"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Cesur Yeni Dünya'nın cengaveri: Athletic Bilbao 2011-12

Bu yazı, 13 Mayıs 2012 tarihinde Akşam Gazetesi Pazar Eki'nde yayımlanmıştır.
Kaleciler: Gorka Iraizoz, Raul.
Defans: Ander Iturraspe, Andoni Iraola, Aitor Ocio, Fernando Amorebieta,
Koikili, Mikel San Jose, Xabier Castillo, Borja Ekiza, Jon Aurtenetxe.
Orta Saha: Iker Muniain, Markel Susaeta, Javi Martinez, Ander Herrera,
Carlos Gurpegui, Igor Gabilondo, David Lopez, Igor Martinez.
Forvet: Fernando Llorente, Oscar de Marcos, Ibai, Gaizka Toquero.
Birçok futbolseverin gözü Romanya'nın Bükreş şehrinde oynanan UEFA Avrupa Ligi finalindeydi. İspanya'nın iki takımını karşı karşıya getiren finalde Arda Turan'ın takımı Atletico Madrid, rakibi Athletic Bilbao'yu 3-0 yenerek gülen taraf oldu. Arda maça ilk 11'de başladı ve 90+3'üncü dakikaya kadar oyunda kaldı. Sonuçta iki gol atan Falcao parlarken, skora bir asistle katkıda bulunan Arda da İspanyol basınının övgülerine mazhar oldu.

Fakat skor ne olursa olsun; Arda, Falcao ve Atletico Madrid kadar konuşulan bir başka şey de maç sonunda uzun süre gözyaşlarına hakim olamayan Bilbao'lu futbolcu Iker Muniain ve takımı Athletic Bilbao'ydu. Futbol dünyası bir 'finalde güzel kaybedenle' daha tanıştı.

İSPANYOL BİLE YOK
Athletic Bilbao'nun İspanya'da her zaman bir misyonu olmuştur. O da Bask halkını temsil etmek ve onların milli takımı gibi davranmak. Takım, iç savaş yıllarında kaybeden Cumhuriyetçileri desteklemiştir. O günden bu yana muhalif tavrını sürdüren Athletic'in tüm oyuncuları Bask doğumlu olmak zorunda. Bu misyon dahilinde içlerinde bulundukları ülke İspanya'dan dahi oyuncu almıyorlar. 2008-09 sezonuna kadar kadar takım paraya ihtiyacı olmasına rağmen formasına reklam bile almıyordu. Bu kural bu sene delindi. Yine de reklam Bask ülkesinin içinden bir şirketin reklamı olmak zorunda.

Bu yüzden diğer İspanyol takımları transferde yüz milyonlarca euro harcarken, Bilbao birkaç milyon euro harcayarak altyapıya yatırım yapıyor. Buna rağmen Barcelona ve Real Madrid ile birlikte La Liga'dan hiç düşmeyen üç takımdan birisi. 8 şampiyonlukları var. Son şampiyonlık 1984 yılında...



DELİ DAHİ: BIELSA
Arjantinli teknik adam Marcelo Bielsa'nın gelişiyle iyice yükselen sempati dünkü finalde birçok kişinin boynunu bükük bırakan unsurdu. Twitter'ın hem Türkiye hem de dünyadaki gündem listesinde ne Atletico Madrid, ne de Arda Turan vardı. Buna karşın, Bilbao ve Muniain listedeki yerlerini almışlardı bile...

2002 Dünya Kupası'nda Arjantin'e güzel bir futbol oynatmasına rağmen grup aşamalarını dahi geçemeyen Bielsa için, Barcelona Teknik Direktörü Joseph Guardiola, "O, dünyanın en iyi teknik direktörü. Ondan bir şeyler öğrendiğimiz için şanslıyız" diyor.

Bielsa şu ana kadar uluslararası düzeyde çok büyük kupalara sahip değil. Arjantin'deki iki şampiyonluğu birçok Avrupalı için burun kıvrılabilecek başarı örneği. Arjantin U-23 (23 yaş altı) Milli Takımı ile kazandığı Olimpiyat Şampiyonluğu ise futbol ülkesi Arjantin için bir ölçü değil. Arjantin A Milli Takımı ile Kupa Amerika'da final oynamasına rağmen kupayı alamadı ama Bielsa kurduğu felsefeyle her zaman büyük hoca olarak anıldı.


DÜĞÜNE MAÇ KASETLERİYLE GİDEN ADAM
"Ofansif futbol en basit olanı. Hem başarı hem de zafer için. Arjantinliler olarak bunun farkındayız, bu yüzden böyle oynuyoruz" diyor Bilbao'ya da taşıdığı anlayışıyla. Hiçbir zaman taktik olarak dahi geri çekilmeyen ve risk almaktan korkmayan yapısı ile Bilbao öncesinde Şili'de de bir kült statüsüne ulaşmıştı... Şili Futbol Federasyonu Başkanı Federico Valdes, "Göndermeseydik bir diktatöre dönüşecekti" diye savunuyordu aldığı kararı. Çünkü Bielsa planlarını en ufak ayrıntılarına kadar kurgulamasıyla ünlü. Futbolcu Martin Posse ise "Düğünüme koltuk altında maç kasetleriyle geldi" diyor.

Lakabı 'El Loco' yani 'Deli' olan bu 'deli dahi' şimdi Bilbao'nun başında. Takımını finale kadar taşırken, genç takımdan parlattığı yıldızlar Avrupa'nın dev kulüplerinin listesinde. Geçtiğimiz sezonlarda adları transfer piyasasında bu kadar yüksek fiyatlarla anılmayan forvet oyuncusu Llorente'yi Chelsea, Real Madrid ve Liverpool gibi dev isimler istiyor. Javi Martinez için Manchester United devrede. Ama asıl büyük ilgi Iker Muniain'e.


SEKİZ VİTESİ VAR
İspanyol basını sezon başlangıcında Muniain için 'İspanyol Messi' deyince, yerel Bask basını ayağa kalkmış ve lakabı 'Basklı Messi' olarak anılmaya başlamıştı. Dünkü maçta gözyaşlarını uzun süre tutamayan Muniain kulübün kapısından 14 yaşında girmiş. 16 yaşındayken Bilbao formasıyla oynayan en genç oyuncu olarak tarihe geçmiş. Bielsa'dan önceki antrenörü Caparros onun için; 'Hem anasının karnından GPS'le doğmuş hem de 8 vitesi var' diyor. İspanya U-21 (21 yaş altı) Millî Takımı'yla şampiyonada şampiyonluk yaşayan Muniain artık 19 yaşında ve İspanya A Milli Takımı'nda da oynuyor.

Boyu-posu, hızı, sürati ve oyunu görüşüyle Messi'ye benzetilen Muniain finale gelene kadar takımına büyük katkı sağladı. Yüreğiyle oynayan Bilbao'nun, yürekli genç oyuncusunun gözyaşları uzun süre akıllardan çıkmayacak gibi. Kim bilir, belki de dünya çapında birçok futbolsever, bu güzel kaybeden takımı Süleyman Seba'nın dillere pelesenk olmuş lafıyla anıyordur: 'Gönüllerin Şampiyonu.'

YAŞAR USTA İNİSİYATİFİ
Bilbao'nun galibiyetleri ve hatta alamadığı UEFA Avrupa Ligi kupasında oynadığı final, parayla dönen endüstriyel futbol çarklarının arasına sıkışmış bir çomak olarak, bir Yaşar Usta asaletiyle futbolun fabrikatörlerinin ve para babalarının karşısına çıkıyor.

Bilbao yüz milyonlara varan kadro değeriyle, istediği an refaha kavuşabilecek seviyede olsa ve zaten pek fakir sayılmasa da kendi öz değerlerine değer katan bir kulüp olarak inatçı bir duruş sergiliyor...

Birçoğu altyapıdan yetişen oyuncularla yoluna devam eden Bilbao, internet sitesi transfermarkt.de'ye göre 141 milyon euro değerinde. Finalde yenildiği rakibi Atletico Madrid ise 179 milyon euro değerinde. Bilbao'nun bugüne kadar ödediği en yüksek bonservis 7.5 milyon euro, Atletico Madrid'in ise 40 milyon euro. Yani Bilbao'nun yaptığı harcamalar Atletico'nun çok daha aşağısında olmasına rağmen, takım değerlerinde yakın bir kaliteyi tutturmuşlar...
Teknik direktör: Marcelo Bielsa
Başarılar: UEFA Avrupa Ligi Finali (1), Kral Kupası Finali (1)
Oyun stili: Ofansif futbol, hücum pres, alan savunması.
Diziliş: 4-4-1-1
Anahtar oyuncular: Iker Muniain, Fernando Llorente
Banko oyuncular: Javi Martinez, Ander Iturraspe, Andoni Iraola, Gorka Iraizoz, Markel Susaeta
Beklenmedik katkı: Ander Herrera
Bekleneni veremeyenler: -
Kapsadığı sezonlar: 2011-12

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

4 yorum:

Devil dedi ki...

yanlış hatırlamıyorsam Atletic Bilbao formasına reklamı 2008-2009 yılında almaya başladı yani bu sezon değil :). ayrıca forma renklerini İngiliz Sunderland takımından esinlenerek almışlar.

Kaan Kavuşan dedi ki...

doğru :)

Devil dedi ki...

yine de çok güzel bir yazı ellerinize sağlık :)

7.samuray dedi ki...

Maç sonu üzüldüm. Bu kadar güzel futbol oynayıp-oynamaya çalışıp-seneyi kupasız kapatmaları adil değil. Umarım Kral Kupası finalinde Barça'yı yenerler ve en azından teselli bulurlar.

Eskiden Barça'yı severdim ama A.Bilbao benim için Barça'ya göre hep bir adım önde,çünkü geleneklerini bu kadar derin yaşayan/yaşatan başka bir kulüp yok. Umarım kadroyu bozmazlar ve Bielsa ile devam ederler,inanıyorum bir gün devamlılıklarının ödülünü İlla ki alacaklar.

Not:
yeşil formalarına[reklamsız olanca] hastayım.Çok güzel forma...

Not:
Uzun süredir yeni bir yazı eklemedin. Neyse ki Bilbao ile sahalara hızlı döndün.Ara sıra girip bakıyorum,burada bir sessizlik var...
Cidden Hiç hoş değil,yazmayı unutmayın. :)