Şimdi söyleceklerimi dün yazabilirdim ve Azerbaycan maçından sonra da yazabilirim. Ama bunu da yapmak istemiyorum. Şimdi söyleceğim ki bir değeri olsun.
Yazdığım şeyler Almanya maçıyla ilgili olmayacak çünkü. Almanya şu an dünyanın en potansiyelli takımı. Yenilmemiz şaşılacak şey değil. Kendimizi dev aynasında görmeye gerek yok. Hiddink elindeki en iyi opsiyonları da kullansa muhtmelen 10 maçtan 8'inde kazanamazdık. Hatta kadrodaki yanlış tercihlere rağmen, bazı oyuncularımızın doğru oyunlarıyla gole kadar doğru şeyler yaptık. Taktik de doğruydu. Almanya'ya karşı önde basarsanız, darmaduman eder. Ama tartışmaların Almanya maçından sonra çıkıyor olması, milli takıma dair genel kanılarımıza karşı bir anti-tez oluşturmamalı.
Bu bir "Hiddink gitsin" yazısı değil. Ona benzer bir giriş oldu farkındayım. Hiddink'in ne hocalığı, tartışılır ne de yapmak istedikleri. Hiddink de hatasız değil ama giderse hiçbir şey daha iyi gitmeyecek. Şu anda da bu kadar üzgün olmamın sebebi, daha iyiye gitmiyor olması üzerine Hiddink'ten beklentilerimiz sebebiyle. Biz ona daha büyük yetkiler vermiştik beynimizde. Taraftar olarak tüm takımda taş taş üstünde bırakmasa eyvallah derdik. Belki federasyonun beklentileri farklıydı bilemiyorum, ama teknik adam isteklere göre değil, olması gerekene göre hareket etmelidir. Piontek'i bu yüzden baş tacı yapıyoruz hâlâ.
Ama o mesaisini aksattı. Bunu söyleyene itiraz edemem. Kimse de etmesin. Almanya'da İngiltere'de oyuncuların Türkiye'yi seçmesi için çok ciddi çalışmalar yaptığında helâl olsun demeyi bildiysek, şu maçtan dört gün önce Türkiye'ye gelmesini ve bunu "federasyona masraf olmasın" diye yaptığını söylemesini de kabullenmek olmaz. Türkiye ligindeki maçların kaç tanesinde milli takım antrenörünü görüyoruz Allah aşkına?
Her kötü olayı Oğuz Çetin'e yüklüyoruz. Bu tabiî ki bir dış görü, varsayım. Koskoca Hiddink'in ipleri Oğuz'a devrettiğini düşünmüyorsunuz herhâlde? Fakat Hiddink ülkeyi hâlâ tanımıyor, bunu görmek lâzım. Oğuz Çetin'i sadece tanıdığı için istedi. Nasıl bir teknik adam olduğunu biliyor muydu meselâ? Fenerbahçe'deki performansını? Yaptığı çok temel yanlışları? Oğuz, Hiddink'i parmağında falan oynatmıyor. Burada anlaşalım. Fakat fazla güvendiği de ortada. Takımına dört yıldır Oğuz'un kin tuttuğu Mehmet Topuz'u çağırmamasını nasıl açıklamalı? (1 kere çağırıldı galiba sadece) Ya da en son iyi topunu Kalli döneminde oynamış Servet'in hâlâ bel kemiği sayılmasını? 2008'deki Servet değil bu. Hiddink nasıl bunu göremez? Sabri'nin bu pas yüzdesiyle, hem de defansif olarak da pasif kaldığı orta sahada sakatlıklar harici oynamayacağını nasıl göremez? Selçuk Şahin ve Hakan Balta tercihlerini? Doğru amaca yanlış araçlarla ulaşmaya çalışmasını? (Burayı uzatmak istemiyorum çünkü ayrı bir post daha düşünüyorum kimlerin olmaması gerektiği üzerine, orada bahsedeceğim.) Son derece yanlış tercih edilmiş, 3 oyuncu bazı takımlarda çok şey değiştirir.
Maalesef Hiddink, Ersun Yanal'ın A Milli takım antrenörüyken yapmaya yeltendiğini, Rijkaard'ın Galatasaray'da yaptığını yapmıyor. Üstelik elinde ikisine göre de çok daha iyi alternatifler ve kredi var. Bu iki adamın devrimsel girişmleri karşı-devrim tarafından başarısızlığa uğratıldı ama en azından denediler. Hiddink'in kovulma gibi bir endişesi de olamaz ki... Çekinmesi gerekecek hiçbir şey yok.
Oyuncularımız sistem nedir bilmiyor, bir çoğu sahada duracakları yeri dahi bilmiyor. Bunları hepsine harfi harfine anlatmak gerek. İşleyiş böyle gelişti Türkiye'de. 18 yaşındaki oyuncu gibi anlatmak gerek bazen. Çark böyle döndü bugüne kadar. Her maçta defans ile orta saha kopuyor, forvet de onlardan kopuyor. Milli takımımızın ofansif taktiği Selçuk'un Burak'a attığı koşu yoluna paslardan ibaret. Bunun belli bir etkinliği var, ama tek yol bu olursa ne olur? Defansif olarak bir taktik bile yok. Servet ve Egemen'in kalecinin beş metre önüne kadar kümelenmesinden ibaret. 5 oyuncu iyi oynasa, 5'i kötü oynuyor. Bunlar, onu seçseydi-bunu seçseydi demekle aşılacak şey değiller elbette. Hiddink böyle taktik vermez biliyorum. Aklındakini hiçbir defa oynatamadığını da çok iyi biliyorum. Fakat bizde böyle. Aklındakini oynatabilmek için başka bir ülkede olduğundan daha fazla çaba sarf etmelisin. 70'lerde yapılan Cruijff'un bir röportajında okumuştum. Aynen bunları söylüyordu. Dünya futbolunu takip eden herkes bunu bilir.
Hiçbir maçta doğru dürüst bir futbol görmedik. Sadece plansız olarak Azerbaycan'a yenildiğimiz söylenebilir. Ama bu yüzeysel kaçar. Ya Kazankistan'a son dakikada atılan gol, temposu Fiat Biss süratinde olan Avusturya'ya karşı alınan beraberlik ve gruptaki iddialı takımlardan daha az gol atmamız? Fatih Terim döneminden beri işleyişte hiçbir şey değişmedi ki.
Burada bir numaralı suçlu işleyiştir, doğru. Zira makine yamuk dönen bir çarkla dönüyor. Ama o çarka çomak sokmak da asli görevdir. Biz, Hiddink'ten Piontek'imiz, Löw'ümüz olmasını bekliyorduk. Her şeyden o sorumlu şu an kağıt üzerinde. O çok iyi bir makine ustası olup, sadece kasasını gördüğü bir makineyi çözmeye çalışan bir adam gibi şu an ve ona makineyi anlatan usta da yanlış anlatıyor. Ama iyi bir usta kimin makineden anladığını da anlamalı, yoksa ustalık görevini yerine getiremez ve bu başkasının suçu da olmaz. Daha çok mesai ister Türk milli takımı bu açık. Umarım turnuvaya gideriz ve oyuncularımız ile hocamız daha çok birlikte kalarak doğruya daha çabuk ulaşırlar. Herkes biliyor ki, turnuvada bu kötü topu oynamayız. Ama olay burada değil. Olay çabalamakta, doğru futbolu düşünmekte.

0 yorum:
Yorum Gönder