"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

8 Eylül 2011 Perşembe

Rensenbrink ile 74-76 ve Schwarzenbeck Üzerine

1 Eylül 2009 tarihinde FIFA'nın Worldcupblog adlı internet sitesinde yer alan röportajın çevirisidir.
1974 Dünya Kupası'na döndüğümüzde...
Hollanda'nın çok fırsat kaçırdığını söylemek mümkün mü?
Maçların çoğunu domine ettik ve böyle olunca çok pozisyon yakalanır tabi. Ama daha fazla gol atmamız gerekiyor muydu? Bilemiyorum. Bu takım, muhtemelen futbol tarihinin en eksiksiz ve dengeli takımıydı. Daha iyisini yapabilir miydik, zannetmem. Finali saymıyorum. (Gülüyor)

Bild'in şu ünlü havuz olayında sizin de adınız geçmişti, değil mi? [1]
Tabiî ki, olduğu an ben de havuzdaydım. Buna karşın pek bir şey de olduğu yoktu. Biz rahatlamak için havuza gitmiştik ve birkaç kadın beliriverdi, hemen havuzda bize yanaşmaya başladılar. Ne yapabilirdik ki? Gidin buradan diyemezdik. Bu Bild'in bir oyunuydu ve aslına bakarsanız hiçbir şey olmadı. Fakat basın bunu şişirdi de şişirdi ve karılarımız tedirgin olup bizleri aramaya başladılar. Hiç eğlence yoktu yani, hepsi büyük bir kurmacaydı.

[1] 1974 Dünya Kupası finalinden önce Bild'in tertiplediği iddia edilen olay. 

Finalde tam sağlıklı değil miydiniz?
Brezilya'ya karşı oynanan maçta sakatlanmıştım, ama cumartesi günü olduğunda yüzde yüz iyi durumdaydım. Her şeyi yapabiliyordum ve doktorlar fit olduğumu söylemişlerdi. Bu yüzden oynadım, ama devre arasında Michels'e artık pilin bittiğini söylemek zorunda kaldım. Artık oynamak istemiyordum. Sakatlık nüksetmişti, ne yapabilirdim ki?

1976'da Anderlecht ile Bayern'e karşı Süper Kupa maçı oynadınız. Anderlecht 4-1 kazandı ve siz de iki gol kaydettiniz ve maçı domine ettiniz. Schwarzenbeck'ten intikam alındı mı?
Hayır, özel bir şey yoktu. Alman takımının en zayıf halkasının Schwarzenbeck olduğunu düşündüm ve onu oyundan düşürmek o kadar da zor olmadı. Sonuçtan memnundum, fakat biz zirvemizdeydik, Bayern biraz düşüşteydi.

O yıl Beckenbauer, Avrupa'da Yılın Futbolcusu ödülünü kazandı ve siz ikinci oldunuz...
Beckenbauer gerçekten de seçkin bir oyuncuydu, her şeyi yetenekleri dahilinde çözmeye çalışırdı. Onu takdir ederdim. Hiç Almansı oynamıyordu. Onu severdim, bir de Overath'ı. Harika oyunculardı. Ama ne Batı Almanya'yı ne de diğer takımları takip ettik. O günlerde kiminle oynadığınızı ve nasıl oynadıklarını umursamazdınız. Biz oyunumuzu oynadık ve onlar da bize uymak zorunda kaldılar. Hâlâ çok fazla futbol izlemiyorum, buna karşın Ballack en iyi oyuncularından biri. O da hiç Almansı bir oyuncu değil. Hollandalılar'ın çoğu Almanlar'dan nefret eder, ama bende hiç öyle bir şey yok. Azim ve disiplinlerine hayranım. O zaman Hollandalı oyuncuların çoğunun, Almanlar'la bir alıp veremediği yoktu. Galiba Johan Cruijff ve Benckenbauer o ara ahbaptılar bile.

Paul Breitner Hollandalılar tarafından sözlü tacize uğradığını söylemişti.
Öyle mi? Bunu duymamıştım. Ama ben sol açıktım, Breitner de sol bek. Van Hanegem veya Suurbier'in ona bir şey deme ihtimali de yok değil... (Gülüyor)
Ama ikisinin de Almanca bildiğini hiç sanmıyorum! (Kahkaha atıyor)

Röportaj tarihi: 1 Eylül 2009 
Kaynak: worldcupblog 
Çeviri: Kaan Kavuşan

3 yorum:

Abdullah Aksoğan dedi ki...

Hollandalıların sakinliğini seviyorum. Adamlarda acayip cool bir hava var :)

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Abdullah Aksoğan

Son soru/cevap... Espiriler gırla gitmiş. Oturup bir bira patlatmak lazımmış, Rob ile :)

Abdullah Aksoğan dedi ki...

Daha ne bombalar patlamıştır allah bilir :)