"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

16 Ağustos 2013 Cuma

Güle güle Bay Gol: Selçuk Yula

Bu yazı, 11 Ağustos 2013 tarihinde Akşam Gazetesi'nin Pazar Eki'nde yayınlanmıştır. / Renklendirme: Kaan Kavuşan.
Yıl 1985. Fransa’daki efsane Bordeaux-Fenerbahçe maçı…
Fenerbahçe, sekiz A milli oyuncusu olan Fransız Şampiyonuna karşı…
Şerefli mağlubiyetler dönemi…

Orta sahadan gelen bir pasta, Selçuk Yula defansın arkasına sarkıyor, arkasından kayarak müdahele etmeye çalışan Fransızlar başarılı olamıyorlar. Kaleci açılıyor, Selçuk Yula soğukkanlılıkla plasesini vuruyor ve gol… Efsane maçın perdesi açılıyor…

Türk futbolun beyefendilerinden Selçuk Yula işte bu soğukkanlı gol vuruşlarıyla şöhreti yakalamıştı. Ankara’nın Şekerspor kulübünde başlayan futbol kariyeri 1979 yılında geldiği Fenerbahçe’yle yükselişe geçti. Geldiği gibi, hızlı deparları, gol vuruşları ve en önemlisiyse mütevazılığıyla hayatlara girdi, posterleri süsledi. İki kez gol kralı olduğu Fenerbahçe’de 7 sezon forma giyip 134 gol attı. Kulüp maddi sıkıntı diye Almanya’nın Blau Weiss Berlin takımına gönderildiğinde, ondan kazanılan parayla Rıdvan Dilmen ve Erdi Fenerbahçe’ye katılmıştı.

Yula ancak, bir sezon dayanabildi vatan hasretine. Döndüğünde Sarıyer’e gitti. 87-91 yılları arasında orada oynadı. Sarıyer’le olan sözleşmesi bittiğinde bonservisini alıp, çok sevdiği Fenerbahçe’ye dönmek için evini satıp yaklaşıp 1 milyon ödedi. Ama vefasızlık vardı, Galatasaray’a düştü yolu. Bir sezon sonraysa “Ben Fenerbahçe’ye karşı oynayamam daha fazla diyerek futbolu bıraktı ‘Bay Gol’ lakaplı Selçuk Yula.

Spor yazarlığı döneminde de taraftarla sürekli iç içe oldu ve kendisiyle konuşan hiç kimseyi, gazeteci-taraftar demeden, geri çevirmedi.

Bordeaux maçında oynayıp da hayatını kaybeden diğer iki takım arkadaşı Hüseyin Çakıroğlu ve Erdoğan Arıca ile beraber, Fenerbahçe’nin cennetteki ilk 11’inde goller atması dileğiyle, biz de Akşam Hafta Sonu Ekleri olarak, Allah’tan rahmet diliyoruz.

Vefatıyla Türk futbol âleminin dört büyük kulübünü ortak paydada buluşturan Yula’yı Fenerbahçe’den takım arkadaşları Abdülkerim Durmaz ve Yaşar Duran’a sorduk, bir de onlardan dinleyelim dedik:


Abdülkerim Durmaz (Takım Arkadaşı)
YOLDA YÜRÜSE YOL YIKILIRDI
Çok üzüldüm duyduğumda. Çünkü Selçuk hem akranımızdı hem de takım arkadaşımız. Şok olduk tabii. Efsane Bordeaux maçında oynayan tayfadan Hüseyin Çakıroğlu gitti önce, sonra Erdoğan Arıca, şimdi de Selçuk. Bir yandan onlar aklıma geliyor, bir yandan da sıra bize mi geliyor diye endişeleniyorum. Karmaşık üzüntüler bir arada. Yıllar gözümün önünden geçti ilk duyduğumda.

İnanın, hiç tanımadığım Fenerbahçeli taraftarlar arıyorlar ve “Abi, başın sağ olsun” diyorlar. Çok büyük insandı. Ben Fenerbahçe’ye ilk geldiğimde, 84 yılıydı. Selçuk’un 5 yılı falandı ve o zamanların en büyük oyuncusuydu. Türkiye’nin 1 numarasıydı. Biz fazla ilgi görmedik, Karagümrükspor’dan gelmişiz falan. Ama o bize yanaştı, muhabbet etti ilk. Gönülden yaptı bunu. Camiayı tanıttı. Diğerleriyle arkadaşlığımız sonradan gelişti.

Şöhretinin farkında bile değilmiş gibi davranırdı. Biz meselâ bir yere giderdik, herkes Selçuk’tan imza isterdi. Arada sırada “Ya biz futbolcu değil miydik?” diye kompleks bile yapardık, şaka yoluyla. Yolda yürüse yol yıkılır yani, öyle biri. Belki biz olsak onun kadar imza dağıtmazdık, burnumuz kalkardı. O, çok mutevazıydı.

Futbolculuğu da çok acayiptir meselâ. Genç nesil fazla bilmez ama bugün oynuyor olsa, Türkiye’de değil Avrupa’nın sayılı kulüplerinde oynardı. Plaseleri meşhurdu, fazla sert şut atmazdı. Süratliydi, gol vuruşu iyiydi. Çok kişi bilmez ama iyi de sıçrardı, daha önce basketbol oynamış çünkü.

Tek üzüldüğüm, keşke Fenerbahçe kulübünde görev alsaydı. Sportif Direktörlüğe çok yakışırdı. Gittiğim her yerde bunu söyledim. Ama belki de kendi istemedi, yani öyle “aman bana iş verin” diyecek bir adam da değildi. Üstelik kulübün bu kadar içinde olmasına rağmen.

Bordeaux maçı unutulmazdır dedik ya, orada çok mükemmel bir gol atmıştı. Anısı da vardır. Bir gün önce Fransa’da kafeye gittik, oturuyoruz. Maçı tartışıyoruz. Bana “Bak, yarın benim kesin bir golüm var. Siz sakın yemeyin. En azından 1-1 biter, umutlu gideriz. Allah aşkına 2 tane yemeyin” demişti. Valla yüzünü kara çıkardık, ama Allah’tan yendik Bordeaux’u…

Selçuk Yula dünya karmasıyla oynasa, “Atarım golümü” derdi. Atardı da. Mütevazı da olsa özgüveni tam, harika bir insandı.


Yaşar Duran (Takım arkadaşı)
AYNI ARABAYLA ANTRENMANA GİDERDİK
Bizim Selçuk’la beraberliğimiz çok eskiye gider. Taa Fenerbahçe zamanından öncesine Ankara’ya kadar uzanır. O zamanlar o Şekerspor’da oynuyordu, ben de Altındağ’da. O zamanlardan tanışırız. Sonra Fenerbahçe’de tekrar buluştuk, 6 sene oynadık beraber. 2 sene de Sarıyer de beraberdik. Çok çok yakın arkadaş olduk bu süreçte yani. Eşini, çocuklarını, ağabeyini yakından tanırım. Benim için çok büyük bir üzüntü bu vefat haberi.

Çok zeki bir futbolcuydu Selçuk. Çabuk düşünür, karar verir, golü koklardı. 2 sene gol kralı da bu yüzden oldu. Fırsatçı bir oyuncuydu ve penaltı oldu mu kesin gol bu derdik, güvenirdik ona. İnsan olarak da çok güler yüzlü, esprili biriydi, kültürdü.

En unutulmaz maçımız tabii ki 3-2 biten Bordeaux maçıydı. O zaman çok önemli takımdı Bordeaux, Fransa şampiyonu. Kadrosunda sekiz A Milli oyuncu var; Giresse ve Tigana da dâhil. O maçta eledik o takımı. İlk golü de Selçuk attı. Unutulmaz bir maçtı.

Selçuk’la ilgili en çok hatırladığım şeylerden biri antrenmana gidişlerimiz. Cem Pamiroğlu, Selçuk ve ben o zaman Sarıyer’deyiz. Kızıltoprak’tan Cem’in arabasıyla çıkardık, yol boyunca eğlenirdik. Cem hiç geç kalmazdı, hızlı şöfordu. Selçuk da o kadar iyi değildi, “Cem’i izleye izleye şoför oldun” diye takılırdık.

Bir yakınımı kaybettim, çok üzgünüm, hâlâ şoktayım.

Doğum tarihi: 8 Kasım 1959
Ülke: Türkiye (21 milli maç, 4 gol)
Pozisyon: Hızlı santrafor, gezici santrafor
Öne çıkan özellikler: Yetenek, çalım, depar, çabukluk, son vuruş
Boy: 1.78 cm
Oynadığı takımlar: Şekerspor (77-79), Fenerbahçe (79-86), Blau Weiss Berlin (86-87)
Sarıyer (87-91), Galatasaray (91-92)
Goller: 251 maç, 97 gol (Sadece lig)

0 yorum: