"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

9 Kasım 2011 Çarşamba

Johan Cruijff: "Neden Barcelona'ya Transfer Oldum?" [1974]


İngiliz meşeili Shoot/Goal dergisinin 1974 Nisan'da yaptığı röportajın çevirisidir.
SHOOT/GOAL:  Johan, bir yılı aşkın bir süredir Barcelona’nın oyuncususun.  Müthiş Ajax takımından ayrılman, İngiliz taraftarları şaşırttı. Bu hamleyi yapmanın asıl sebebi ne?
CRUIJFF: Profesyonel olduğumdan beri, birkaç yıllığına başka bir ülkede oynamak istiyordum. Meselâ İspanya veya İngiltere’de, müthiş bir tarihleri var. Real Madrid’i Avrupa Kulüpler Kupası’nı ardarda kazandığında izlediğimi hatırlıyorum. O yüzden Barcelona’ya katılma şansı ayağıma geldiğinde, ben de değerlendirdim.

SG: Ajax’a karşı sadık olmadığını hissetmedin mi?
JC: O aralar bazı sorunlar olmuştu.
SG: Meselâ?
JC: 12-13 yıl boyunca aynı insanlarla yakinen çalıştığınızda bazı sürtüşmeler olma ihtimali var. Bu kaçınılmaz bir şey. Ajax’ta, birbirimizi neredeyse her gün görmek zorundaydık ve bu ilişkilerimizi yıprattı.
SG: Aklında bunlar varken, Hollanda milli takımında, eski takım arkadaşlarının bir çoğuyla yine beraber oynaman dikkat çekici.
JC: Aslında değil, artık işler daha iyi durumda. Artık birbirimizi –nasıl diyorsunuz- başka gözlerle görüyoruz. Yetişkin insanlarız ve artık iyi geçiniyoruz.

SG: Birkaç yıl boyunca Ajax’ta antrenörün olan Rinus Michels’in, Barcelona’yı tercih etmende etkisi oldu mu?
JC: Hayır, olmadı. Buna rağmen, onunla tekrar çalığım için mutluyum. İspanya’ya ilk geldiğimde, etrafımda Hollandaca konuşan birisinin olmasının büyük yardım oldu.
SG: Kaç dil biliyorsun?
JC: Dört. Elbette Hollandaca biliyorum. Almanca, İspanyolca ve İngilizce. Fransızcayı da anlayabiliyorum fakat iyi konuşamıyorum.

SG: O zaman İngilizceyle devam edelim. Johan, Barcelona’ya transfer olarak büyük para kazandın ve oldukça paragöz olduğun şeklinde bir ünün var. Bu doğru mu?
JC: Param hakkında konuşanlar sadece gazeteciler. Bazıları ne aldığımı benden bile iyi biliyorlar! Bu işlerimi halledecek bir-iki adamım var, ama ben futbola yoğunlaşmayı tercih ediyorum.
SG: Kayınpederin Cor Coster, aynı zamanda menajerin.
JC: Evet, ve ayrıca çok iyi bir arkadaşım olan Dennis Roach, Birleşik Krallık’taki işlerimi hallediyor. Para meseleleri hakkında bazı şeyler biliyorum elbette, fakat bu işlerin çoğunu bu insanlara bıraktım ve kendimi futbola adadım.

SG: Şimdi bir Barcelona oyuncusu olduğuna göre, üzerinde daha fazla baskı olduğunu düşünüyor musun?
JC: Hiç de düşünmüyorum.  Bazı maçlar diğerlerinden daha iyi geçiyor ama baskı hissettiğimi söyleyemem. Barcelona için oynamayı seviyorum. Alelâde bir lig maçında bile stadyumda 70,000 taraftar oluyor.  Ajax’tayken 20,000’i bulursak şanslıydık.
SG: Bu da üstünde daha fazla baskı oluşturuyordur?
JC: Öyleyse de, ben fark etmiyorum. Burada futbol oynamaktan keyif alıyorum ve çok rahatım. Ailem stadyuma uzak olmayan bir dairede yaşıyor ve at binilebilecek şirin bir dağın eteğindeyiz. Birkaç hafta önce sizin derginize de çıkmıştık.
SG: Yani form durumundan memnunsun. Şu an Ajax’takinden daha iyi bir futbolcu musun meselâ?
C: Tabi, çünkü daha yaşlı ve daha tecrübeliyim. Tecrübe bir oyuncunun sadece zamanla kazanabileceği bir şey ve İspanya’da oynamak bana bir şeyler kattı.

SG: 27’indesin, düşüş zamanının geldiğini düşünmüyor musun?
JC: Umarım gelmemiştir. Birkaç yıl daha gelişmeyi düşünüyorum. Eğer bu olmazsa çok üzülmem çünkü şimdiye kadar kariyerimde geldiğim noktadan memnunum.

SG: Kendini markaj altında buluyor musun? Kendine isim yapmaya çalışan defans oyuncuları kirli taktikler kullanıyorlar mı?
JC: Markaj altına giriyorum, fakat İspanya’daki futbol kirli değil. Ne Hollanda’daki futbol öyle, ne de milli maçlardaki futbol. Buradaki yaklaşım yetenek üstüne ve İspanya’daki oyuncular kirli taktikler uygulamak yerine, yeteneklerini kullanmayı tercih ediyorlar. Elbette fazla kalkan bir tekmenin üstünden zıplamak zorunda olduğum zamanlar oluyor ama bu tarz olaylar çok az.

SG: Yeni takım arkadaşınız Johan Neeskens, çok fazla agresif olduğu için eleştiriliyor.
JC: Bu saçmalık. O her zaman topa oynar, adama değil.
SG: Feyenoord’a karşı gördüğümüz, Johan (Neeskens) ve milli takımdan arkadaşı Wim van Hanegem bize göre… ne desek… “birbirlerine sataşıyorlardı.”
JC: Hayır, onlar iyi arkadaşlar – saha dışında. Hollanda milli takımında takım arkadaşı olabilirler, ama kulüpler bazında karşılaşırlarsa iyi rakip olurlar.

SG: Pekâlâ Johan, yani sonuç olarak, Barcelona oyuncusu olmaktan mutlusun.
JC: Elbette, kim olmaz ki. İyi bir takımız ve müthiş bir sahamız var. Daha önemlisi, burada futbol çok rekabetçi. Ajax’tayken sadece yarım düzine önemli maç oynadığımız Hollanda’da olduğundan daha fazla. İspanya standartlarında kolay maç bulmak zor. Hiç rehavete kapılamıyoruz. İngiltere’de olduğu gibi ligin dibindeki bir  takım tepedeki bir takımı yenebiliyor, bu Hollanda’da çok zor olabilecek bir şey.


(*) 1974 yılında Shoot/Goal adlı İngiliz dergisinin Johan Cruijff ile yaptığı röportajın çevirisidir.


Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

2 yorum:

el fenomeno dedi ki...

Ne boktan sorular sormuş o gazeteci öyle.Aşağılamadığı kalmış bi

Kaan Kavuşan dedi ki...

Gene açıksözlü takılmış Cruijff, Pele olsa kovardı bu adamı. :)