"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Stuttgartlı Dunga

1993-94 sezonu. Brezilyalı Dunga, Stuttgart'a imza atar.

20 Şubat 2011 Pazar

Real Madrid 1955-56 Panini Çıkartmaları

1955-56 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Reims'i yenip şampiyon olan Real Madrid

18 Şubat 2011 Cuma

"Bakışlarınızdan durumu anladım ama..."

Dönemin Cumhuriyet gazetesi yazarı, Hürol Bilal'ın anılarından.
"Hollanda’nın PSV takımını çalıştırırken G.Saray’la İzmir’de yapacağı özel karşılaşma için takımı ile önce İstanbul’a gelen Robson, o gece Gordon Milne ile beni otellerinde yemeğe davet etmişti. Yemek sonrası PSV Başkanı'nın da dahil olduğu sohbetimizde başımı çevirip barda içkisini yudumlayan efsane futbolcu Romario’yu görünce şaşırarak Gordon’a baktım. Robson hemen durumu kavradı ve yavaşça yerinden kalkarak Romario’nun yanına gitti. Saat gece yarısını, hatta 1’i geçmiş ve tüm takım arkadaşları yataklarında mışıl mışıl uyuyorlardı. Robson biraz konuşup saçını okşadıktan sonra Romario da odasına yöneldi.

Yanımıza gelen Robson, “Bakışlarınızdan durumu anladım ama o çok ayrıcalıklı bir oyuncu... Ona çok özel terapi uyguluyorum. Bu, bir şey değil. Geçen ay Brezilya’ya tatile giden karısını özleyince kimseye haber vermeden uçağa atlayıp Rio’ya gitti. Halbuki o pazar günü Ajax ile önemli bir kupa maçımız vardı. Pazartesi Rio’ya giden Romario maçtan 2 saat önce 13 saatlik uçak yolculuğundan sonra soyunma odasına girdi. Taraftarlarımız Romario’yu stada gelirken görünce trübünlerde korkunç bir tezahürat başladı. Oynatmasam taraftarlar kulübü başımıza geçirirdi. O gün Romario’nun 3 golü ile maçı kazandık’’ dedi ve “Siz olsanız ne yapardınız?” diye bize sordu.

Doğrusu donup kalmıştık! Ne cevap verebilirdik ki? Ülkesine döndüğünde 39 yaşında Brezilya gol kralı olan böyle bir yeteneğin futbol topuyla adeta dans etmesini seyretmekten yoksun kalmak, bu oyuna gönül verenlere yapılacak en büyük saygısızlık değilse ne olabilirdi?"

14 Şubat 2011 Pazartesi

Jöleli Değil Kel. Yakışıklı Değil Çirkin. Sahte Değil Esas.

Bu hâlini babamdan duydum!
Bu hâlini özetlerden izledim!
Bu hâlinin çok maçını izledim. En iyisiydi.
Bu hâli yüreğimi burktu! İki kez.
 
Bu hâlinin attığı pis burun kabuslarımıza girdi.
Bu hâli önce geri dönmüştü, ama sonra inişli çıkışlıydı...
Bu hâli tutar mı acaba dedim umutsuzca... Tutmadı...
Bu hâli göbeği salmıştı. Ama çoktan efsaneydi: o Gerçek Ronaldo'ydu.

13 Şubat 2011 Pazar

Ulu Viking: Peter Schmeichel

Gelmiş geçmiş en iyi kaleci Peter Schmeichel olabilir mi?
Aktif olarak futbol oynadığı yılların bir numaralı kalecisiydi Schmeichel. Hatta belki de gelmiş geçmiş en iyiydi. 1,93'lük boyu ve dev gibi cüssesiyle, yıldırım gibi çıkışlarıyla kalesini gole kapattığı zamanlarda; kanattan rüzgar gibi inen Giggs, tetikçi Cole-Yorke ikilisi ve anti-kahramanların ağababası Cantona'yla serseriliğini kaybetmemiş, başka bir takımdı o zaman United. Schmeichel'ın son dakikalarda korner olduğunda dört nala rakip ceza sahasının içine koşması bile yeterdi o takımın heyecanını anlatmak için. 

11 Şubat 2011 Cuma

Ajax yine Cruijff'un Ajax'ı olabilir mi?

"Hollandalı efsanevi futbol adamı Johan Cruijff, hem teknik adam, hem futbolcu olarak görev yaptığı Ajax kulübüne geri dönüyor.
Ajax kulübünün açıklamasında, Cruijff’un teknik konularda danışmanlık yapmayı kabul ettiği belirtildi.
63 yaşındaki Cruijff, kendisini 1960’larda keşfeden ve tarihin en önemli oyuncuları arasına girmesini sağlayan eski kulübünde tekrar görev alacak." (Milliyet Gazetesi)
Johan Cruijff'u futbolun Tanrısı olarak gördüğümü bu blogu takip edenler bilirler. Çünkü sırf yeteneği, sırf beyni ya da sırf kondisyonu olan bir oyuncu olarak tanımlamazdı futbolculuk yıllarında. Takım içindeki en ufak ayrıntıyı bile düşünürdü. Teknik direktörlüğü zamanında planlarını uygulama konusunda bazen çok da acımasız oldu. Nasıl ki dünyevi hayatta iyi insanlar ölüyorsa, onun takımında da iyi oyuncular bazen devre dışı kalmak zorunda kaldılar.  Meselâ Romario. Neden Maradona değil de, Cruijff derseniz işte cevabım budur; Cruijff'un sadece bireysel olmayan, kollektif yaratıcılığı. Biri safi yenetek ama diğeri kurucu beyin. 80'li yılların sonunda Ajax'ta teknik adam olarak çok önemli işler yapmıştı Cruijff. 60'larda, 70'lerde futbolcuyken yaptıkları zaten bir çığırdı. Bu etiketle tekrar Ajax'ı kurtarmaya dönüyor şimdi.


85 DEVRİMİNİ O YAPMIŞTI
1985 yılında Cruijff, Ajax'ın başına geçtiğinde yerleştirdiği yeni yapılanmayla Hollanda futbolunu sarsmıştı. Van't Schip, Van Basten, Aaron Winter, Rijkaard, Frank Verlaat, Rob ve Richard Witschge kardeşler ve tabiî ki Bergkamp gibi isimleri altyapıdan çıkarıp onlara ilk 11'de şans vererek, 1987 yılında takımıyla beraber Kupa Galipleri Kupası'na ulaşmıştı. Böylece Ajax yine ikinci başarılı dönemini 70'lerden sonra yine Cruijff ile yaşamıştı. Dahası bu oyuncuların iskeletini oluşturduğu Hollanda milli takımı 1988 Avrupa Kupası'nda şampiyon oldu.

Şimdi ise Cruijff'un işi zor olacak. Teknik danışmanlık sıfatıyla göreve geliyor ve teknik direktör olması için ciddi lobi yaptığı Frank de Boer'a akıl verecek, bilgi ve tecrübeleriyle ona yol gösterecek. Yeni bir yapılanmaya gidileceği ortada. Yazdığı makalelerde yerden yere vurduğu Ajax'ın yeni sistemi, o da göreve gelmişken eski halinde kalmayacaktır elbet.


ŞARTLAR DEĞİŞTİ
Fakat artık şartlar çok değişik. Ajax altyapıdan oyuncu çıkarmasına çıkarıyor ama Bosman kuralı ve daha çok da sanayileşen futbolun etkisiyle genç yıldızlarını takımda tutamıyor. Daha büyük ekonomi, nüfusa ve nüfuza sahip ülkeler, futbol işçilerine daha iyi maaşlar ödeyip akıllarını kolay çeliyorlar. İlk olarak Ajax bu oyuncuları elde tutmak için daha çok para ödemeye başlayacaktır Cruijff yönetiminde. Eğer bu poltikida başarılı olurlarsa, belki de Eredivisie'nin artık yerlerde sürünen itibarı geri gelebilir. Rakipleri Ajax'a kökenlerinden esinlenerek, biraz da ırkçı bir tanımla "Yahudi Tüccar" tanımını yapıyorlardı. Buranın bir ticarethane olduğundan daha çok bir futbol kulübü olduğu taraftarlara hatırlatılmalı artık. Bu takımı tutan insanlar bir ticaret şirketini değil, bir spor kulübünü tutuyorlar çünkü.

Bu tutum işe yararsa, durum milli takıma olumlu yansıyabilir. Lejyonerlerden kurulu Hollanda her ne kadar belli bir seviyenin üzerinde olup, Dünya Kupası finali oynasa da, İtalya vari turnuva takımı havasından kurtulabilir belki. Final oynamak hatta finali almak bile marifet değil, önemli olan 1974 Hollandası, 1982 Brezilyası veya 2010 Almanyası olabilmekte. Hollanda delisi olan ben; 1994 İtalya'sını, 2010 Hollanda'sına değişebiliyorsam bir yanlış yapıyor Hollanda...


YILDIZLARI KAYBETMEMEK
İkinci olarak, Cruijff'un oyuncu yargılama yeteneklerinden bolca yararlanılacak ki, yukarıda saydığımız isimler referanslardır. Kim yeni Van Basten'ler, yeni Rijkaard'lar görmek istemez ki. Hadi olmadı; İbrahimovic, Gronkjaer, Sneijder gibi yeni nesil yıldızları bu kadar erken kaybetmezler en azından.

Üçüncü olarak Cruijff tekrar mesihsel bir vizyona öncülük edebilir bu görevde. Bu Frank de Boer için de iyi olacaktır ki, yıldızlardansa kendi altyapıdan çıkarıp bulduğu, kendisine vefa borcu olan oyunculara, genç bir hoca olarak daha iyi söz geçirebilir. Bununla beraber Cruijff'un yaratımı Guardiola'yı, yine Cruijff'un yaratımı Frank de Boer'da görebilecek miyiz bunu zaman gösterecek. Ama futbolculuk yıllarında doğru mental yeterliliklere sahip olan Frank'in bu potansiyeli taşıdığı bir gerçek.
İmkanlar ve koşullar bu sorunun cevabını belirleyecek gibi.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Clough'un Sözleşme İmzaladığı en çirkin futbolcu: Kenny Burns

Cloughie'nin "çirkini" Kenny Burns, santraforken stopere çekildi...
"Sözleşme imzaladığım en çirkin oyuncu kesinlikle Kenny Burns'tü!" diyor Clough. Haksız da değil. Özellikle Burns yaşlandıkça, zaman Clough'u daha da haklı çıkarmış! 

Burns futbola Rangers'ta bir stoper olarak başladı ama sonra Birmingham City'ye geçti ve santrafor olarak oynadı. 6 sezonda 45 de gol attı. Ama 6 yıl sonra Nottingham Forest'e transfer olduğunda, Brian Clough onu tekrar stopere çevirdi. Bir nevi Ertuğrul Sağlam etkisi. Toshack'ın Ertuğrul'a yaptığını Clough, 24 yaşındaki Burns'e yapmıştı o yıllarda.

6 Şubat 2011 Pazar

Clough, Mourinho'ya Benziyor mu?


Son zamanlarda bana o kadar yanlış gelen bir benzetme var ki, bu konuda yazmak istedim. İkisini de takip etme, okuma, izleme imkanı buldum. Mourinho ile Brian Clough çok farklı anlayışlardan gelen iki teknik adam. Benzerlikleri polemikçi olmaları ama polemiğin içeriği ve tartışma şekli dahi çok farklı...

  1. Clough mutlak sportmenlik ister, Mourinho'da her şey mubahtır.
  2. Clough takipçileri dışındaki birçok kişiye göre sempatiktir, Mou takipçileri dışındaki birçok kişiye göre aşırı antipatik.
  3. Clough iğneler, Mou topa tutar.
  4. Clough kibirli-centilmen, Mou kibirli-maço ikondur.
  5. Clough kendiyle dalga geçer, Mou kendiyle dalga geçeni "çıkışa çağırır."
  6. Clough açık alanda oynatır, Mou açık alanı daralttırır.
  7. Clough kendi stilini yerleştirir ve başarılı olur. Mou adapte olup başarılı olur.
  8. Clough dünyanın en ortalama oyuncularıyla çalışır, Mou en iyilerle. (Şartlar eşit değildi tabi, kim en iyilerle çalışmayı istemez ki?)
  9. Clough sıfırdan yıldız yaratır, Mou iyi yıldızları parlatır.
  10. Clough problem çocukları rehabilite edip oyuna sokar. Mou takımdan uzaklaştırır, disiplin ister. 
  11. Clough progresif oyun ister, Mou makyavelist takılır.
  12. Clough'un Peter Taylor'u vardır; ekip işine karşı çıkmaz. Mou tek tabancadır; mutlak otoritesi vardır. *

Dolayısıyla hem başarılarının içerikleri, hem de kişilik olarak Clough ve Mourinho oldukça farklıdır. Tek benzerlikleri polemik yaratan isimler olmaları ve Mou'nun bir keresinde Clough'tan alıntı yapmasıdır ki kendi stiline hiç benzemeyen başka bir antrenör Sacchi'den de alıntı yapmıştır. Alıntı yapması benzerlik kurulması için yeterli değildir.

(*) Hatırlatan goal.com editörü Rafet Baran Eryılmaz'a saygılar. 

4 Şubat 2011 Cuma

Sağanak Yağmurda Maçlar-1

,
Roma - Sampdoria (Serie A Maçı) 29 Ekim 2008
İsviçre - Türkiye (Euro 2008, Grup Maçı) 11 Haziran 2008
DC United - LA Galaxy (MLS Maçı) - 9 Ağustos 2009
Vanautu'da Mahalle Maçı (Her zaman, her yerde)