"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

16 Ağustos 2013 Cuma

Güle güle Bay Gol: Selçuk Yula

Bu yazı, 11 Ağustos 2013 tarihinde Akşam Gazetesi'nin Pazar Eki'nde yayınlanmıştır. / Renklendirme: Kaan Kavuşan.
Yıl 1985. Fransa’daki efsane Bordeaux-Fenerbahçe maçı…
Fenerbahçe, sekiz A milli oyuncusu olan Fransız Şampiyonuna karşı…
Şerefli mağlubiyetler dönemi…

Orta sahadan gelen bir pasta, Selçuk Yula defansın arkasına sarkıyor, arkasından kayarak müdahele etmeye çalışan Fransızlar başarılı olamıyorlar. Kaleci açılıyor, Selçuk Yula soğukkanlılıkla plasesini vuruyor ve gol… Efsane maçın perdesi açılıyor…

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Kral değilse de Prens: Neymar

Bu yazı, 7 Temmuz 2013 günü Akşam Gazetesi Pazar Eki'nde yayımlanmıştır.
İki-üç senedir, büyülü bir lâf gibi, adı sürekli kulağımıza fısıldanıyor Neymar’ın. Bir Dali tablosu içinde sırıtmayacak absürtlükteki saç şekli, bir Led Zeppelin şarkısı kadar coşkulu deparları ve bir Tarkovski filminin içindeymiş gibi ağır çekimde bile attığı çalımlarıyla, gerçekten de inandırıcı bir büyücülüğü var Neymar’ın. Ama biliyorsunuz ki, herkes büyüye inanmaz ve ardında bir numara olduğunu düşünür.

Şu sıralarda Joga Bonito akımının; yani sonuç ne olursa olsun, ‘önce güzel futbol’ diyen futbolseverlerin vatanı Brezilya’da artık gelmiş geçmiş en iyi oyuncular sayılırken; Pele, Zico, Ronaldo ve Romario gibi efsanelerin yanında 21 yaşındaki Neymar’ın da ismi de anılıyor. “Ronaldo’yu geçecek bu çocuk”, “Messi’den bile iyi olacak” deniyor.

Rock Star Slaven Biliç

Bu yazı, 30 Haziran 2013 tarihinde Akşam Gazetesi Pazar Eki'nde yayınlanmıştır.
Futbol romantizmiyle, futbol realizmi sık sık karşı karşıya getirilir ve tartışılır. Barcelona’cılar, İspanya’cılar, Cruijffçu’lar, Hollanda’cılar, Löw’cüler, entelektüel ve total futbol tutkunları bir yanda… Real Madrid’çiler, Yunanistan’cılar, Rehaggel’ciler, Daum’cular, geleneksel futbolcular ve katenaçyo savunucuları diğer yanda…

İki-üç sene içinde sosyal medyada ve bloglarda oldukça tartışılan, hatta ana akım medyaya da sıçrayan bu konu kendi jargonunu dahi yaratmıştır. Realistler, romantikler için Galeano’nun “Ben bir futbol dilencisiyim” lafına atıfla ‘dilo’ derler! İşte realistlere göre, Biliç tam bir ‘dilo mıknatısı!’

24 Ocak 2013 Perşembe

Total futbolun “İlker”i: Suurbier!

Bu yazı, 16 Ocak 2013 tarihinde FourFourTwo dergisinin internet sitesinde yayınlanmıştır. / Renklendirme: Kaan Kavuşan.
İlker Yağcıoğlu’nun 1997’deki Hollanda maçında kestiği ortayı ve o zamanlar gazetelerde neler yazıldığını hatırlayın: “İlker hayatının ortasını yaptı” diyordu pek çok spor yazarı. İlker Yağcıoğlu çok iyi bir sağ bek olsa da, süratine yetişecek birinin şu devirde çıkıp çıkmayacağı muamma da olsa, hiçbir zaman ortalarının iyiliğiyle anılmayacak. İşte İlker Yağcıoğlu’nun 70’lerdeki Hollanda şubesi de Wim Suurbier’di.

Van Hanegem, Suurbier hakkında espri yaparken; “Kalenin arkasında oturan arkadaşları var, o yüzden topu hep oraya ortalıyor” diyormuş. Bunu anlatan da bir dönemler Hollanda TV’lerinde Ruud Krol ile birlikte (takım arkadaşı, sol bek) neredeyse Hollanda’nın Alpay-Hakan Şükür ikilisi gibi renkli espriler yapan Suurbier’in kendisinden başkası değil. Ama şüphesiz hiç hafife alınacak bir oyuncu değildi Suurbier.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Afrika’ya ilkleri yaşatan adam: George Weah

Bu yazı, 9 Ocak 2013 tarihinde FourFourTwo dergisinin internet sitesinde yayınlanmıştır.
Liberyalı. Avrupa’da yılın futbolcusu ödülünü alan ilk Avrupalı olmayan oyuncu. Afrika’da Yüzyılın Futbolcusu. Politikacı. Hümanist. Devlet başkanı adayı. Bunlar George Weah’ın isminin önüne koyabileceğiniz sıfatlardan sadece bazıları… 

1985 yılında amatör Liberya liginin iyi oyuncularından biri olan Weah, ülkesinin Invincible Eleven adlı takımda oynarken 23 maçta 24 gol atmıştı. Ama aynı zamanda operatör olarak bir telekomünikasyon şirketinde çalışıyordu. Ardından Fil Dişi Ligine, ardından da Kamerun’un Tonnerre Yaoundé takımına geçmişti. 18 maçta 14 gol de orada kaydetti. Dünyanın her yerine oyuncu gözlemcileri göndermesiyle ünlü Arsene Wenger o zaman Monaco’nun başındaydı. Her hafta George Weah hakkında dikkat çekici raporlar alıyordu. En sonunda bu genci izlemesi için bir meslektaşını Kamerun’a gönderdi. Meslektaşı telefonda şöyle diyordu: “Kötü haber: Herifin kolu kırıldı. İyi haber: Yine de oyuna devam etti.”

10 Ocak 2013 Perşembe

Rüzgarın öz oğlu: Steve McManaman

Bu yazı, 2 Ocak 2013 tarihinde FourFourTwo'nun internet sitesinde yayımlanmıştır.
Liverpool şehri her zaman güzel bir rekabete sahne olmuştur: Everton-Liverpool… Zaman zaman ortaya çıkıp rakibine sataşan Shankly’nin sert esprileri dahi bu rekabete gölge düşürmemiştir. Shankly birbiri üstüne “Everton kim? Liverpool’da mı oynuyor?” tarzı açıklamalar yaparken dahi, Britanya topraklarında kırmızı ile mavinin dostluğu devam etti.

İşte 90’lı yıllarda Liverpool’un ikon oyuncularından biri olan Steve McManaman da, aynı Steven Gerrard gibi şehrin mavi-beyaz tarafındaydı. Okul turnuvalarında parlayan bu zayıf çocuk, hemen tuttuğu takımın dikkatini çekmişti. Çok geçmeden teklif de geldi ama şehrin kırmızı yakası daha istekliydi. Özel bir teklifi vardı Liverpool’un: McManaman çırak olarak Barnes’ın yanına girecek, Barnes da bu yetenekli çocukla özel olarak ilgilenecek ve yetişmesine yardımcı olacaktı!

Olimpiyatlara katılacak seviyede iyi atletler olan arkadaşlarını geçen bir koşucu da olan Steve McManaman’ın Liverpool kariyeri böyle başladı.