübün finansal haklarına korumasına ve bu anlaşmanın Joan Laporta günlerinde imzalanmış olmasına dayalı gibi.
Tamam, ama sözleşmemiz var. Ben işleri eskiden anlaştığımız gibi yürütmeye devam ediyorum ve bu cebimden çıkıyor. Rosell'in benimle bu konuyu konuşmak istediği okudum, ama henüz böyle bir şey olmadı - ne onunla konuştum, ne de başka biriyle. Mazeretler uydurmaya devam ediyorlar, ama hiç kayda değer bir şey yok. Eğer işleri farklı yürütmek istiyorsa, bir şey yapsın, bir şey desin, ama bu engelli çocuklara yalan söyleyemeye devam edemezsiniz. Bu tarz bir yardım Barcelona gibi bir kulübün sorumlulukları arasında. Örnek olmanız gerek ve örnek olmak sürekli şunun bunun eksiliği hakkında ağlanmak ve kendinizden öncekinin yaptıklarını eleştirmek değildir.

Ama bu savaş devam ediyor. Laporta ve yönetim kuruluna karşı bir borç soruşturması var.
Evet, evet. Herkes onu eleştiriyor ama şimdi aldığınız bu kupaları, o zaman onun yaptığı iyi işlere borçuyuz. O zaman böyle davranmanın ne âlemi var? Cidden anlayamıyorum. Yıllardır kulübün içinde olmama ve şutların nereden geleceğini artık bilmeme rağmen, benim için bile net değil bunlar.

Neden ki?
Çünkü garip şeyler görüyorum. Neyi mi kastediyorum? Meselâ Katar Vakfı işi, Rosell'in orada geniş çevresi ve işleri olduğu biliyorum ve çok zengin bir ülkeden bahsediyoruz. Hiçbir şeyi umursamazcasına diğer şubelere yaptıklarına bakın. Ne kadar borçta harçta olduğumuzdan ve ekonomik konulardan bahsediyor. Ne hedefliyor ki, bir gün Barcelona'yı şahsi bir şirkete çevirmeyi mi?

Bu pek olası görünmüyor.
Ben pek emin değilim. Peki hangi tarafa yöneleceğiz? Rosell nasıl bir kulüp istiyor? Burada anlaşılmayan ve şüphe uyandıran şeyler var. Bir şirketi satmak isteseydiniz ne yapardınız? Alıcının ilgisini çekmeyen şeyleri elerdiniz. Diyelim ki, Katar Vakfı alıcı. Kulübün diğer şubeleri onların ilgisini çekmiyor. Aynı zamanda kulübün vakıfları da. Zaten kendi vakıfları var çünkü. Bunlar hoş düşünceler değil ve böyle olduğunu da söylemiyorum ama anlayacağınız onlanlar tüm bunların altında başka bir şey olduğunu düşünmenize sebep oluyor.

Guardiola ile olan ilişkiniz, bu durumun aykırılığına rağmen bozulmadan devam ediyor. Birlikte golf oynuyor, yemek yiyor ve sık sık konuşuyorsunuz...
Evet, bu durumun diğer durumla bir bağlantısı yok. Biz arkadaşız. Ne denebilir ki? Düşündüğümü ondan saklayabilir miyim? Kendimi ondan saklayabilir miyim hiç? Eğer bir soru soruyorsa, neden ona cevap vermeyeyim ki? Absürd olurdu. Onunla arkadaş olmak bana büyük gurur veriyor.

Kupa sayısında sizi geçti bile... 12'ye 11.
Bu bana daha büyük gurur veriyor. 15 yıldır çalışmıyorum, beni daha da ünlü etti. O zaman benim prestijimi daha da yükselten birini nasıl kıskanabilirim ki? Daha ne isterim? Bundan daha da iyisi, bu felsefenin ayakta kalması ve onun yaymakta ısrar ettiği güzelliğin ilgi çekmesi. Tabi biraz da bu küçük serserinin dikkat çekmesi. (Gülüyor) Dünyanın neresinde olursanız olsun, bir gazete aldığınızda Barcelona'nın harika tarzı hakkında bir yazı ve içinde benim ismim oluyor. Pep beni daha da ünlü yapıyor. Böyle işte...

Kesinlikle. Guadiola ile olan bu ilişkiniz, El Periodico'ya neden haftalık değil de, aylık yazmaya karar verdiğinizin de sebeplerinden biri.
Her zaman yazdıklarınızı yanlış yorumlak isteyen insanlar var. Pep'in işine karışmak ve her hafta takım hakkında ne düşündüğümü yazarak onu rahatsız etmek istemiyorum. Geçen sezon kulüpte olanlarla ilgili çok az konuştum. Ama her şeyin aynen devam ettiğini görüyorum. Rosell, takımının "kabadayılar ve şarlatanlar takımı" olmadığını söylediğinde, neyi kastediyordu? Neden bu imâyı yapmak zorundaydı meselâ? Mourinho'yu suçluyoruz diye mi? Dünyanın en sıradışı şeylerinden biri size miras kalmışsa ve bir yıl gibi bir sürede başka herkesten daha fazla zafer ve kupa elde etmişseniz, yıllar boyu sürecek güvenilir bir takım kurmuşsanız, minnettar olun.

Fakat Guardiola, her şeyin devam edeceğinin garantisi.
Onun arkasından yapılabilecekleri beni korkutuyor çünkü Rosell her zaman Pep ve Frank gibi insanlara karşı oldu. Onun felsefesi biraz daha Brezilyalı ve Portekizli gibi. Her şey Rijkaard ve onun tutumuyla başladı. Eğer Rosell yönetiminde çalışsaydı, büyük ihtimalle altı ay içinde kovulur ve yaşadıklarımızın hiçbirini yaşamamış olurduk.


Röpörtaj: David Torras / El Periodico de Catalunya
Çeviri: Kaan Kavuşan
Röp. Tarihi: 05 Eylül 2011
Yayın Tarihi: 06 Eylül 2011


Not: Çeviri orjinali İspanyolca olan röportajın, İngilizce çevirisinden yapılmıştır. 

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

0 yorum: